MŞ FACEBOOK PAYLAŞIMI -1

FACEBOOK PAYLAŞIMLARI (43)

Şirketler neden 50 yaşın üstündeki kişileri üst düzey ve sorumlu pozisyonlar için işe almalı?

Çünkü onlar 50’nin altındakilerden daha üretkenler!

Amerika’da yapılan bir araştırma, bir insanın hayatındaki en üretken yaşın 60 – 70 olduğunu göstermiştir.

70 – 80 arası, en verimli 2. yaştır.

En verimli 3. yaş aralığı 50 – 60’dır.

Nobel Ödülü kazananların yaş ortalaması 62’dir.

Fortune 500 şirketlerindeki CEO’ların yaş ortalaması 63’tür.

Amerika’daki en büyük 100 kilisenin papazının yaş ortalaması 71’dir.

Papa’ların yaş ortalaması 76’dır.

NEJM’de yayınlanan bu araştırma, 60’ta potansiyelin zirvesine ulaşıldığı ve 80’e kadar devam ettiği sonucuna ulaştı.

Öyleyse, 60 – 70 veya 70 – 80 yaş aralığındaysanız, hayatınızın en iyi veya en iyi ikinci dönemini geçiriyor olabilirsiniz.

Kaynak: * The New England Journal of Medicine. 70.389 (2018) *

‪Nerede misafir edilirse edilsin, ne ikram edilirse edilsin, insan kendi evini özler, donanımı nasıl olursa olsun ancak kendi evinde dinlenir.
‪Evimiz, evlerimiz çok şükür henüz kendimizi biraz özgür hissettiğimiz kutsal mekanımızdır. Ah şu aklımızı çelmeye yönelik reklamların evimize girmemesin bir yolu bulunabilse!

*******************************

‪“Sen benim sağ kolumsun” diyen bir kişinin, SOLAK” olup olmadığını araştırın.
‪“Seni dünyalar kadar seviyorum” diyen kişinin aklından zoru olup olamadığını araştırın.
‪“Ben Müslümanım” diyen kişinin kul hakkı yiyip yemediğini araştırın.
‪En iyisi, siz iyice bir kendinizi araştırın!

********************

‪Sevginin, güzelliğin ve sıcacık duygunun korunması, elde edilmesinden daha zordur. Bu değerlere sahip olunca, korunmasına, elde tutulmasına, çok fazla emek verilmeli, çok dikkat edilmelidir. Eğer gerekli özen gösterilmezse sevgi, güzellik, sıcak duygu buharlaşır gider, geri gelmesi ya hiç olmaz ya da çok güç olur. Gelenlerde eskisinin hazzını vermez artık

************************

******************

‪Bir haftadır bekliyorum, hala İsrail’den en küçük bir söylem duymadım Türkiye’nin Operasyonuna ilişkin.
‪Neden Acaba? Konuşmayan bir devlet kalmadı bir tek İsrail’den başka. Neden neden neden….?
‪Bu işin içinde bir iş var ama ne?
‪Bu nasıl bir belirsizlik?
‪Kimin eli kimin cebinde?

*********************

Zaman zaman aklımdan Sayın Şenol Güneş ile Sayın Fatih Terim’i Teknik açıdan ve diğer tüm kişilik özellikleri açısından karşılaştırmak geçiyor, karşılaştıramıyorum!

********************

Tasarruf yapmamanın zararları, tasarruf yapmanın yararlarından dağlar kadar yüksektir. Kişi, aile ve ekonomide tasarruf yapmanın yararları, saymakla bitmez. Ancak, israfın zararlarını saymak ve çaresini bulmak, imkansız denecek kadar zordur. “Yiyin için israf etmeyin.” Hz. Muhammet

*****************

Kendi düşünemeyen, kavrayamayan, anlayamayan insanlardaki akla, ÇAKMA AKIL veya DOLMA AKIL denir. Dolma akıl sahiplerinin doğruları, kendilerinin araştırıp buldukları doğrular değildir. Kendilerini sömürenlerin kafalarına kurnazca yüklediği ve benimsettiği köleleştirme söylemleridir

******************

‪Kavrama, anlama, problemi tanımlama, çözüm yollarını sıralama, birbiriyle karşılaştırarak en uygun çözümü bulma ve uygulama yetisine, AKIL denir. İnsan için hayatta kalmanın, hayatı yaşanır kılmanın tek yolu akıldır. 2019 yılı esas alınırsa, Türkiye’de ÇAKMA AKIL hüküm sürmektedir

*******************

Evrensel ahlak ilkelerine; tüm uygarlıkların,Tek Tanrılı dinlerin, filozofların, evliyaların, gerçek bilim insanlarının, diğer kendini aşmış insanların katkısı olmuştur.
‪Evrensel ahlak ilkelerini içselleştirmiş insanlar; sevgi, barış, eşitlik, olumluluk ve huzur üretmeye çalışır

**************************

Size yüksekten bakan, hava atan, sizi küçümseyen insanlarla yalnızca işiniz icabı birlikte olmalısınız. Yanında huzur bulduğunuz, size değer ve güven veren insanlarla olmaya çalışınız. Sözde büyük insanların yanında görünerek, hava atmaya çalışmanız, sizi değerli kılmaz, tersine küçültür

********************

Abbas Güçlü
“67 Hukuk dekanından 19’u hukukçu değilmiş.4’ü ilahiyatçı,3’ü maliyeci,3’ü tıpçı,1’er tanesi de veteriner, işletme,iktisat, kamu yönetimi,çalışma ekonomisi,siyaset bilimci, ziraatçı, kimyacı,Fransız dili ve edebiyatçısıymış!Hiç şaşırmadım! Diğer fakültelerde de durum farklı değil!”

**********************

Hızlı değişim çağında tüm bilimsel kitapların güncellenmesi gerekir.18 Mart Üniversitesi Eski Rektörü Sayın Prof. Dr. Ali, Akdemir’in tanıtımını yaptığı Örgütlerin yönetimi kitabı, en kapsamlı ve en çok yazarlı ve en güncel bilimsel kitaptır. Tavsiye ederim

********************

Çocuklar, gençler ve hatta orta yaşlılar, “iyi harcanmış bir zaman ya da ömür” kavramının bilincinde olmazlar, olamazlar. Ancak, yolun sonuna yaklaştıkça insan, geçmişini sorgulamaya başlar ve “Ah şimdiki aklımla yeniden bir genç olsam,ben yapacağımı bilirim” der durur. Ne çare!

*******************

Türk halkı, tam 36 yıldır PKK’nın verdiği anlamsız büyük yaraların acısıyla yaşamaktadır. Bu sabırlı ve onurlu büyük millet, sabretti, sabretti ve artık sabrının sınırına geldi. Bu kez, dizgini ve yemi emperyalist ülkelerin elinde bulunan katiller, ya yok olacak ya teslim olacak. Karşılarına tüm gücüyle kararlı ve azimli TSK dikilmiş, ilerlemektedir. TSK’NIN arkasında ise Mustafa Kemal zekası ve Türk tarihi var

*********************

‪İleri akıllı teknolojileri, giderek artan oranda kullanmaya başladık. Akıllı telefonlarımıza ve bilgisayarlarımıza gömülmüş durumdayız. Fizik yakın çevremizden aldığımız kokuları ve tatları dikkate alma yetimizi yitirir olduk. Kahvaltıda çocuklarımız ve eşimizle sohbet etmek zorlaştı. Çünkü, kafalarımızı telefondan kaldırıp birbirimize bakma vaktimiz yok

******************

21.yüzyılda çevrim içi facebook, twitter gibi sanal topluluklar ile çevrim dışı hemşehri, akraba, komşu gibi topluluklar vardır. İnsan hastalanıp yatağa düşse, örneğin Eskişehir veya Kocaeli’ndeki çevrim içi arkadaşlarım, benimle sohbet edebilir ama bir tas çorba getiremez. Teknoloji, bizi bedenlerimizden uzaklaştırmaya başladı

*****************

‪Bir konuyu bildiğini sanan kişiler, öğretmenler, öğretim üyeleri ve yöneticiler, konuya başka bir açıdan veya açılardan da bakmalıdır. Belki de düz diye bildikleri dünya, aslında yuvarlaktır. Eğitim, kendi başına düşünmeyi, araştırmayı, bilgi üretmeyi ve öğrenmeyi öğrenmektir

********************

Türkiye nüfusunun yaklaşık %1,9’u 80 yaşın üzerindeki insanlardan oluşmaktadır. Hala etkileri hissedilen Türk kültüründe, yaşlı kişi evin bereketi kabul edilir. Yaşlıya değer verilir, saygı ve şefkat gösterilir. Öyle olmasaydı, cami sayısı kadar Türkiye’de HUZUR EVİ olurdu. Ülkemiz güzel!

********************

‪Yönetimde, karar verilinceye kadar, herkes fikrini söyler, fikirler tartışılır. Türk Silahlı kuvvetlerinin planlanan suriye operasyonu kararı verilmiş ve harekat başlamıştır. Bundan sonra Türkiye’de yaşayan her kişi, her kurum ve özellikle her siyasi parti, bu kararın arkasında olur, desteğini ihmal eden kim olursa olsun, aklından veya vatan sevgisinden şüphe etmek gerekir

***********************

‪1964 yılına kadar zaten çocuk ve gençtim. 1964 yılından bu tarafa, öğretmen, öğrenci ve öğretim üyesiyim. Ömrüm hep en fazla 25 yaşında olan insanların arasında geçti. 25’in altında olanlar, gülüyordu ve değişime açıktı. Üstündekiler ise, sadece gülümsüyordu ve değişime kapalıydı. Hiç mutsuz olmadım, çünkü beni sadece gençler ya da ruhu genç olanlar sevebildi

**********************

Şu günlerde liberal görüşün karşısında artık emperyalizm, faşizm ya da komünizm gibi anlatılar yoktur. Yalnızca Trump kaosu vardır. Trump olayı, Nihilist (hiççi) bir ortamda ilerlemektedir. Her an biraz daha belirsizlik pompalayan bu ABD lideri, tüm dünyayı hiç durmadan şaşırtıyor

*******************

‪İnsanlık tarihinin doğru tarafında veya yanlış tarafında durmuş liderler vardır. Örneğin Hitler yanlış, Atatürk doğru tarafta durmuştur. Partiler de öyle. Örneğin Çin Komünist partisi, tarihin doğru tarafında dururken, Yeni Osmanlıcı bazı Türkiye partileri tarihin yanlış tarafındadır. Eskidiği için terk edilmiş sistemlerden sihirbazlar bile yeni bir oluşum çıkaramaz

********************

21.yüzyıl, gelmiş geçmiş tüm tabuların teker teker yıkıldığı bir çağın başlangıcıdır. İnternet, dolayısıyla sasyal medya, giderek inter akıla (inter mind) dönüşmeye başlamıştır. Bağnaz din insanlarının yüklemeleri ve tutucu geleneklerin dayatmaları teker teker yerle bir edilmektedir. İnteraklın yarattığı etkileşim, insanlara sorgulamayı öğretmiştir

*****************

‪Sadece cinsel arzu üzerine kurulmuş olan bir ilişki ya da yuva, buzdan bir temel üzerine kurulmuş bir eve benzer. Buz eridikçe bina da çöker.
‪Sağlam bir ilişki, iki kişi arasında bir saygı, sorumluluk, söylev, bağlılık, sabır ve bunların oluşturduğu sevgi üzerine kurulmalıdır

Formun Üstü


***********************

‪Dünyada filızoflar ve evliyalar, hiçbir zaman iktidara gelememişler, iktidar olamamışlardır.
‪Neden acaba?
‪YANIT:
‪Gerçek bir filozof ve evliya, bir kez bile yalan söylemez de ondan.
‪Felsefede ve tasavvufta tutarlılık şarttır.
Tutarsızlık politikanın ya da siyasetin şartıdır
Türkiye’de son 20 yıldır politikacıların söylediği yalanlar alt alta yazılsa, yazının uzunluğu dünyanın çevresini dolanır da artar bile!

*******************

Yer, gök, kainat (evren), toplum, devlet, iktisat, insan, daha ne varsa tümü bir DENGE denkleminde var olur. Örneğin, insan akli dengesini yitirirse, ona deli denir.
‪Maddi varlıkların peşinde koşmak bir uçta, maneviyatın peşinde koşmak diğer uçta.
‪Denge, iki ucun tam ortasındadır.
Peki yaşama heyecan, haz, lezzet katan da aşırılık değil midir?
Peki, dengeyi bozmak da ŞIMARIKLIK değil midir?

******************

‪Birçok korku türü vardır:
‪Şiddet korkusu
‪Kan dökülme korkusu
‪Debrem korkusu
‪Karanlık korkusu
‪Öcü korkusu
‪Sınav korkusu
‪Hastalık korkusu
‪Yaşlılık korkusu
‪İşten atılma korkusu
‪Muhtaç kalma korkusu
‪Evde kalma korkusu
‪Aldatılma korkusu
‪Nefret korkusu
‪Ölüm korkusu
‪Cehennem korkusu

*******************

‪Nerede misafir edilirse edilsin, ne ikram edilirse edilsin, insan kendi evini özler, donanımı nasıl olursa olsun ancak kendi evinde dinlenir.
‪Evimiz, evlerimiz çok şükür henüz kendimizi biraz özgür hissettiğimiz kutsal mekanımızdır. Ah şu aklımızı çelmeye yönelik reklamların evimize girmemesin bir yolu bulunabilse!

*******************

HİZMET ÜRETİMİNİN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ

Hizmetin fiziki varlığı yoktur

Hizmet çıktısı değişkendir

Hizmet müşteriyle karşılıklı doğrudan ilişki kurarak üretilir

Hizmet depolanamaz

Hizmet sunanlar, alanlar ve hizmetin kendisi, birbirinden ayrı düşünülemez

Hizmet yerel ya da coğrafi örgütleme eğilimi gösterir

Hizmet, mala oranla daha sık tüketilir

Hizmetin benzerini veya daha iyisini yapmak mala oranla daha kolaydır

*******************

Aşk, aşk kaldığı sürece acıdır. Aşkın ilk aşamalarında aşıklar, acının üstüne gitmekten çekinmez. Acının o emsalsiz tadından haz duyar, mutlu olur. Zaman içinde giderek acının tadı azalmaya başlar. Aşıklar, acıdan kaçınmaya başladıklarında, artık sevmek istenmez hale gelmiştir

****************

Evren (kainat) hala oluşum halindedir. Allah’ın ve kullarının yaratıcılığı, hiç kesintiye uğramadan sürer gider. Her an yeni binlerce canlı ve cansız varlığın oluştuğu gözlenmektedir.
‪Evrenin oluşumuna olumlu katkıda bulunan insan İYİ, olumsuz katkıda bulun insan da KÖTÜDÜR

*****************

Bir sözün, sözcüğün, cümlenin, simgenin, inancın, olgunun, davranışın zihinde oluşturduğu düşünceye, fikire, nesneye, varlığa, şekile, kavrama, anımsatmaya, ANLAM denir.
‪İçinde felsefi anlam olmayan bir yaşamın, mutluluk getirmesi mümkün değildir. Anlamsız bir yaşam, bencilliktir

*******************

İsteksizmiş gibi görünerek kendini beğendirmek, kendisine biraz yalvartmak amacıyla yapılan hoş davranışa ya da cilveye NAZ denir. Yer yüzünde göründüğü günden bu tarafa kadın, erkeğe oranla daha nazlıdır. Erkek, nazını çekmeyecekse, daha baştan asla bir kadınla ilişki kurmamalıdır

******************

FACEBOOK PAYLAŞIMLARI (42)

“Üretim Yönetiminde Simülasyon Analizi” adlı doktora tezim 1978’de kabul edilmişti. 41 yıl sonra sayın E. İmamoğlu, 1 nisanda “Yaptığım Simülasyona göre sonuç değişmez, İstanbul Belediye Başkanı seçildim” diyerek gündeme getirdiği simülasyon, usulüyle yapılırsa gerçeği verir. Bugün dünyada savaşların sonucu bile simülasyonla ön görülmektedir

*************

Halkın organizasyonuna DEVLET denir. Halk, referandumda “Kim hangi araçları kullanarak hangi işleri yapmaya yetkilidir” önerisini kabul eder ve devlet kurulmuş olur. Sonra anayasaya uygun yasa ve yönetmeliklerle devlet işler. Kim olursa olsun yasalara uymazsa, halka dayatmış ve suçlu duruma düşmüş olur

Fatiha Suresinin anlamına parantez içindekileri de ekledim. 
1- Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2- Hamd; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
3- (O Allah) Rahmân ve Rahîm’dir.
4- Din (ödül ve ceza) gününün sahibidir.
5- (Ey Allah’ım) Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen’den yardım dileriz.
6- Bizi dosdoğru yola ilet. (Bizi dosdoğru yol olan müspet bilim yoluna ilet)
7- Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil. (Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet gazaba uğrayanların ve müspet bilimden sapanların yoluna değil)

***********

İş yaparken kullanılan bilgi, politika, yöntem ve araçların tümüne, TEKNOLOJİ denir. Teknolojiler, dörde ayrılır:
İlkel teknolojiler
Hantal teknolojiler
İleri teknolojiler
Nano teknolojiler
Ayrıntının ayrıntısının ayrıntısını da ölçen ve gösteren teknolojilere NANO teknoloji denir.
Uygarlık ayrıntıdadır. Bilgide, politikada ve yöntemde ayrıntıya inebilen ülkeler uygardır.
Bilgi, politika ve yöntem olarak bir seçim ve sayımı bile yapamayan ülkelere, varın siz bir sıfat bulun!

***************

Bu çağda bilgi, tek başına GÜÇ haline gelmiştir. İran bile, ulaştığı NÜKLEER bilgi ve teknolojisiyle, ABD’ye kafa tutar duruma gelmiştir.

“Bilmediğiniz, sizi asla incitmez.” Gerçeğin farkında değiliz, incinmiyoruz, rahatız. Bu çağda seçim ve sayım hileleriyle kaptırmış gidiyoruz

*************

Verimsizlik, tıkanma ve durma hali yaşayan kurumların yeniden yapılandırılmasına, REFORM denir. Sayın B. Albayrak’ın bugün açıkladığı paket, yeniden yapılandırma değil; halka, işçiye ve memura mecburi tasarruf yaptırarak, iş aleminin fon bulma tıkanıklığını giderme politikasıdır

*************

MAKRO EKONOMİNİN ÖZETİ

Emekli, işçi, memur ve yoksulun geliri artırılırsa, talep hızla yükselir

Zenginlerin, iş aleminin ve sermayedarların geliri artırılırsa tasarruf ve yatırım hızla yükselir

Yatırım yükselirse, işsizlik azalmaya başlar

Döviz fiyatının yükselmesi, turist sayısını artırır

Yıllık büyüme oranı, yıllık işsiz artış oranından büyük olmalıdır

Çin dahil tüm ekonomiler, gelişmişliğini çok düşük işçi ücretiyle (emek sömürüsüyle) sağlamıştır

*************

PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER (MPR=Marketing Public Relations)

Hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı iletişim çabasına HALKLA İLİŞKİLER denir.

Pazarlama yöntemlerini kullanarak halk üzerinde algı oluşturmaya, pazarlama yönlü halkla ilişkiler denir

11 gündür Türk halkı üzerinde MPR yapılmaktadır

*************

Halkın isteklerine, ön yargılarına ve korkularına dayalı olarak yapılan siyaset ve destek arayışına DEMAGOJİ denir. Yerel seçim ve sayımlarda yapılan demagoji örnekleri: Beka, zillet, FETÖ, soğan, patates, varlık kuyruğu, kaydırılmış oylar, soy adına bakarak oy rengini belirleme vb.

**********

Gerçek olmadığı halde olmuş ya da varmış gibi düşünülen ve tasarlanan varlık ve olaylara DÜŞ denir. 20.yüzyılın en önemli filozofu Gilles Deleuze, “Her birimiz az ya da çok başkalarının düşlerinin kurbanıyız. Başkalarının düşlerinden sakının. Başkalarının düşü tehlikelidir” der. Kendinizi yaşayın

*************

Hakim ve savcılar, bir partinin savını savunur duruma gelirse, herkes kendi savını savunur duruma gelir. Böyle durumlarda dava, dünyada ve kamuoyunda yandaş bulamaz. Her kafadan bir ses çıkar. Hakka, adalete ve hukuka güven kalmayınca, insanların temel güvenlik ihtiyacı karşılanmaz hale gelir

*********

Gerçekleri, olayları ve sorunları algılayan, anlayan, değerlendiren, fırsata dönüştüren, çözümler üreten ve uluslararası rekabet üstünlüğü sağlayan bütünleşik yaratma yeteneğine, KURUMSAL ZEKA denir. Bu açıdan bakıldığında Türk Milli Eğitim sistemi, ileri derecede GERİ ZEKALIDIR

**********

İnsan davranışlarının yönünü; umutları, inançları, arzuları ve korkuları belirler. Olumlu güdüleme, insanların umutlarından arzularından, olumsuz güdüleme ise insanların inançlarından ve korkularından yararlanılır. Son seçimde din ve beka vurgusu korkuyu, barış dili ya da barış söylemleri arzuyu tercih etti

********

Ürünlerin dağıtım kanalındaki aracı kurumların elektronik doğrudan satışla ortadan kaldırılmasına, aracısızlaştırma (disintermediation) denir. Üretim maliyeti 20 lira olan bir kazak, en uzun aracılı dağıtımda 48 liraya satılmaktadır. Aracızlaştırmada ise, aynı kazak 28 liraya satılır

*********

HAKSIZ, HUKUKSUZ VE ADALETSİZ İNSANA VE KURUMA YAKIŞAN BİR SIFAT BULMAK ÇOK ZORDUR

“Bir günlük adalet, 60 yıllık ibadetten daha faziletlidir.” Hz. Muhammet.

MŞ SORUSU: Bir insan veya kurum hem haksız hem hukuksuz hem adaletsiz hem de yalancıysa, ona hangi sıfat uygun düşer?

*************

NE YOKSA DEMOKRASİ YOKTUR
Milli Egemenlik 
Seçme ve Seçilme Hakkı 
Katılım 
Özgürlük
Eşitlik 
Çoğulculuk 
Çoğunluk 
Hoşgörü 
Hukuk Devleti 
Kuvvetler Ayrılığı
Dürüst seçmen
Erdemli Politikacı
Adil Seçim ve Sayım sistemi
Bağımsız yargı

SORU: Türkiye’de gerçek demokrasi var mıdır?
MŞ YANITI: Son seçimlerde hiç birisi yoktu!

***********

OSMANLI DÖNEMİNDEN BİR ÖZDEYİŞ: “Osmanlıda oyun bitmez”. BİZANS’TAN BİR ÖZDEYİŞ: “Bizans oyunu”. Bizans’ı ve Osmanlıyı, saray entrikaları veya sarayların bitmez tükenmez oyunları yıkmıştır. Yapay hukuk TÜRKİYE’DEKİDİR. İnsanların sağ duyusu ya da vicdanı DOĞAL HUKUKTUR. Türk insanının sağduyusu yüksektir. Vicdanı asildir. Yeni yapay hukuk uygulamalarının da üstesinden gelir, asıl BEKA sorunu olan Hak, Hukuk ve Adalet sihirbazlarını, siler süpürür çöpe atar

********

Allah, yalnızca evreni ve içindeki canlı ve cansız varlıkları yaratmıştır. Allah indinde makam, mevki, unvan, üniforma, saray ve benzeri insan uydurmaları yoktur. Ölüm, yapaylıkları sıfırlar. Ölenin bıraktığı iyi veya kötü anılar, bilinçlerde yaşamaya devam eder. Bilinçlerdeki Atatürk gibi

**************

Devlet Bahçeli, yaklaşık 2 yıldır politik yaşamını, Sayın Cumhurbaşkanı’na çözülmesi imkansız çelik bağlarla bağlamış durumdadır. Geriye dönmesi politik intiharı olur. Sayın Cumhurbaşkanı bunu bildiği için, Bahçeliyi küstürürüm gibi bir endişe duymaz. Kararlarını özgür olarak alır

***************

İnsanlar, işletmeler, kurum ve kuruluşlar bilişirken, çalışırken ve yaşamlarını sürdürürken, kullandıkları bilgisayar tabanlı araç, gereç ve aygıtların bütünleşik işler durumuna, bilgi teknolojisi denir. Son kuşak bilgi teknolojileri, iletişimde zaman ve mekan sorununu çözmüştür

*************

Tedarik zinciri yönetimi (SCM) bilgi teknolojisi, girişimlere başlıca şu stratejik rekabet üstünlüklerini kazandırır:

1.Stoksuz çalışma

2.Lojistik üstünlük

3.Düzgün üretim akışı

4.Gelir ve kar kayıplarını önleme

5.Maliyet ve fiyat üstünlüğü kazandırma

6.Fırsatlardan anında yararlanma

************

Her çağın kendine özgü genel kabullerine, varsayımlarına, yasaklarına, değerlerine, olayları açıklama biçimlerine, PARADİGMA denir. İnternet çağı, önceki tüm paradigmaları yıkmış ve geçersiz kılmıştır. Türkiye, eski çağların paradigmalara dönmeye çalıştığı için, giderek tıkanmakta, yani paradigma felci geçirmektedir

**********

Bataklık, üzerindekileri içine çeker. Türkiye’de bataklıklar giderek artmaya başladı:

Cinsel taciz bataklığı

Çocuk istismarı bataklığı

Sapık bataklığı

Adalet bataklığı

Hukuk bataklığı

Din istismarı bataklığı

Tarikat bataklığı

Cemaat bataklığı

Politika bataklığı

**********

VERİMLİLİK VE ETKİLİLİK, TEKNOLOJİNİN ÖLÇÜ BİRİMİDİR

Bilgi teknolojisini ve yönetim bilgi sistemini geliştiren, patentini alan, başka ülkelere yüksek fiyatla satan ülke olduğu için ABD, süper güçtür. Bilgi teknolojisi ve yönetim bilgi sistemi, iş ve işlemlerde yer (mekan) ve zaman sorununu ortadan kaldırmış, verimli ve etkili olmanın ölçü birimi haline gelmiştir

*************

“Son zamanlarda politikacılar sık sık “Türkiye güçlü ülkedir” sloganını” vurgular durur. Bu sloganı her duyduğumda aklıma şu sorular gelir:

Hangi ülkelere göre güçlüdür? Üniversiteleriyle mi güçlüdür? Teknolojisi ile mi güçlüdür? AR-GE ile mi güçlüdür? Demokrasisi ile mi güçlüdür? Hukukun üstünlüğü ile mi güçlüdür? İşsizleri ile mi güçlüdür?

************

Tüm canlı varlıklar, DOĞADAŞTIR. Doğadaki tüm geçim kaynakları, tüm canlıların geçinmesi için yaratılmıştır. Paralel alemdeki Cehennem de örneğin, bugün dünyadaki 3,5 milyon insanın toplam servetinden daha fazla servete sahip olan 63 insan için yaratılmıştır. Adaleti bozanlar kim? Doğadaşlarının haklarını gasp edenlerdir

***********

Türkiye’de 1 birim ürün gelirinin yaklaşık % 45’i kâr olarak girişimcinin, % 27’si rant olarak doğal kaynak sahiplerinin, % 20’si faiz olarak sermayedarların ve % 7’si de ücret olarak işçilerin cebine girer. İşçiyseniz sermayedar, sermayedarsanız rantçı, rantçıysanız girişimci olmaya çalışın.

İŞÇİ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

***********

Günlük sıcaklık derecesinin tek başına bir anlamı yoktur. Ancak bu nitelik, bir mantık içinde işlemden geçirilirse, yararlı bir karar değişkeni haline gelir, Örneğin, ne giyeceğine karar vermeye çalışan bir insan için o günkü sıcaklık derecesi, karar sürecinde etken olan önemli bir bilgi durumuna gelmiş olur

*********

Ay’ın ağırlığı nedir?

Green light ameliyatı hangi hastalara yapılır?

İlk evcilleştirilmiş kuş hangisidir?

Konfiçyus ne zaman yaşamıştır?

Dokuz açılı çokgen kaç kenara sahiptir?

YUKARIDAKİLERE BENZER SORULARIN YANITI GOOGLE’DE VAR OLDUĞU İÇİN SINAVLARINDA SORANLAR GERİ ZEKALI ÖĞRETMENLERDİR

*******

Vatan sever, vatandaş sever ve Müslüman olduğunu her fırsatta tekrar eden her TÜRK’ÜN, bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak kendisi için yanıtlaması gereken en önemli soru şudur:

Hangi ülkelerde insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı daha çok, hangilerinde daha azdır veya hiç yoktur? Niçin?

*********

Türkiye’de 1 birim ürün gelirinin yaklaşık % 45’i kâr olarak girişimcinin, % 27’si rant olarak doğal kaynak sahiplerinin, % 20’si faiz olarak sermayedarların ve % 7’si de ücret olarak işçilerin cebine girer. İşçiyseniz sermayedar, sermayedarsanız rantçı, rantçıysanız girişimci olmaya çalışın.
İŞÇİ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

***********

‪Dolar fiyatı dahil tüm fiyatları, arz ve talep tayin eder (belirler). 30 Nisan 2019 itibariyle Türkiye’de dolar talebi çok yüksek, dolar arzı çok az olduğu için, dolar fiyatı artacaktır. Ne zamana kadar mı? DEVLET, dışarıdan bir yerlerden borç alıp Dolar Arzını artırımcaya kadar. Benden söylemesi. Demedi demeyiniz

************

İnsanın her zaman, her yerde ve her koşulda kendi çıkarını gözetmesine, BENCİLLİK denir. 
İSLAM DİNİ HER TÜRLÜ BENCİLLİĞİ KESİN OLARAK YASAKLAMIŞ; Peygamberimiz de, “KOMŞUSU AÇ İKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR (MÜSLÜMAN DEĞİLDİR” ilkesini koymuştur. AK’LILAR bencil değil çok şükür!

***********

‪Gelmiş geçmiş tüm diktatörler ölmüştür. Ancak, insanlardaki özgürlük (hürriyet) özlemi hiç ölmemiş hep canlı kalmıştır. Yönetim, birçok aşamadan geçerek, en son olarak KATILIMCI YÖNETİM aşaması, tüm ileri ülkelerde halkın katılımı ile gerçekleşmektedir. Diktatörlerin huyu değişmez. İyi gidiş kendilerinin başarısı, kötü gidiş halkın suçudur

***********

Tüm canlı varlıklar, DOĞADAŞTIR. Doğadaki tüm geçim kaynakları, tüm canlıların geçinmesi için yaratılmıştır. Paralel alemdeki Cehennem de örneğin, bugün dünyadaki 3,5 milyon insanın toplam servetinden daha fazla servete sahip olan 63 insan için yaratılmıştır. Adaleti bozanlar kim? Doğadaşlarının haklarını gasp edenlerdir

**********

‪Deneyden geçirilmiş bilgiyi ya da deneyle doğruluğu kanıtlanabilen bilgiyi esas alarak karar vermeye ve ilerlemeye BİLİMSEL GİDİŞ denir. Hurafeleri, sloganları, şartlandırmaları veya içe doğuşları esas alarak karar vermeye ve ilerlemeye, KÖR GİDİŞ denir. Türkiye, uzunca bir süredir kör gidiyor ve her alanda tıkanma yaşıyor. Patates soğan, döviz fiyatı tıkanması ve en son olarak da YSK TUKANMASI tüy dikti

***********

‪İstemesem de ısrarla tartışmada benim fikrimi çürütmeye özel çaba gösteren kişiye, aniden şu soruyu soruveririm: “1’in kare kökü kaçtır?” Afallar veya doğru yanıtı veremezse, “Tamam haklısınız, bana müsade” diyerek o kişiden uzaklaşırım. Araştırmayanın, okumayanın, az okuyanın doğrusu tektir.

**********

TEŞEKKÜR: 1968’den 2013 yılına kadar ömrümün 45 yılının içinde geçtiği Anadolu Üniversitesinden dargın ayrılarak İstanbul’a yerleşmiş ve 6 yıl Üniversitemin semtinden bile geçmemiştim. İİBF’nin Değerli Dekanı Sayın Prof. Dr. Ayşe Sevgi Öztürk, telefonda kendi sesiyle PİLAV gününe davet edince, olağanüstü sevindim. Bu nazik davete bugün icabet edeceğim

***********

Liderleri ve politikacıları aşırı derecede yoran, yaşadığı hayat değil, duruma göre takıp çıkarmak zorunda kaldıkları maskelerdir. Bazen dindarlık, bazen milliyetçilik, bazen tam bağımsızlık, bazen devrimcilik, bazen halkçılık gibi maskeleri sürekli takar çıkarırlar ve Kendilerini bile tanıyamaz olurlar

***********

‪Kayaya veya karaya gemisini çarptıran kaptan, gemidekilere “Deniz bitti” demiş. Ekonomi dolara çarptı. Gerçi, sayın Hazine ve Maliye Bakanı da bir garip laflar ediyor ama, lafları kaptanın söylediği gibi ap açık gerçeği yansıtmıyor. Bu tür saptırma laflara, EVELEME GEVELEME denir. Gemi Bakana, “Çabalama kaptan ben gidemem” diyor

***************

Sahip olmak (To Have) insan olmak değildir. Olmak (To Be) insan olmaktır. Hava alanında mala, mülke, cafcaflı giysiye ve sözde diplomaya sahip olduğu her halinden belli bir To Have görüntü, To Be bir hostese, tüm iğrençliğini göstermiştir. Dış görünüşü değil, sözcükleri ele veriyor To Have yaratık olduğunu

**********

Son zamanlarda politikacılar sık sık “Türkiye güçlü ülkedir” sloganını vurgular durur. Bu sloganı her duyduğumda aklıma şu sorular gelir:
Hangi ülkelere göre güçlüdür? Üniversiteleriyle mi güçlüdür? Teknolojisi ile mi güçlüdür? AR-GE ile mi güçlüdür? Demokrasisi ile mi güçlüdür? Hukukun üstünlüğü ile mi güçlüdür? İşsizleri ile mi güçlüdür?

*********

VERİMLİLİK VE ETKİLİLİK, TEKNOLOJİNİN ÖLÇÜ BİRİMİDİR
Bilgi teknolojisini ve yönetim bilgi sistemini geliştiren, patentini alan, başka ülkelere yüksek fiyatla satan ülke olduğu için ABD, süper güçtür. Bilgi teknolojisi ve yönetim bilgi sistemi, iş ve işlemlerde yer (mekan) ve zaman sorununu ortadan kaldırmış, verimli ve etkili olmanın ölçü birimi haline gelmiştir

*****************

Yaşamın yükleri, omuzları çökertir

Söğleyemediklerin, mideni ağrıtır

Sevgilinin sitemi, kalbini incitir

Yaptığın haksızlık, vicdanını sızlatır

Etkilendiğin reklam, cebini boşaltır

Gereksiz istekler, başını ağrıtır

Zalimin zulmü, canından bezdirir

YSK’NUN haltları, isyan ettirir

**********
Duyularla görülen, işitilen, zihinde canlandırılan, üzerinde düşünülen, seyrine dalınan , bir anlam içeren ve bir değer taşıyan varlıklara, ESTETİK NESNE, bunlarla yaşamaya da ESTETİK YAŞAM denir. Türkiye’nin kaldırımları, caddeleri, binaları, sahilleri, çarşıları, trafiği ve diğerleri, estetik yaşantıya birinci öncelik verilerek değil, bazı kesimlerin çıkarlarına öncelik verilerek tasarlanmıştır.

KANT’A göre, estetik yaşantının ayırt edici özelliği, ÇIKARSIZ oluşudur

***********

Hazine ve maliye bakanı Sayın Berat Albayrak, dün yine konuştu ve düşme eğilimine girmiş olan dolar kuru, birdenbire tersine döndü ve hızla yükselmeye başladı. Kur, Sayın Albayrak’ın ağzını açmasına endekslenmiş gibi. Konuşmadığı zaman kur fiyatı düşüyor, konuştuğu zaman yükseliyor

**************

DİL (DEYİŞ BİÇİMİ) TÜRLERİ:

Kuş dili

Hal dili

Gönül dili

Derviş dili

Ermiş dili

Şair dili

Nezaket dili

Sağır dili

Sivri dil

Küfür dili

Hakaret dili

Devlet Bahçeli dili

********

“Bir devlet yönetim biçimi, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince, o yönetim biçimi mahkum olmuş demektir.” Montesquieu
MŞ: YSK, kendisini de emir aldığı yönetimi de mahkum durumuna düşürmüş gibi görünüyor. Bazı yandaş çevreler bu yazı için bana açık veya içlerinden hakaret edecektir biliyorum. Keşke hakaretle adalet sağlanabilseydi!

**********

Borçlu her kişinin,her ailenin,her işletmenin,her devletin, borçtan kurtulmasının yalnızca bir tek yolu vardır:Çok çalışmak,çok üretmek,çok kazanmak,az tüketmek yani tasarruf yapmaktır.Türkiye’de bu yapılmadığı için,halkı yoran vergiler ve döviz fiyatı daha da çok hızlı artacaktır

**********

Tek gerçek sevgi, hiç bitmeyen sevgi, karşılık beklemeden verilen sevgi, en doğal ve en yürekten sevgi ANNE sevgisidir. Hakkın rahmetine kavuşmuş anneme ve diğer merhum annelere Allah’tan rahmet dilerim. Anneler gününüz kutlu olsun!

*********

En iyi sorgulama,DİYALEKTİK düşünmedir.Zıtların çatıştırılması,diyalektik düşünmedir.Her varlık,fikir,tez,kendi zıttını doğurur.Gece gündüzü,güzel çirkini,iyi kötüyü,tez antitezi vb. doğurur.Kuran tamamen kafirlerin itirazına,karşı itirazdan ibarettir.Diyalektik olmak tanrısaldır

*********

“Sayın Bin Ali Yıldırım, hiç bir göreve seçimle gelmedi, atanarak geldi” diyenler var? İlk defa iktidarın her aşamasını en ince ayrıntılarına kadar uyguladığı bir seçime katıldı, bu kez de kendi iktidarı ve iktidarın belirlediği YSK, Yıldırımın oylarını FETÖ’YE çaldırdı. Şansa bak ya. Bu insan yine doğru dürüst bir seçilme tadı yaşayamadı ve mağdur oldu. Seçilseydi, kendisini her göreve atayan Sayın Genel başkanı, İstanbul Belediyesini de ne güzel yönetecekti

**********

Belirli yer, belirli dönem ve belirli koşullardaki yanlış ve doğrular dizisinden, yalnızca doğruların yapılmaya çalışılmasına AHLAK denir. Toplum, kendi tanımladığı doğru davranış tarzlarına uyan kişileri ahlaklı, uymayan kişileri de ahlaksız olarak nitelendirir. 
MŞ SINAV SORUSU: 21.Yüzyıl uygarlık değerleri, evrensel hukuk ilkeleri ve genel kamu vicdanın sesi açısından YSK hakimleri ahlaklı sayılır mı? Sayılmaz mı? Gerekçeleriyle birlikte yanıtlayın

**********

1000 hakim, sonra 100 hakim, sonra 10 hakim bir annelik davasını çözemeyince, dava Hz. Süleyman’nın önüne gelir. İki kadın bir çocuğun annesi olduğunu iddia ediyor ama hiç bir kanıt gösteremiyor. Hz. Süleyman, “Çocuğu ortadan kesin yarısını birine yarısını diğerine verin deyince, kadının birisi “Yalan söyledim, annesi ben değilim” der. Süleyman, “Çocuğun annesi bu kadındır. Hiçbir anne çocuğunun kesilmesini istemez” der. Adalet kılı kırk yarmaktır. YSK, aynı ve farklı dönemlerde birbiriyle taban tabana zıt kararlar vermiştir. Adalet böyle mi belirlenir?

**********

Sultan Süleyman sınırsız yetki sahibi olmasına rağmen, ülkesini yönetirken kanunlara harfiyen uyduğu için kendisine tarihçiler KANUNİ lakabını vermiştir.Ancak şeyhül islam’ı hukukçu Ebusuud, bir hileli fetva ile tek adam padişaha kendi oğlu Mustafayı boğdurttuktan sonra, devletin temeli olan adalet çöktü, devlet yıkılma sürecine girdi ve yıkıldı

**********

YSK baş harfleriyle simgelenen sözde sorumsuz ama, tek adama sorumlu sahte hakim sıfatlı birkaç hak tanımazın hukukun, adaletin, insafın, insanlığın ve tüm güzel değerlerin ırzına geçmesinden önce, tarafsız olmaya çalışıyordum. Şimdi, akıl ve vicdan olarak doğal hukuk yanındayım. Yezidin yanında olmaktansa, Hz. Hüseyin ile şehit olmak ne güzel!

**********

‪Hükümet ve dolayısıyla Merkez Bankası, döviz fiyatı daha da yükselmesin diye TL’Yi kıtlaştırmaya çalışıyor. O zaman da faizler yükselir. Yatırımlar azalır, işsizlik çoğalır. Türkiye’yi yönetenler öyle bir sarmalla karşı karşıyalar ki! Bir taraftan da seçim ekonomisi sıkıştırıyor, oy harcaması yapmazlarsa, İstanbul elden gidecek

**********

‪Sayın Bin Ali Yıldırım, “Asıl mağdur benim” dedi. Çok haklıdır. Çünkü Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Yani TBMM Başkanı iken ortada mahzun bitap gezip duruyor; eline ne verilirse iftarlarda ya da dindarlık simgesi olan yerlerde yavaş yavaş, melul melul okuyor

**********

Merkez Bankası, 15 gün önce dolar kuru yıl sonu tahminini 6.20 TL olarak açıklamıştı. Bugün dolar 6,24. Kime inanacaksınız? Yansız iktisatçıların tahminlerine mi yoksa yanlı kurum ve basının dediklerine mi? Liyakatsız yanlı atanmışlar her geçen gün Türkiye’yi daha da fakirleştirmektedir

**********

‪Arkadaşlar, 17 yıldır dolar fiyatını sürekli yükseltenler, Sayın Cumhurbaşkanına ve yamağı Bahçeli’ye göre, bekamıza göz diken dış düşmanlardır. Ancak bu dış düşmanlara karşı her muharebeyi ya da her savaşı yöneten Sayın Cumhurbaşkanımız kaybettirdi. Şu anda dolar 6.24 yine yenildik. Baş komutanımız ve yamağı, sürekli savaş kaybettiriyorsunuz. Bir kez de kazanın 

**********

‪Seçimden önce maaşımı 5,40’tan dolara yatırmıştım. Şu an dolar 6,20. Aradan 40 gün geçti. Net 1481 Tl kazandım. Ancak, bunun bir haksız kazanç olduğuna inanıyorum. Şimdi kul hakkını yiyen kişi ben miyim yoksa dolar fiyatını yerinde tutmayarak zengin yandaşını kollayan devlet mi oluyor. Enflasyon, zengini daha zengin yapar

**********

1958’de kurulan Anadolu Üniversitesinden tam 7 ünüversite çıkmıştır. Tüm ilk rektörler Anadolu Üniversitesi kökenli olurken, Anadolu Üniversitesinin tüm rektörleri İİBF’DEN seçilmişti. 2019’da ilk kez rektörlüğe ve yardımcılığına Erzurum Atatürk Üniversitesinden 2 proffesör bulunup Cumhurbaşkanı tarafından atanmıştır. Yandaş eski rektör de YÖK üyesi ve YÖK başkan vekili olarak atanmıştır. Bu uygulama bende, İktidar tarafından ele geçirilmemiş tek bir tarafsız kurumun kalmadığı kanısını kökleştirmiştir

**********

Pek çok özelliği yanında aşkın bir özelliği de sır saklamadır. Ancak, aşıkın çok gizli tuttuğu sırrı ve yüreğini kor gibi yakan sevgisi, gözlerinden ve davranışlarından dökülmeye başlar. Aşk, giderek kökleşip kalbin tüm hücrelerini de kapsayınca, artık aşkı gizlemek imkansız olur

**********

MŞ’DEN SÖZDE FIKRA

Şeytan bir konuda aciz kalmış, yalan bulmakta sıkıntıya düşmüş. Devlet Bahçeliye varıp, “Ne olur bir kurnazlık yolu bir inandırıcı yalan ver bana” demiş. Bahçeli gururlu ve vakarlı bir dille, “Git Sayın Erdoğan’dan iste. Eğer önerdiği yol hoşuna gitmezse bana tekrar gel” demiş

***********

Dışarda ABD ilişkisi, içerde yerel seçim karmaşası, Genel Karar Teorisi açısından, Türkiye’de mutlak BELİRSİZLİK ORTAMI oluşmuştur. Teoriye göre, geleceğe ilişkin belirlilik ve risk ortamındaki bilimsel tahminler değil, belirsizlik ortamındaki İYİMSER ve KÖTÜMSER YAKLAŞIM tahminleri yapılır.

********

100 yıl önce Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında, İstanbul, 13.11.1918-6.10.1923 arası tam 4 yıl 10 ay 23 gün süren İngiliz işgali altındaydı. Yani, Yaklaşık 5 yıl İstanbul Türklerin değil İngilizlerindi. Boynunda tutsak padişahın idam fermanı olan o rahmetli büyük Kahraman, İstanbul’u 7 düvelden geri aldı. 1980’den sonrakiler ise, bir PKK’yı bile yok edemedi

**********

Aynı kulvarda rakipler arasında eşit olmayan koşullarda yapılan yarışa HAKSIZ REKABET denir. Haksız rekabetle kazanılan ne varsa tümü haram üstüne haramdır. 31 Martta yapılan seçim ve 23 Haziranda yapılacak seçim, olağanüstü eşit olmayan koşullarda yapıldı ve yapılacaktır. Tek bir kişi, mutlak iktidarlar gücüyle destekli beş kişiyle yarışıyor

***********

ŞEYTAN HANGİ KILIKLARA GİREREK GÖREVİNİ YAPAR

Kibirli insan

Gururlu insan

Yalancı insan

İftiracı insan

Bencil insan

Öfkeli insan

Hırslı insan

Hak tanımaz insan

Acımasız insan

Suçlayıcı insan

Hakaretçi insan

Haset insan

Fesat insan

Kıskanç insan

Kurnaz insan

Hilekar insan

Tuzak kuran insan

Benim dediğim olur diyen insan

Kul hakkı yiyen insan

**********

DEYİM: “SUÇLUNUN TELAŞI İÇİNDE OLMAK”
ABD başkanı Nixon, hilelerini ve suçlarını örtmek için yalan, dolan, iftira ve daha birçok entrika çevirdi, yasaklar koydu. Ama hiçbir çabası sonuç vermedi ve en sonunda da, 9 Ağustos 1974 tarihinde istifa etmek zorunda kaldı. ABD’de istifa eden ilk ve tek başkan oldu.
KISSADAN HİSSE: ?

***********

Farkları yöneten kişiye gerçek LİDER denir.
Yalnızca kendisine benzeyen farkları yöneten kişiye BÖLÜCÜ LİDER ya da BÜTÜNÜN YARISINI YÖNETEBİLEN YARIM LİDER denir.
Bölücü liderler, amaç birliğini sağlayamaz; kurum içi ve kurum dışı çatışmalar yaratarak bütünleşik huzuru, mutluluğu, güveni, adaleti ve fırsat eşitliğini daha da bozarlar. Yalnızca kendine benzeyenlere bazı çıkarlar sağlayarak, kurumlarındaki dalkavuk ve yalaka sayısının çoğalmasına yol açarlar

***********

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, “Tarım yazmak kolay ama yapmak çok zor!”
‪Genetiği değiştirilmiş tohumla üretilmiş tarım ürünlerini yemek zorunda kalan Türkiye şehirlileri, hastanelerden çlkamaz durumda kalmaktadır. Tarım sektöründe genç nüfus değil çok yaşlı nüfus kalmıştır. Tarım ürünleri daha da pahalı satılacaktır

*********

Ara sıra CNN’DE Ahmet Hakan’nın Tarafsız Bölge adlı ortamda taraf tuttuğundan şüphelenirdim. Dün CNN’DE yönettiği Ekrem İmamoğlu söyleşisinde, bu zatın kusursuz bir taraf tutucu ve İmamoğlu’nu tuzağa düşürmek için mayın döşeyici olduğunu gördüm ve çok üzüldüm. ALÇALDIKÇA ALÇALDI! TARAFLI VE YALAKA BASIN TARİHİNDE EN SEÇKİN YERİNİ ALDI

*********

Atatürk değişimdir: ilericiliktir; uygarlıktır; laikliktir; akılcılıktır; bilimselliktir; milliyetçiliktir; çağdaşlıktır; dürüstlüktür; özgürlüktür, bağımsızlıktır; fedakarlıktır; cömertliktir; halkçılıktır; devletçiliktir; yenilikçiliktir; önderliktir; cinsiyet eşitliğidir; cumhuriyettir; sonsuzluktur

*********

Çin’de ABD nüfusunun tümü kadar zengin insan var. Çin’de patentli marka ürünler var. Çin’de AR-GE, icat ve buluş var. Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahiptir. ABD, Çin’in pazarına saldırı yapıyor. Çin, savunma amaçlı rekabet stratejisi uyguluyor. Çin ABD ÜRÜNLERİNE pazarını kapatırsa, ABD teslim olur. Tıpkı Kuzey Kore’ye boyun eğdiği gibi

*********

Güçlü bir kimsenin yasaya ve vicdana aykırı olarak başkasına yaptığı kötü, acımasız, kıyıcı davranış ve işkenceye, ZULÜM denir.

“Zalimler, Şeytanın teşviki ve kışkırtmasıyla zulüm ederler. Onların zulümlerinin temelinde Şeytan vardır.” MELANA

*********

51 yıldır yabancı ve yerli bilim insanlarının eski ve yeni yazılmış işletme ve iktisat kitaplarını, makalelerini okuyorum, derslerde de öğrencilerle tartışıyorum. İktisat, tasarruf etmek (israf etmemek) ve arz ile talebi dengelemek demektir. Türkiye’de aşırı israf ve aşırı dengesizlik vardır. Yaşam için gerekli olan ne farsa, tümünün fiyatının daha da artacağını iddia ediyorum

*********

Bir kimsenin cebinden, çantasından, sandığından ustalıkla, yavaşça, duyurmadan bir değer çalan kimseye, YANKESİCİ denir

“Yankesici gibi tuzak kurma, hileye başvurma. Yankesici boğazına kadar kendi tuzağının içinde kalır.” MEVLANA.

Mevlana’ya göre, YSK ve İktidar, tuzaklarının içinde kalacak gibi görünüyor

***********

m 7 büyük düşmanın (7 düvelin) Çanakkale Boğazından Osmanlının payitahtına İstanbul’a yöneldiğinde, daha sonra da Yunan ordusunun Ankara’ya yürüdüğünde, umutların tükendiğinde, “Ne olacak bu milletin hali” denildiğinde, Allah, bu Millete Mustafa Kemal’i bahşetmişti. Allah yine Bahşeder! Umutsuzluk günahtır

***********

Kurnazlık, doğru olmayanı doğruymuş gibi gösterme, kendi adi çıkarı için dürüst insanları aldatma, aklı ve zekâyı kötü yönde kullanma becerisidir. Ancak kurnazlar, kendi kendileriyle çelişkiye düşmeye başlar, inandırmaz hale gelirler. Kurnazlar konuşurken gözleri şeytanın gözleri gibi oynamaya başlar

********

Temeli, inandırıcılığı, belgesi, kanıtı, mahkeme kararı ve akla uygunluğu olmayan sözlerin ve söylemlerin tümü, söyleyen kim olursa olsun palavradır, propagandadır. Söyleyeni ve bu sözlere inananları küçültür. Erdemli insanlar, dürüst insanlar, Allah’a inanan insanlar palavra atmaz, yalan söylemez. Aptal olmayan insanlar da palavrayı dinlemez ve palavraya inanmaz

***********

Sayın iktidar büyükleri, Sayın içişleri, adalet ve ulaştırma bakanları, kısacası tüm hükümet ve büyük olup büyük kalması şart olan Sayın Cumhurbaşkanım, insanlık Tarihinde en eski değişmez bir kural var: “Acquila non capit muscas = Büyükler küçüklerle uğraşmaz.” Büyük kalmalısınız

***************

‪İstanbul belediye başkanlığı ip çekme yarışına benziyor. İpin bir ucunu, en başta Sayın Cumhurbaşkanı ve diğer tüm devlet gücü asılıyor, tüm gücüyle çekmeye çalışıyor. İpin diğer ucunu da halkın cüzü bağış gücüyle çekmeye çalışan, inatla direnen tek kişi, İmamoğlu var. Adalete bakın! Hiç olmazsa devlet olarak gücünüzü, biraz da oy hırsızlarını yakalayıp mahkemeye vermeniz gerekmez mi? Çünkü hırsızlık değil, mazbata gaspı söz konusu

***************

‪B.A.Yıldırım, “Seçimde görevini yapmayanlar yüzünden ben madur oldum” dedi. Kendisi ise köprü, tünel, metro, hava alanı, liman ve diğer ulaştırma alanlarında görevini hedaplı ve tutumlu yapmadığı için, tüm Türk halkı madur oldu ve olmaktadır. Yap işlet uygulamasını, geçiş garantili dolarlar ödemesine endekslemiştir. Geçilmediği için halkın vergilerinden dolar olarak tazminat ödenmektedir. Kime ödenecek? Yandaş müteahhitlere tıkır tıkır ödenecek tabi

*****************

Mutlu olmak için fazlaya gerek yok. Sağlıklı bir ruh ve vücut, kimseye muhtaç etmeyecek bir gelir, güven duyulacak bir iki dost, aynı yastıkta uyuyabileceğin hırsı olmayan kanaatkar bir eş, küçücük bir ev, yeter mutlu olmaya. Ancak elmanın, portakalın ve mutluluğun yarısını diğerine ve diğerlerine vermelisin

***************

Google gibi arama motorlarından bedavaya elde edilen bilgilere, ÖLÜ bilgi denir. Know-how, Patent, Lisans, franchisin, yazılım gibi tekel altına alınmış bilgileri tekel fiyatı ile satmaya, BİLGİ PAZARLAMASI denir. Türkiye, bilgi üretip pazarlayamadığı için, döviz fiyatı giderek artacaktır. Cami ve Cami Avlularında politika yapmayı bırakın da bilimsel araştırma ortamlarında Devletin bekası için ter dökün. Din sömürüsü, kolay politika yöntemidir. Bilim politikası devlet adamlığıdır

**********

ATASÖZÜ: Akıl yaşta değil baştadır

Fatih İstanbul’u aldığında 21 yaşındaydı

Mustafa Kemal TBMM’Nİ açtığında 39 yaşındaydı

Mustafa Kemal Cumhuriyeti kurduğunda 42 yaşındaydı

Sayın Cumhurbaşkanı şu anda 65 yaşında

Sayın B. A. Yıldırım şu anda 70 yaşında

BİLGİSAYAR DESTEKLİ SİMULASYON, TECRÜBEYİ GEÇERSİZ KILMIŞTIR. Yani bugün tecrübe, üstünlük değil, tam tersine çağın gerisinde kalmışlığı gösterir. Çünkü, simülasyon denklemlerine veriler girilince en doğru ve en isabetli kararlar alınmış olur

*************

Uzun dönemli hedeflere ulaşmak için izlenen yola STRATEJİ, kısa dönemli amaçlara ulaşmak için izlenen yola POLİTİKA denir. Yunus Emre ve diğer İslam evliyalarının geliştirdiği sevgi stratejisini, dinci politikacılar, halkın yarısını sevme yarısından nefret etme durumuna çevirdi

************

TÜRKİYE’DE OLMAYAN POST MODERN POLİTİKALAR

Dengeli kalkınma politikası

Yaparak ve yaşayarak eğitim politikası

Sanat politikası

Özerk üniversite ve bilim politikası

Yönetişim politikası

Hukukun üstünlüğü politikası

Tarım ve orman politikası

************

Hitler’in propaganda dehası ve çok büyük yalan ustası olan Goebbels, “Yeterince büyük bir yalan söyler ve bu yalanı sürekli tekrar ederseniz, sıradan insanlar bu yalana inanmaya başlar” ilkesini geliştirmiştir. YSK gerekçesinde belirtilmemesine rağmen, sürekli “Oy hırsızları oyları çaldı” yalanı gibi. Yalan bütün kötülüklerin temelidir

************

İnsan kalbindeki yaratılıştan gelen ışığa ADALET ve VİCDAN, insan beynindeki yaratılıştan gelen ışığa da AKIL ve ZEKA denir. Şeytanın bile bazen akıl danıştığı bazı politikacılar ve din satarak zenginleşenler, fıtrat ışıklarını mümkünse söndürerek, değilse karartarak, oy ve servet toplama yarışına girerler

***********

Müslüman geçinen, ancak Yüce Kuranın tanımladığı Müslüm insan davranışlarından uzak bir cemaat çölünün ortasında yapayalnız, kimsesiz, savunmasız bir inançlı vatandaş olarak yaşamaya çalışırken, ilk yumruğun öğrencilerinden, meslektaşlarından ve bazı ilahiyat profesörlerinden gelmesi ne acı!

***********

İnsanları düşünce, fikir, inanç, tercih, eylem ve yargılarında serbest bırakmaya, kendisinin ve çoğunluğun görüşüne aykırı görüşlere, yan tutmadan, insana ve insanlığa saygılı olarak gönülden katlanmaya, HOŞGÖRÜ denir. “Yaratılmışı hoş gördük yaratandan ötürü.” Yunus Emre. AK’çılar, bizi hoş görün lütfen

***********

Kandıramazsın beni

Susturamazsın beni

Durduramazsın beni

Ben kötüyüm sen iyi mi?

Ben gayrı adil sen adil mi?

Be gayri Müslüm sen Müslüm mü?

Ben diplomasız sen diplomalı mı?

Ben cahil sen alim mi?

Ben kul hakkı yerim sen yemez mi

Ben haksız sen haklı mı?

Ben hırsız sen masum mu?

Ben çalan sen çalmayan mı?

************

Yahudiler, Hz. İsa’ya, “Bu kadını zina ederken bulduk. Musa böylesinin recm (taşlayarak öldürme) edilmesini emretmişti, sen ne dersin” derler. Musa, parmağıyla büyük bir aynayı işaret ederek, “Aranızda günahsız olan ilk taşı atsın” der. İstisnasız hepsi, aynada kendi günahlarını görünce, kaçıp gitti

**********

Tevazu (alçak gönüllülük, gösterişsizlik, yalınlık) insanın kendi değerini azaltması değil, başka insanlara değer vermesidir.

Bir insanın yanında rahat ediyorsanız, o insan kesinlikle mütevazi ve yalındır.

Dikkatli bakılırsa, tevazu sahibi kişinin yüzünde Cennet ışıkları (nur) görülür

**********

Evrenin sonsuzluğunda sonlu insan varlığı, noktanın sonsuzda biri bile değildir. O halde bunca kibir niye? İnsanlara tepeden bakmayı bırak, yanlışlarını kabullen, yeni fikirlere açık ol, kimseyi incitme, hakaretçi egodan nazik egoya geç, inançlara saygılı ol, haksız rekabet yapma

*********

Devletin beka sorunu, önce ruhlarda tecelli eder. Aşağılayıcı dil, kibirli davranış, inançlara saygısızlık, haksız rekabet, iftira, yalan, hile, torpil, israf ve diğer ruh vebaları tedavi edilmezse, devlet bölük bölük bölünür ve Türkiye’nin bekası olağanüstü büyük tehlike altına girer

************

Dinciler, işlerine geldiği zaman İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u göklere çıkarırlar. Ancak, bu büyük insanın ahlakını ve yaşamını örnek almazlar. Akif, kendisine verilen 500 (bugünkü değeri 5 milyon) TL ödülü, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye giysi diken vakfa bağışladı

**********

Haksızlığa uğrayan ve baskı altında ezilen, kendisine zulmedilen, zulüm gören kişiye MAZLUM denir. Örneğin, İhsan Eliaçık, Ekrem İmamoğlu gibi!

“Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste!”

Her gün daha da yoksullaşmakta olan Türk Halkının % 60’ı mazlumdur. Mazlumların ahını duyması gerekenlerin kulaklar tıkalı, gözleri kördür. Onlar için tek sorun, İstanbul Belediye Başkanlığını geri almak

***************

Doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet ve ahlak kurallarına aykırı bir biçimde rekabeti bozan davranışlara, HAKSIZ REKABET denir. Kul hakkı yendiği için haksız rekabet yapanlar, çok büyük günah işlemiş olur. Devlet gücü, iktidar gücü, ve hükümet gücü karşısında tek İmamoğlu olayı, HAKSIZ REKABETTİR. İmamoğlu hakkını helal etmezse vay hallerine!

*****************

Yılda bir kez derisini değiştiremeyen YILAN kesinlikle ölür. Değişim yasası çok acımasızdır. Dinazorlar değişemediği için fosil olmuştur. İstanbul’u 25 yıldır yönetenler hiç değişmedi.

İstanbulluların değişim arzuladığı bu seçimde, mevcudu (statükoyu) savunan Binali’nin kaderi! Bakanlık gitti, başbakanlık gitti, TBMM başkanlığı gitti, Büyükşehir başkanlığı umudu gitti. Gitti gidiyor

******************

İnsanlar 60 yaşın üzerine çıkınca, kime ne söylediğini unutmaya başlar ve kendisini nezaket gereği dinleyen insanlara, daha önce defalarca anlattıklarını aynen anlatır durular. Bu yaşlılık sendromu, Sayın Erdoğan ve Binali’de de var. 17 yıldır söylediklerinin aynısını her fırsatta aynen söyleyip duruyorlar

****************

ÖZDEYİŞ: Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz. Türkiye’de yaşayan devlet görevlilerinin, en az 25 yıl önceki mal varlıkları incelenmelidir. Emsallerine göre anormal bir fark varsa ve malı eşlerinden ya da kumardan kazanılmamışsa, anormal mal, kesinlikle kul hakkıdır, haramdır. Emsallerine göre, her gün her fırsatta çok konuşanlar da yalansız konuşamazlar

********

19 Tem.2019

Modern matematik, fizik, kimya, mantık, felsefe, estetik, sanat tarihi, müzik, tiyatro ve diğer alanlarda, 10 dakikacık bile sistemli konuşmaktan aciz olan sözde dindarların Yüce İslam Dini hakkında ahkam kesmeleri,İslam dininin “Haddini Bil” şartını ihlal etiği için çok günahtır.

Yüce Allah, en iyi anlatan, açıklayan ve öğretendir. Profesyonel (gelir için söylem ve eylemde bulunan) kişileri dikkate almayınız. Yüce Kuranı, amatör bir ruhla kendiniz okuyun, kendiniz anlayın ve gereklerini kendi özgür iradenizle yerine getirin

**********

1 Ağs 2019

‪Doğru olduğunu sandığınız kabul ve düşüncelerinizden kuşku duyun ve doğruluğunu sorgulayıp bilimsel bulgularla güncelleyin.
‪Evren, evrendeki varlıklar, gerçeklerin yapı ve işleyişi, insan, insan ilişkileri hakkında doğru bildiklerimizin doğru olma ihtimali son derece düşüktür

********

1 Ağs 2019

‪İnsanın bir eli yağda bir eli baldaysa, sağlığı iyi ise, gökyüzü mavi güneş parlaksa, o insan, dertlerin hep başkalarının başına geleceğini düşünür. Bu sahte bir güvenlik duygusudur. Ömür, pürüzsüz bir çizgi değildir. Çizginin maksimum ve minimum noktalarına inilir çıkılır. Her iyi gidişe şükretmek, her kötü gidişe sabretmek gerekir

*********

İnsan, görmezden geldiği her neyse ondan asla kaçamaz. Bu dünyada hiçbir dert kendiliğinden yok olmaz. Tam aksine görmezden gelinen sorun, kendisini göstermek için daha da büyür ve çözümlenmesi daha zor hale gelir. Problemi anında görerek eriyip gitmesine bir şans verilmelidir

Formun Üstü


***********

Yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın içimizde bıraktığı ağrı ya da en doğrusu vicdanımızda bıraktığı sızı, hiç dinmez hatta her geçen yıl daha da artarak büyür. Ancak, yaptıklarımız ya da yapmadıklarımız doğruysa, bu kez ağrı veya sızının yerini tatlı bir huzur kaplar, mutlanırız

***********

Sevenin sevgiliyi boyuyla, teniyle, saçıyla, tavrıyla, aklıyla ve benzeri üstün özellikleriyle yüceltmesi eksik kalır. Sevgiliyi, tüm kusurlarıyla bir bütünlük içinde görüp sevmek gerekir.En başta kusurlarıyla birlikte sevmeyenlerin,ilerleyen zamanlarda artık sevmeme veya ayrılma olasılığı büyüktür

***************

Bir kabule, bir düşünceye çok sağlam bir biçimde içten veya gönülden bağlı bulunmaya, onu % 100 güvenle doğru saymaya İNANÇ denir. inançkar kanıtlanamaz; sadece inanılır.
‪Bir kişinin sizi sevdiğini veya size aşık olduğunu düşünmeniz inançtır. O kişiden sevgisini veya aşkını ispat etmesini istemeyiniz. İsterseniz, sorunu kendi inancınızın sakatlığında aramanız gerekir

Formun Üstü


****************

‪Mal, hizmet ve bilgi üretiminde gücü ve bilgiyi biriktirme, denetleme, işleme, iletme ve diğer süreçlemelerde kullanılan makinelerin, araç/gereçlerin, aygıtların, yöntemlerin ve benzerlerinin tümünü kapsayan uygulama bilgisine, TEKNOLOJİ denir. İleri teknoloji kullanımı maliyet, kalite, hız, işlem esnekliği açısından rekabet üstünlüğü sağlar

****************

Nefsime “1 lokma yersen 1 adım, 2.lokmada 200 adım, 4.lokmada 500 adım, 6.lokmada 800 adım, 8.lokmada 1200 adım, 10.lokmada 1600 adım, 12.lokmada 2200 adım, 14.lokmada 3000 adım, 20.lokmada 5000 adım, 25 lokmada 8000 adım yürümem gerekiyor” diyerek, kilomu korumaya çalışıyorum

**********

‪İşletme ve diğer kurumların iç ve dış müşterilerinin talebini karşılamak için alanlarında veya depolarında tuttuğu değerlere, ENVANTER denir.
‪Hammaddeler,yardımcı maddeler,malzemeler, yarı ürünler,bitmiş ürünler,işgücü,işletme sermayesi, araç/gereçler,makineler, envanter türleridir.
Envanterin alanlarda ve depolarda boş bekletilmesi, İSRAFTIR, dolayısıyla maliyetleri artırır
Stoksuz çalışmayı gerçekleştiren kişi, EN İYİ YÖNETİCİDİR

Formun Üstü


**********

Hayatı, bir matematik denklem gibi dengelemek mümkün değildir. Bir tarafı hep ağır basar. Kimi zaman yaşam terazisinin acılar tarafı, kimi zaman hazlar tarafı altta kalır. Kim oynar bu insanların yaşam terazisinin ayarıyla? Bence, inandığı dinin gereklerini yerine getirmeyenler!
Özellikle “Müslümanım” dediği halde, İslam Dininin maddi ibadetlerini yerine getirmeyen (paylaşmayan) bencil zenginler, yaşam terazisini yoksullar aleyhine sürekli bozmaya çalışır

*****************

‪Geleneksel felsefelere ve tek tanrılı dinlere göre insan, mutluluğun sırrını kendiyle ilgili gerçeği bilmede, kim ve ne olduğunu iyice anlamada aramalıdır. Örneğin bizde Yunus Emre, “İlim, ilim bilmektir; ilim, kendin bilmektir; sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır.” demiştir

***********

‪İşverenler, yöneticiler, anne babalar, eşler, dostlar, komşular, evlatlar, aslında kendisi olmak isteyen insanı, sürekli olarak başka bir insan, başka bir varlık yapmaya çalışır. Bu etkilere direnme gücünü yitirenler, en sonunda özgürlükten vaz geçip GÖNÜLLÜ KÖLE olmaya razı olur

*********

‪Mutluluk verici değerler sayıya gelmez. Para, parayla ilgili dertleri çözer. Mutlu olmak isteyen insan, maddi değerlere daha az önem verirken sevgi, saygı,iyilik, çevrecilik gibi güzelliklere daha çok önem vermelidir. Satın alınamayan güzellikler de var. İçten bir gülümseme gibi

**************

Eşler veya birlikte yaşayan sevgililer, ötekinden kendisini mutlu etmesini beklerse, büyük olasılıkla hayal kırıklığına uğrar. 
Bir evi yuva yapan, içindeki güven,saygı, sevgi, muhabbet ve şefkattir. 
Eşler ve sevgililer, mutlu olabilmek için önceliği, kendinden önce ötekini mutlu etmeye vermelidir

**************

‪Bütünleştiren, kararlarda tutarlılık sağlayan ve ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmaya yönelik ortak ileri görüşe, VİZYON ya da STRATEJİ denir.
‪Strateji üç aşamada belirlenir:
‪Ülkenin ilk hedefini tanımlama
‪Ülkenin rekabet üstünlüğünü tanımlama
Ülkenin yaratıcı eğitim yapısını tanımlama

**************

ABD, ÇİN, Japonya, Almanya ve diğer gelişmiş ülkeler, az gelişmişlere araştırma geliştirmeye dayalı katma değeri yüksek donanım, yazılım ve teknoloji ürünleri satarak rekabet etmeye çalışırken, Türkiye, katma değeri düşük klasik ürünleri, işçilik maliyetini düşük tutarak üretip rekabet etmeye çalışmaktadır. Yani memur ve içi emeğini açlık sınırında tutarak ayakta kalmaktadır

***********

Dünyaca ünlü gelmiş geçmiş tüm ünlü iktisatçılar, ülkede tekel veya oligapol rekabet koşulları geçerli değilse, tüm fiyatların arz ve talebin kesiştiği yerde oluştuğunu söyler.
‪Dün Merkez Bankası, emirle tasarruf fiyatını (faizi) 4,25 düşürdü. Bankalar, girişimcilerin talep edeceği parayı, bir yerden bulmalıdır. % 100 olasılıkla dış borç bulunacaktır
MŞ: Yüksek faiz tasarrufu ve mevduatı artırır. Önce tasarruf, sonra yatırım

**************

‪İyi veya kötü, doğru veya yanlış, karlı veya zararlı, güzel veya çirkin ve benzeri karşılaştırmaları yapmaya DÜŞÜNME denir.
‪Hangi şıkkı tercih ederseniz öyle davranırsınız. Ya da nasıl düşünürseniz öyle hissedersiniz. Tercihleriniz sizi akıllı, az akıllı veya deli olarak nitelendirir

******************

İnsanlara zarar veren, onları inciten sözlere, davranışlara, iş ve işlemlere kötülük denir. Kötülük yapan insanın kötülüğünü aklayan ( meşru gören) hiçbir din yoktur. O halde, neden yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu ileri sürülen Türkiye’mizde insanlar birbirine her an, her yerde kötülük yapar zarar verir?

***************

‪Allah’ın rahmetini ifade eden ER-RAHMAN adı; dünyada mü’min- kafir ayırt etmeden tek tek her insana (yaklaşık 8 milyar insana) rahmet eden ve tüm mahlukata nimet veren Allah’ın Yüce İsimi anlamına gelir.
‪İnsanları ayırt ederek eşit iş, işlem ve davranışta bulunmayanlara Müslüman denir mi?
MŞ: Din tüccarı denir

****************

‪2019, ABD’NİN Ay’a insan idirip aynı insanı dünyaya geri getirişinin 50.yıldır. ABD, ayda üst kurup, Mars’a insan indirmek üzeredir.
‪Türkiye, liseleri imam hatip lisesine dönüştürmektedir. Üniversitelerin yapı, işleyiş, özgür araştırma ve özerkliği YÖK ile giderek yok edilmektedir
Üniversitelerin, 2019’daki eğitim, öğretim ve bilgili mezun düzeyi, 1970’li yılların lisesi düzeyine indirilmiştir

***********

Bir iyi niyet mesajına, yalnızca “tşk” şeklinde yanıt vermenin karşı tarafta şu şekilde algılanacağını bilmeniz gerekiyor: “Öyle gururlu insan ki, kendini ne sanıyor bu zavallı?” Onun gözünde benim hiç olmazsa “teşekkür” yazmaya katlanacak kadar değerim yokmuş.”
‪“Tşk” diye üşengeç yanıt vermektense, hiç yanıt vermeyin daha iyidir

***************

‪İleri teknoloji ve ileri teknoloji kullanımının anlık yaşamı egemenliği altına alması, değişim hızını dünyanın dönüş hızına eşitlemiştir. Çağın adı HIZ ÇAĞIDIR. Hız çağında insanlar, uzun yazıları veya iletileri okumaz. Bu nedenle, mesajlar, en fazla 140 karekterle verilmeye çalışılır

***************

‪İnsan yaşamı için gerekli, değerli ve kutsal sayılan yiyecek, içecek, özellikle de ekmek gibi varlıklara NİMET denir.
‪Yokluk, sıkıntı, zorluk, yorgunluk ve çok büyük masrafa da KÜLFET denir.
‪Türk devlet ve toplum yaşamında KÜLFET NİMET eşitliği olağanüstü bozulmuş, zulüm başlamıştır

*************

‪Bugün değeri bilinen paranın belirli bir faiz oranı üzerinden dönem sonundaki değerini hesaplamaya FAİZLENDİRME, dönem sonundaki değeri belli olan paranın bugünkü değerini hesaplamaya da İSKONTOLAMA denir
‪Yüksek faizle borçlandırarak insanı köleleştirmeye de VAHŞİ KAPİTALİZM denir

****************

‪Hiçbir acı; hakkı yenmişliğin, horlanmışlığın, aşağılanmışlığın, vefasızlığa uğramışlığın ve yok sayılmışlığın acısı kadar acı değildir.
‪Türk halkının çok büyük bir kısmı, bu tür acıları çekmektedir. 
Neden acaba?
‪Tüm mutsuzlukların sebebi, yönetimdir. Yönetim adilse, acılar azalır

***************

Vicdan, bütün hücrelerimizle içimizde bizi Allah’a çağıran ilahi sestir. Hatta vicdan, Allah’ın içimizde yankılanan sesidir.
‪% 99’unun Müslüman olduğu iddia edilen Türkiye insanında ve özellikle de Türk üst yöneticilerinde, bu sesi duyanların sayısının giderek azaldığını görmek çok acı

****************

Bizim Orhan Pamuk ve diğerlerinin koşarak almaya gittiği çok büyük dolarlı Nobel ödülünü, “Siz benim eserimi anlayıp not verecek donanımda değilsiniz” diyerek ret eden J.P. Sartre, “TV’de kendimi konuşurken görsem bile doğruluğuna asla inanmam” demiştir. Filozof olmak budur işte!

*****************

Yüce Allah’ın Yer Çekimi,Suyun Kaldırma Gücü,kalbin atışı,Dünyanın dönmesi gibi tüm yasaları, insanların değiştirilemez genel kaderidir.Bir de her insanın İlahi Defterde (Levh-i Mahvuzda) yazılı özel kaderi vardır.İnsan sabrederse,dürüst çalışırsa,kabulü mümkün dua ederse,defter elinde olduğu için Allah dilerse,özel kaderin bazı yerlerini silip yenisini yazabilir

****************

İnsanların hemen hepsi, sorun çözücü ve yaratıcı düşünürler olarak doğar. Ancak, güncellenmemiş çağ dışı eğitim, insanların büyük bir kısmının yeteneğini köreltir veya dumura uğratır. Eğitimin yüklediği çağ dışı düşünme kalıpları, insanları akıllarını kiraya vermiş duruma düşürür.
Ecdadın en değerli insanlarından birisi olan Rahmetli Atatürk’e olumsuzluğun ve hazımsızlığın sebebi de her an yüklenmeye çalışılan çağ dışı düşünce kalıplarıdır

****************

Rahmetli Hukuk hocamız Yusuf Ziya Binatlı, idam cezaları da vermiş olduğu uzunca hakimlik deneyiminden sonra profesör olmuştu.Hemen her ders bize şu öğüdü verirdi: “Evlenince eşlerinizin ailesine saygılı olun, ama sakın aile işlerinize onları karıştırmayın. Yoksa çok üzülürsünüz, Pek çok boşanmada, geçimsizliğin sebebinin her iki tarafın aileleri olduğunu gördüm. ”

****************

‪İnsan, hammadde halindeki kendisini özenle işleyerek, kendisinden iyi, kaliteli, doğru, olgun ve erdemli insanı çıkarabilmelidir.
‪Dünyaya gelmenin asıl sebebi budur.
‪Ham insan, ancak nefsiyle savaşarak, bilimsel eserleri okuyarak ve eserlerin gereğini yapmaya çalışarak erdemli insan haline gelebilir

****************

‪Duygusal beklenti açısından kazandığınının kaybından az olmasına HÜSRAN denir. Gelir, açısından kazandığının kaybettiğine değmemesine ZİYAN denir. Ne yazık ki Türk insanı genelde, her iki açıdan da hüsran ve ziyanı yaşamaktadır. Özellikle ebeveynler ve emekliler, hüsran içindedir. Duygular ve gelirler, her yıl diğer yıllara göre, geriye doğru hızla yol almaktadır

*************

İngilizce to have sahip olmak ve to be var olmaktır. Fransızca verbe avoir sahip olmak ve verbe etre var olmaktır. Türk kültürü, sahip olmayı önemsetirken, var olmayı ihmal eder. İnsan kendisi değilse, sahip olduklarının hiçbir anlamı yoktur. Bir taraftan malının kölesi olurken, diğer taraftan da doğal kişiliğini yitirerek kendisine mal vadedenlerin maşası olur

***************

Babası, “Benim oğlum bina okur döner döner yine okur.” Türk ve Orta doğu dünyası, yaklaşık 1400 yıldır İslam dinini tartışır, ancak aynı yerde patinaj yapar durur. Müslümanı huzurlu kılacak yere gelemiyor. 
İleri ülkeler uzay araçlarına binip yörüngelerinde yaşamaya gidecekler. Dinciler, yarattıkları bu dünya cehenneminde kalacak, cayır cayır yanacaklar

***************

Ölümün ziyaret etmediği ev bulamazsınız. Hangi ev olursa olsun, tümünden bir çocuğun, eşin, ebeveynin, hizmetçinin ölüsünün çıktığını görürsünüz. Ölüm yasası, tüm canlılar için geçerlidir. Dünyaya tapmak aptallıktır. Dünyadan hayırlı iş ve eylemler için yararlanmak ise, hem akıllılık hem de olağanüstü çok sevaptır

*************

“Haddini Bil” şartını ihlal etiği için çok günahtır.
Yüce Allah, en iyi anlatan, açıklayan ve öğretendir. Profesyonel (gelir için söylem ve eylemde bulunan) kişileri dikkate almayınız. Yüce Kuranı, amatör bir ruhla kendiniz okuyun, kendiniz anlayın ve gereklerini kendi özgür iradenizle kendiniz yerine getirin.
Yüce Kuran; yalnızca profesyoneller (dinden gelir elde edenler) anlayıp, anlatsın ve açıklasın diye değil, tüm dünya insanları kendi düzeylerine göre anlayıp gereğini yapsın diye indirilmiştir.

**************

‪18 kişilik bir minübüse 67 kaçak göçmen sığdırılmış, kazada 5’i çocuk 17’si ölmüştür.Minübüsün sürücüsü de aynı suçtan sabıkalıymış.Türkiye’de İçişleri teşkilatı varmış gibi ama yok işte.Her gün bir rezalet haberi. Tüm sınırlarımız geniş gözenekli kalbur gibi. İsteyen resmi içişlerine hiç görünmeksizin rahatça girip rahatça çıkar. Rüşvet alanları görmezden gelen bir devlet yapısı!

***************

Geçmişte ve bugün felsefede, bilimde, teknolojide, sanayide, sanatta, müzikte ve tüm alanlarda çok gelişmiş toplumların dillerinde ayrıntıların (nüansların) da adı vardır. Örneğin Osmanlıcada, ingilizcede, fransızcada ayrıntıların da adı olduğu için, yazarken hiç sıkıntı çekilmez. Güncel Türkçede ayrıntılara ad bulunamadığı için, konuşurken veya yazarken Arapça, İngilizce, fransızca sözcükler kullanılır

***********

Başka insanlarla içten bağlantılar kuran kişi, kendi gücünü ve yaşamdan tat alma becerisini geliştirmiş olur. Yakın ilişkide olduğu kişiler sayesinde de, diğer insanlara güç ve neşe verir. Antisosyal kişilik bozukluğu (sosyopat) olan kişiler yalnız, huzursuz, mutsuz ve sevimsizdir

************

Descartes,yaklaşık 10 yılını “var mıyım yok muyum?” diye düşünerek felsefesini geliştirmiş ve “düşünüyorum öyleyse varım” demiştir. VARLIK ve HİÇLİK, iki karşıt kavramdır. Bilgi varlık ise, bilgisizlik hiçliktir.Deneyden geçirilmemiş bilgi, hiç değerindedir. İnançlar, kanıtsızdır

*************

Her olayın, bir değil binlerce nedeni vardır. Olay, nedenlerinin kümülatif (birikimli) etkisiyle olur.Olayları nedenlerine bağlamaya, BİLİMSEL NEDENSELLİK ya da İŞLEV denir. 15 Temmuz 2016 olayı nedenlerine bağlanamamış,FETÖ hareketi diye tek bir nedenle geçiştirilmiştir.Ya FETÖ olayının nedenleri? BİLİYORUZ DA TEK TEK SIRALAMAKTAN ÇEKİNİYORUZ

***************

Verimlilik = Çıktı / Girdi = (Üretim miktarı X Birim Fiyat) / (İşçilik + Malzeme + Diğer üretim giderleri)

Kaliteyi bozmamak koşuluyla, eşitliğin paydası küçültülürken, payı büyütülebilirse, verimlilik artar. Bir ülkenin ortalama verimliliğinin çok yüksek olması, o ülkenin kaynaklarının akılcı kullanıldığının kanıtıdır.

Türkiye’nin ortalama verimliliği, gelişmiş ülkelere göre çok düşüktür. Bu durum, Türkiye’nin kaynaklarını akılcı kullanmadığını gösterir.

***************

Felsefede enine boyuna tartışılan “İYİ” kavramının içi, Türkiye’de boşaltılmış ve artık şu genelleme yapılır duruma gelmiştir:
“Bir düşünce, fikir, davranış, politika ya da varlık, benim için iyiyse, o düşünce, fikir, davranış, politika ya da varlık iyidir.”
DOĞRUSU; VİCDANİ, FELSEFİ, DOĞAL YA DA İLAHİ İYİ VE İYİLİKTİR

****************

“Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.” Yunus EMRE

**************

‪Roma yanarken zevkten dört köşe olarak seyreden zalim NERON, insanları öldürmeye doyamamış ve “Keşke bütün Romalların boyunları tek bir boyun olsaydı” demiştir.
‪Keşke bütün Fetullahçıların ve bütün yobazların boyunları tek bir boyun olsaydı da…!

***********

‪76 yaşındayım. Cumhuriyet dönemindeki tüm darbeleri ve darbe liderlerinin bir süre sonra rezilce öldüğünü gördüm. 15 Temmuz 2016 darbe girişimini ne anlayabildim ne de yorumlayabildim! Bayramını, içimden gelerek kutlamak gelmiyor. Yobazlar vaktiyle desteklenip şımartılmamalıydı

*************

Bilim bir ağaçla simgelenir. Ağacın dallarına takılıp kalanlara, yarı cahil denir. Ağacın gövdesini ve dallarını bilenlere, bilim insanı denir. Dallardan gövdeye, gövdeden köke inebilenlere, sonra da ağacı tekrar görüp, evrensel bütünlüğe ulaşabilenlere de evliya, filozof veya alim denir

************

Amaçlarına ulaşmak için, inançlarına uygun davranan insanlara, “akıllı” denir. Aklı kıt olanların, ne sağlam inancı ne de amacı vardır. Doğru dürüst tanımlı hedef ve amaçları olmadığı için, bu dolma akıllı insanlar, farkında olmadan kendilerine akıl yükleyen insanlara hizmet eder

***********

‪İnsanların büyük bir kısmı; vücudunun şeklini, organlarının yapı ve işleyişini beğenmez. Ancak, aklını beğenmeyen bir tek insan bile yoktur. Hele Türkiy’de herkes herkese akıl verir durur. “Bir de üstüne üstlük, “Ben senin yerinde olsam, şöyle yaparım böyle yaparım” der. Herkesin gen yapısı, deneyimleri, koşulları ve zekası farklı olduğu için, asla kimse kimsenin yerinde olamaz

**************

‪2019 itibariyle, Türk halkının temel gereksinmesi; adalet, barış, dostluk, özgürlük ve benzeri psikolojik eksikliklerdir. Ancak, bilerek veya bilmeyerek maddi varlıklara ve nesnelere yöneliyoruz. Evimizi, arabamızı ve diğer eşyalarımızı yenilediğimiz halde mutlu olamıyoruz. Dost sıcaklığının yerini maddiyat, asla dolduramaz

**************

Eskinin tekrarlanıp durması, eskiyi tekrarlamayan ülkeler ilerlediği için, Türkleri daha da çok gerilere götürür. Ey Türk eğitimcisi geçinenler, bu gerçeği görünüz artık. Öğrencilerden ezber yanıtlar alarak başarılarını ölçmeye çalışmak, akla ve gerçeğe aykırı bir çaba ya da eski değimle abesle iştigaldir

*****************

Öğretmen, öğretim üyesi, bilim insanı, araştırmacı ve yazar, öğrencilerden ve okuyanlardan farklı kişilerdir. Öğrenci ve okuyucu, tevazu göstererek farklı olanları öğretmenimiz kılarak onlardan bilmediklerimizi öğrenmeye niyetli olmalıyız
‪Türkiye’de halk, maalesef politikacılardan ve üç kağıtçılardan öğrenmeye niyetlidir

*************

‪EĞİTİMLİ BİLGİSİZLİK
‪Hakkıyla eğitim almış, sürekli kendisini eğitmiş ve her konuda değişik kitap ve dergileri okumuş kişinin kendisini “BİLMEME” konumuna yerleştirmesine, eğitimli bilgisizlik denir. Bu tür kişiler, hiç çekinmeden BİLMİYORUM” deme cesaretini gösterir
‪TÜRKİYE’DE?
Politikacılar, eğitimsiz bilgilidir!

**************

PARADİGMA DEĞİŞMİŞTİR
Amerikanistan, ingilizistan, Fansızistan, Almanistan, Türkistan ve diğer aitlik ihtiyacını karşılayan vatanlar yoktur. 
Dünya insanları, artık Googleistanlıyım, Amozanistanlıyım, Microsoftistanlıyım, Appleistanlıyım, Samsungistanlıyım, Koçistanlıyım, Sabancıistanlıyım, İşbankistanlıyım, ODTÜDİSTANLIYIM gibi imajıyla gurur duyduğu kurumlara ait olmakla tatmin oluyor; aidiyet duygusunu ençokluyor

************

“Beni yok etmeyen acı, daha güçlü olmamı sağlar.” Dr. Martin Luther King.
İyi düşünülürse, acıların arkasında kendine özgü anlam ve değerler olduğu görülür. 
Bir insan kim olursa olsun, ne kadar bilirse bilsin, diğerlerinin onu algıladığı kadardır.
Filozoflar, evliyalar, alimler ve alanına hakim bilim insanları, diğerleri tarafından tam algılanamadıkları için kendilerini yapayalnız hissederler ve tanrıya sığınırlar. Acılarını tanrıyla paylaşmaya çalışırlar. 
Acı, insanı olgun, duyarlı ve nazik yapar

*************

‪Her aşk bir vedayı hak eder. Başlayan biter gerçeği, doğal bir yasadır. Aşk da başlar ve biter. Önemli olan, aşkı sevgiye dönüştürebilmektir.
‪Sevgiyi yaşam felsefesi yapabilmektir.
‪Sevgi, asla bencillikle bir arada yürümez. Bencillik sevginin katilidir.
‪Sevgi, bekletmeden vermektir

*************

El ile tutulup göz ile görülecek anlamda var olan, varlığı hiçbir biçimde yadsınamayan bir duruma, bir olguya, bir nesneye, bir niteliğe GERÇEK denir. Ancak, her görünen de gerçek değildir. Bu anlamda gerçekçilik, hayal gücü olmayanlar için geçerlidir. Düz görünen dünya, küre olarak hayal edilmiş ve hayal doğrulanmıştır.
“Siz kafanızı hayallerle doldurun, o hayaller birgün ceplerinizi (kasanızı) parayla doldurup taşırır.” ABD’NİN 3.Devlet başkanı T. Jafferson

*************

‪Maddi ve manevi insanlık varlıklarının, düşünce, sanat, bilim ve teknoloji ürünlerinin tamamına UYGARLIK denir.

‪Bu günlerini, uzak geleceğin uygarlık değerlerine göre yaşayanlar İLERİCİ; bu günlerini uzak geçmişin çöplüğünde yaşayanlar ise, GERİCİ olarak nitelenir.
‪2019 Türkiye nüfusunun %50’si ilerici, %50’si gerici denebilir

*************

‪Diploma, sahibinin bildiğni göstermez. Hangi dersleri ALMIŞ gibi olduğunu gösterir.
‪Diploması olmasına rağmen matematik, fizik, kimya, Türkçe, yabancı dil, hukuk, mühendislik ve diğerlerini hakkıyla bilenlerin sayısı o kadar az ki, eğitim sisteminin kalitesinden nefret ediliyor

***************

Vefat eden birinin cenazesi sırta alınınca, bir komşusu Nasrettin hocaya, “Hocam, cenazenin neresinden gitmeliyim?”
‪Hoca, “İçinde gitme de, neresinden gidersen git” der
‪KISSADAN HİSSE: Bilimi, bilimselliği, adaleti boş verenlerin peşinden gitme. Bilimin, insaniyetin arkasından git

**************

‪Hemen her gün karşımıza birçok güzellik çıkar. Bazen bazılarını görür, bazen de bazılarını hiç farketmeden yanlarından geçer gideriz. Güzellikleri farkeden ve deneyimleyen kişi, artık çevresine, tüm dünyaya ve evrene hayretler içinde bakmaya başlar. İlgisini derin ve sonsuz olana çevirir

***************

‪Milattan önce de sonra da bugün de ekonomi=iktisat TASARRUF demektir.
‪Faiz oranı yüksekse toplam tasarruf artar, toplam reel yatırım azalır.
‪Faiz oranı düşükse, toplam tasarruf azalır, toplam reel yatırım artar
‪Tarihte hiçbir zaman emirle faiz oranı düşürülememiştir.
‪Önce TASARRUFU artırmak yani israfı önlemek gerekir

***************

‪Samimiyet ve özen gösterilme beklentisi yüksek olan ilişkilerde, beklenti eksik karşılanırsa, kalp kırıklığı olur. Sevdiğin, özen gösterdiğin, baş tacı ettiğin kişinin, seni boş verir ya da ihmal eder duruma geldiğini anladığın an, kalbin kırılmış demektir. Sevdiğimizden inciniriz

*************

‪Nietzsche’nin ilk akıl hocası olan Alman filozofu Arthur Schopenhauer, 43 yaşındayken 17 yaşında bir kızla aşk yaşar. Yaş farkı gerekçe olduğu için evlenemezler. Schopenhauer, terk-i diyar eder. Dünyanın en karamsar filozofu olur.
‪MŞ: Aşk nüfus kapıdı mı yoksa kalpler arasındaki bağ mıdır?

*************

Aşkı kimin bildiğini kimse bilmez. Ancak aşkı, aşk yazılarıyla hayatını kazananlar hiç bilmez. Aşkı, kaynağı bilinmeyen türkülerde arayın. Örneğin zahidem, yarim istanbul’u mesken mi tuttun, şu uzun gecenin gecesi olsam ve daha nice türkülerde buram buram aşk vardır, özlem vardır

**************

‪Türk gençleri ve orta yaşlıları, pazar kapitalizminin iş dilini sevgi ve aşk olayında da kullanır oldu. Genç ve orta yaş kuşağı, sevgi ve aşk ilişkisini bir yatırım olarak görüyor. “Bu ilişkiden ben ne alıyorum? İhtiyaçlarım karşılanmıyor. Boşansam karlı olurum!” düşüncesi yaygın. Oysa, gerçek sevgi ve aşkta aidiyet, güven ve ortak amaç duygusu esastır

***************

1923-1955 döneminde Türkiye’de insan, sadece insandı. 1955’lerden sonra Türk insanı, giderek artan oranda bir müşteriye, bir reklam avına indirgendi.
‪Artık yeni nesil Türk insanı bugün, yeterli olanı çok az bulmakta, ne bulursa saldırmakta, aldıkça almakta, tükettikçe tüketmekte, doymamakta

**********

Çocuk ve kadına yönelik suçların, cezaları artırarak önleneceği varsayılmaktadır. Cezalar suçları ve günahları önleseydi, %99’unun Müslüman olduğu ileri sürülen Türkiye’de, cezası cehennem olan hırsızlık, vergi kaçırma, kul hakkı yeme, zina, öldürme ve benzeri günahlar işlenmezdi. 
Yansız çağdaş kurumlarda çocuklara ve gençlere, büyüklerin insanlık örneği olmaları gerekir

**************

Türkiye, daha henüz Sanayi Çağını ve Sanayi Toplumunu gerçekleştirmeye çalışırken, ileri ülkeler Nano Teknoloji ve bilgi Toplumu nimetlerinden yararlanmaya başlamıştır. Türkiye, neyi ne kadar bilmiyorsa bilmediğinin karesi oranında zarar ettiğinin farkında değil. Eğitim güncellenmelidir. 
Akıllı telefonu bir tıklatımda bulunuveren bilgileri sınıflarda anlatmak, ölü bilgileri diriltme çabasından başka değildir. Sınıflarda araştırma yaparak yeni bilgi doğumu yapacak bir eğitim sistemi kurmak şarttır

*************

Kişi, çocukluğundan beri mutluluk hayali kurduğu bir eğitim kurumunda öğretmenlerinden ve hayalinde yücelttiği bir işteki ilk gününde, amirlerinden veya kıdemli meslektaşlarından ilk fırçayı yediği, ilk anlayışsızlığı gördüğü an, gerçek şokuna girer, sevinci mateme dönüşür, akşam ailesine bitmiş, tükenmiş olarak döner

*************

Renkler ve zevkler tartışılmaz ama, renksizler ve zevksizler tartışılabilir. Adi çıkarı için anında bukalemun rengi alanlara, renksiz denir. Klasik, modern ve post modern sanat eserleri karşısında duygulanmayan, kendi ucubelerini sanat diye yutturmaya çalışanlara da zevksiz denir

*************

‪Kendisi, çocukları ve yakınları için endişeden, kederden, gelecek korkusundan, karamsarlıktan, üzüntüden uzak olma haline, HUZUR denir. Huzur, aslında mutluluktan da önce gelen bir dinginlik kavramıdır.
‪MŞ SORUSU: Huzur insanın kendi içinde mi, yoksa dışında mı aranıp bulunmalıdır

*************

Yalnızlık (Loneliness)
‪Genç yaşlarda insanoğlu, çok çeşitli gurbet halleriyle tanışır. Bazen ailesinden, eşinden, dostlarından, arkadaşlarından, vatanından ayrı düşer ve kendisini yalnız hisseder. Ancak, insan yaşlanarak kendisinin gurbetine çıktığında, işte orası en gerçek yapayalnızlıktır

**************

Kıvamlı ürün ve üretim süreçlerini tasarlamak için ürün mühendislerini, süreç mühendislerini, pazarlamacıları, alıcıları, bilgi uzmanlarını, kalite uzmanlarını ve tedarikçileri bir araya getirip tartıştırarak rasyonel tasarım yapılmasını gerçekleştirmeye, EŞ ZAMANLI TASARIM denir

***********

OLUŞU (OCCURRENCE) İKİLEM (DUALİTY) SAĞLAR

İkilem (duality) ilkesine göre, zıtlar birbirini tamamlar. Tek başına (+) elektrik eylemsizliktir. (+) elektrik (-) elektrikle tamamlanırsa; ısı, ışık veya hareket olur. Kadın erkekle tamamlanırsa; aşk, sevgi, duygu, evlat, akıl, şefkat, güç, merhamet ve mutluluk olur. Duygusallık, akılcılıkla tamamlanırsa, dengeli insan olur. Gece, gündüzle tamamlanırsa, gün olur.

Evrendeki tüm oluşlar, zıtların birbirini tamamlamasıyla olur. Hiçbir zıt, diğerinden üstün değildir. Diğerinin bütünleştiricisidir

************

Rüya işte!
Rüyamda, tam yetkili devlet yöneticisi olmuşum. İstisnasız tüm özel öğretim ve eğitim kurumlarını ve özel ünüversiteleri devletleştirdim. Liyakat sahibi jürilerin yaptığı sınavda başarı gösteremeyen tüm öğretmen ve öğretim üyelerini emekli ettim. Başarılı olanların maaşını 2 katına çıkardım. Halk çok sevindi; beni alkışladı ve her yere heykelimi dikti

**************

Umutsuzluğun, karamsarlığın, güvensizliğin yarattığı ruh haline, DEPRASYON denir. Deprasyon, bir yalnızlık hastalığıdır. Birbirini anlamayan vatandaşlar, yöneticiler, iş arkadaşları, komşular, anneler, babalar, çocuklar…Tutunacak bir dal bulamayan insanlar, yalnızlık hastasıdır

***************

‪İnanın inanmayın, ben, eğitim sektöründe görev aldığım ilk gün bir kurulu düzen buldum. Daha sonraki aylarımı ve yıllarımı, bulduğumdan daha iyi, daha güzel, daha öğretici ve eğitici bir düzen bırakma yönünde harcadım. YÖKÜ MÖKÜ boş verdim. İleri ülkelerdeki yaklaşımı uyguladım

**************

‪Diğer ülkeleri boş verin. Dünyada sadece iki ülke var:
‪(1) Sağlık ülkesi
‪(2) Hastalık ülkesi
‪İnsanoğlu, sağlık ülkesinden hastalık ülkesine girdiğinde, aciz bir kul olduğunun farkına varır. Hele kendisini o ülkenin devası olmayan bölgesinde bulursa, Allahına teslim olur.
‪AMA NE ÇARE!

*************

‪Beden ve ruh sağlığımızın korunması için 3 temel koşul çok önemlidir:
‪(1) Endişe, korku, öfke, keder gibi olumsuzluklardan uzak durmak
‪(2) Yaşantımızı evrensel erdemli değerler ekseninde (doğrultusunda) sürdürmek
‪(3) Dünyadaki doğru, dürüst, yapıcı ve öğretici insanlarla bağ kurup etkileşmek

***********

‪Söylev ve söylemlerinde “şey”, “adım atma”, “noktasında” gibi boş küme ve boş sözcükleri kullananların yeterince sistemli bir eğitim almadıklarını, Türkçe derslerinden kayırma ile geçtiklerini, diplomalarını kayırma ile aldıklarını veya üniversite diplomalarının olmadığını varsayarım. Eski söylevlelerde bu sözcükler yoktur

****************

‪Rüya işte!
‪Rüyamda Sayın Erdoğan yetkileriyle, her arzu ettiğimi bir emirle yapabilir durumdaymışım.
‪Sebze üretip ambalajlayabilen ve ağaçlardan meyve toplayıp paketleyebilen robot üretemeyen tüm Ziraat Fakültelerinin kapatılması emri verdim ve hepsini tümden kapattırdım
‪HAYIRDIR İNŞALLAH!

************

Tekrar ediyorum, 2019 itibariyle dünya gençliği, tarihte ve bugün belirli bir millet simgesi ile ifade edilen tüm klasik milletlerden apayrı bir Z kuşağı MİLLETİDİR.Çünkü, dünün yaşlı çok büyük yer küresi, bugün küçülmüş küçülmüş bir gencin avuç içine sığmıştır.Dünya İNTERNET OLMUŞ VE BU İLETİŞİM AĞIYLA dünya gençliği, yaşlı dinazor milletlere karşı bağımsızlık ve özgürlük ilan etmiştir
Yaşlıların imparatorluğu gidicidir

******************

Bir problemi çözmek ve beklenen anlamlı bir sonuca ulaşmak için tasarlanan, eğerli (if’li) terimlerden oluşan yol ve yöntemler zincirine ALGORİTMA denir
‪Algoritma, sağ ve sol köşelerinde eğer (if) sözcüklü eşkenar dörtgenleri birbirine bağlayıp sonuca götüren mantık bütünlüğüdür
Dillerde İF (Eğer) sözcüğü olmasaydı, ne bilgisayar, ne robot, ne de yapay zeka olurdu

**********

DENGEYİ BOZUP DAHA İYİSİNİ KURAMAYAN BAZI TARİHİ LİDERLER
‪Neron, Ramses, H. Sabbah, Kral Faruk, Hitler, A. Menderes, Kenan Evren, Muammer Kaddafi, Saddam Hüseyin, Beşşar Esad ve diğerleri…
‪Dengeyi bozmak çok kolaydır, ancak denge kurmak felsefe, matematik, akıl ve dört başı mamur mükemmel eğitim ister

**************

‪Karşılanmayan ihtiyaca PROBLEM denir.
‪Trafik, eğitim, sağlık, gıda, tatil, park, bahçe, plaj, güvenlik, adalet, iş bulma, şeffaflık, liyakat, rahat emeklilik, huzur…
‪Uzatmaya gerek yok, Türk halkı, giderek artan oranda PROBLEM VE KITLIK CEHENNEMİNİN ateşinde yanmaya başladı. 
Devlet kesimindeki orantısız İSRAF, cehenneme odun atıyor

Formun Üstü


******************

‪“Dünya düz değil yuvarlaktır; güneş dünyanın etrafında değil dünya güneşin etrafında dönüyor” diyen Galileo’yu hakimler yargılamış, haksız bulmuş ve idam etmiştir.
‪MŞ: Eğer hakimler haklı olsaydı, bugün dünya düz ve Güneş dünyanın etrafında dönüyor olacaktı.
‪Her hakime hakim denmez. Hakkı hak sahibine vermeyene, zalim denir

**************

‪‪Tarihte kainatın, dünyanın ve insanlığın oluşumuna olumlu katkıda bulunmuş ölüler diridir. Bizim yaşlı liderlerimiz gibi gerçeğin hakkını veremiyor olduktan sonra, diriler de yaşayan ölüdür.
‪Bu açıdan bakıldığında, 2019’un yaşlı siyasetçiler Türkiye’si, adeta bir ölü yaşayanlar mezarlığıdır

**************

‪“Gençler bir millettir.”
‪Gençler, çağ değerlerinin çok daha ötesini hayal eder, arzular ve ister.
‪AK’LARIN Türk çocuklarına ve gençlerine yüklemeye çalıştığı değerler, çağdışıdır
‪ Gençler, hamaset söylemleri değil adalet, özgürlük ve uzlaşı istiyor. Gençler, cep telefonlarıyla dünyayı geziyor, dünyayı görüyor ve dünya gençleriyle ve dünya gençlerinin değerleriyle bütünleşiyor

***************

Mutlak Entropi (Bozulma) Yasası: En mükemmel sistem bile olsa her sistem, işlemeye baladığı anda bozulma süreci de başlar ve sonunda sistemin işlerliği biter. Entropinin özeti şudur: BAŞLAYAN BİTER.
‪AK’LARIN düzeni de başladığı andan itibaren bozulması başlamış, bitiş yaklaşmıştır

**************

‪Bu dünyacılık (sekülerizm) ve öteki dünyacılık, iki aşırı uçtur. Bu tür ikilemlere, ifrat ve tefrit denir. Aşırılık, yaratılış amacıyla çelişir. Peygamberimizin ifadesiyle insanın görevi, “Hiç ölmeyecek gibi bu dünya için, hemen ölecekmiş gibi öteki dünya için çalışmak” orta yoludur. 
İnsan, ölçülü olmalı, aşırılıktan kaçınmalıdır

***************

Değişim zaman birimiyle ölçülür. “76 yaşındayım” demek, “76 birim değiştim” demektir. Geçmişteki zamanınızı kullandınız bitti. Ancak, ölünceye kadar geçireceğiniz zamanı seçmek elinizdedir. Öyle doğru bir değişim seçimi yapınız ki, sizi erdemli kişi haline getirsin de olgun insan olarak can verin

***********

Sizi üzen, dertli kılan, yoksullaştıran, ruh hastası yapan, her geçen gün daha da kötü hissettiren ezberinizi kesinlikle terk etmeniz, unutmanız şarttır. Hayatla artık başka bir dille konuşmaya başlarsanız, her koşulda mutlu olmanın bir yolunu bulabilirsiniz. İnançlar, kanıt olamaz

****************

‪Hangisi olursa olsun, inançlar tartışılmaz, başkasına dayatılamaz ve kanıt olarak gösterilemez. Müslümanlar, bunun Yüce Kuran yaklaşımı olduğunu bir anlayabilse, birlik beraberlik gerçekleşir, parça parça bölünmüşlük ve anlamsız inanç kavgaları son bulur.

***************

Son aylarda genel yatırımlar % 23, fabrika ve işyeri yatırımları % 29 düştü, inşaatta son yılların en büyük daralması oldu; endüstri % 3 küçüldü.
Suriye sorunu daha da büyük tehdit olarak üstümüze geliyor.
Seçilmişlerin yerine kayyumlar atanıyor.
Hepimizi büyük gerilemeler, zorluklar bekliyor. Keşke yanılsam!

**************

‪Kafamda deli sorular, deli deli sorular var. Kendimle iç muhasebe yapıyorum. İçine doğduğum için ben istemeden otomatik olarak kafama yüklenen kültürde, doğru bildiklerimin, baştan aşağıya yanlış ve çağ dışı olduğunu, bu yaşta mı anlamalıydım? Ya hiç anlayamadan göçüp gidenler!

************

Hazır bilginin belleğe yerleştirilmesine, EZBER denir.
EZBER YARATICILIĞI ENGELLER
• Ezber ile yaratıcılık taban tabana zıttır
• Yaratıcılık sorgulamayı, ezber ise sorgulamamayı esas alır
• Ezberleyen kişi, sorularını bile ezberlenmiş kalıplarından seçer
• Ezberleyen kişi sorunu çözecek soru soramaz
• Sorun çözme, doğru soru sorabilme becerisidir. Ezber bu bu beceriyi yok eder
• Ezberlemiş kişiyi yönetmek çok kolaydır
• Ezberlemişleri yöneten kişi, verimliliği artıramaz
MŞ NOTU: (1) Osmanlı devletinin yıkılmasında, anlamını bilmeden ezberleyen hafızların rolü çok büyüktür
(2) Türkiye’nin dünya ölçeğinde geçerli patentinin olmamasında, EZBER milli eğitimin rolü ve ezber sözde din söylemlerinin rolü olağanüstü büyüktür

**************

‪Dünyaya gelmeden önce önüme alternatifler konsaydı ve her seçeneğin üstün ve zayıf tarafları gösterilseydi, asla Türkiye’yi seçmezdim. Ancak, Türkiye’de dünyaya gelmem irade buyurulduğuna göre, Vatanımın iyiliği, sağlığı ve selameti için elimden geleni yapmak görevim ve Cennete götürecek gerçek ibadetimdir

************

Geçmişin hesabını sormak ve geçmişteki olayları bu günkü akılla değiştirmek mümkün değildir. Önemli olan geçmişin altından kalkabilmeyi başarmaktır.
Geçmişe takılıp kalanlar ve bu döngüden (girdaptan) çıkamayanlar, psikiyatri ve psikoloji biliminde hasta sayılır. Geçmişte size yapılmış olan haksızlıkları, çirkinlikleri boş verin gitsin. Hiç olmazsa bu günün ve geleceğin tatlarını kaçırmamaya, yakalamaya çalışın

************

Devlet yöneticilerinin yönü geriye doğruysa, ülke gerinin çöplüğüne doğru gider. Gerinin çöplükleri yıkılmış, parçalanmış, yok olmuş devletlerle doludur. Yön ileriye doğruysa ülke halkı çağdaş, devlet bağımsız olur.
İnançlara göre yönetim GERİ, deneyle kanıtlanmış bilime göre yönetim İLERİDİR

************

Ey baş veya alt yönetici, sen onların inanç ve uygulamalarını yanlış buluyorsan, onlar da seninkileri yanlış buluyorsa ve sen “Birlik olmalıyız” diyorsan, söylediğin mantıklılık değil, çelişki olur.
Sen, deneyle doğruluğu kanıtlanmış bilgilere dayanarak, “Birlik olalım” dersen, tutarlı olur ve çelişkiye düşmezsin

************

Her gidiş, bitti demek değildir. Eğer, dönüşü gerçekten istiyorsanız, arkasından koşup yetişirsiniz. Özür dileyip hatanızı anladığınızı söylersiniz.
‪Eğer gittiyse, tüm olumlu çabalarınıza rağmen dönmüyorsa, aslında o hiç sizin olmamıştır. Çok daha büyük çıkarların peşine düşmüştür

***********

Akıllı, zeki ve cesur insanlar, ücret ve maaş almaz. Risk alır ve girişimci olur; başarırsa ücret veya maaş verir.
‪Girişimcilik; yeni pazarlar, ürünler, teknolojiler, birlikler, organizasyonlar, kaynaklar tasarlayabilme, tasarılarını hayata geçirebilme yetenek ve cesaretine bağlıdır

**********

Bu güne kadar Anadolu insanı, hiçbir zaman AN’LARINI yaşayamadı. Yöneticileri, o yoksul halka hep gelecek vadetti ve hep daha iyi gelecek için çok çalışmalarını, tasarruf yapmalarını, azla yetinmelerini, ibadet etmelerini, sabretmelerini, vergi vermelerini, şehit olmalarını istedi

********

‪Her insanın kafası, ona göre uyumlu inanç, ilke, bilgi ve varsayımlardan oluşur. Bu gerçeğe, insanın dünyası denir. İstisnsız herkes, kendi dünyasına gizlenir ve dış dünyaya kendi özel dünyasının penceresinden bakar. İnsanlar arasındaki sorunlar, bu farklı bakışlardan kaynaklanır

*********

Çin, japonya, ABD, Almanya ve diğer güncel bilim doğrultusunda ilerleyen ülkeler,şu anda insanlar tarafından yapılmakta olan iş ve işlemlerin tümünü, robot ve yapay zekalara yaptırmak ve insanı üretimin dışına çıkarmak üzeredir.
‪Bizim yöneticiler, geçmişi geri getirmeye çalışıyor

**********

‪Çıkar beklediği ve çıkar elde ettiği kimselere, makam ve mevki sahiplerine, sahte saygı ve hayranlık göstererek yaranmaya çalışan kimselere ŞARLATAN, YALAKA veya DALKAVUK denir.
‪Tüm saraylar, dalkavukların en rahat üreyip çoğaldığı ortamlar olarak bilinir
‪Atatürk, yalakaları sınar ve derhal, yönetimden uzaklaştırırdı

******

Güncel bilim, kültür ve erdemden yoksun insan, bu tür insanlardan oluşan devlet ve sözde devlet yöneticileri, en kolay kendisini kaybeder.
‪1600 yıllarından sonra kendini ayakta tutan yüce değerlerini giderek
‪kolayca kaybeden Osmanlı devleti toprakları üzerinde halen 25 devlet var

***********

‪Galileo, dincilikten çıkarlarını maksimize etmekte olan Hıristiyan yobazları tarafından idam edilmişti.
‪Sokrates, dincilikten çıkar sağlayan Atina yobazları tarafından idam edilmişti.
‪Dünyadaki tüm dinci yobazlar, yoksul halka, kendi uydurdukları dini pazarlayarak refah içinde yaşamaya devam eder

************

‪Hayat nefes gibidir. Onu kendi adına alırsan yaşayabilirsin. Bu gerçek, devlet hayatı için de geçerlidir. Türkiye, uzunca zamandır kendisi için tam nefes alamıyor. Yabancı ülkelerden pahalıya mal hizmet ve bilgi satın alıp, onlara ucuz mal ve hizmet satıyor. Halk, pahalılıktan ve gelirlerinin gerilemesinden nefes alamaz oldu

***********

Ekimde 77 yaşına gireceğim nasip olursa! Ömrümde denediklerim için değil, denemediklerim için pişmanım. Şimdi neler neler kaçırdığımı fark ediyorum. Cesaret gösterip girişimde bulunamadığım konularda, meğer ne fırsatlar kaçırmışım!
‪Cesaret, ayakların titrerken ileri atılabilmektir

*************

‪Bir değişimin eşiğine geldiğin zaman, çıkarı bozulacak olan herkes, senin değişmemen gerektiğini söyler. Oysa dünya kurulduğu andan itibaren değişim başlamış ve giderek artan oranda da hızlanarak devam etmektedir. Yılda bir kez derisini değiştirmeyen yılan yaşayamaz. İyiye doğru değişmemiz gerekir.

************

Bir hayatı başkası için yaşamanın, hiç kimseye bir yararı olmaz. Başkası veya başkaları olmadan da yaşanmaz. Ancak, vermede ve almada denge şarttır. İnsan verdiği kadar almayı ve aldığı kadar da vermeyi bilmelidir.
Hayatınızı harcadığınız insandan veya insanlardan nankörlük görmek acıların en acısıdır

*********

3 kıtada yaklaşık 550-600 milyon kilometre kare toprağı olan Osmanlı imparatorluğunun padişahlarından sonuncusu, elde kalan son orta Anadolu’yu da düşmanlara son attığı imza ile teslim etti. Tüm ezanlar 2-3 yıl okunmadı. Öle öle sadece 7-8 milyon kalan Türk Halkı 1919 dan 30 Ağustos 1922’ye kadar Yunan ordusunun esiri kaldı. Türk karakolu, Türk mahkemesi olmadı.
Bugün Atatürk 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesini kazanarak, ezanların 3 yıl sonra tekrar okunmasını sağladı

Ey “Atatürk” sözünü ağızlarına hiç almayanlar, Susan ezanları kim tekrar okunur kıldı?

Allah Atatürkten razı olsun. Dumlupınar Başkomutanı büyük Atatürk, hakkını helal et!

Zafer Bayramınızı kutlar, minnettar halkıma esenlik dilerim.

************

30 Ağustos 2019 cuma hutbesinde Mustafa Kemal’e şükran ifadesi bekliyordum. Diyanetin Camilerine bundan sonra ne cuma namazına ne de vakit namazlarına giderim. Camilere siyaset girerse din dışarı çıkar

***********

97 yıl önce şu anda, Afyon ile Kütahya arasındaki Dumlupınar,da 4 gün kovalamadan sonra kıstırılan ve dört bir yandan kuşatılan düşman ordusu, perişan edilmekteydi.
‪Tarihte emsali görülmemiş bu ordunun baş komutanı, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜ
‪30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI, kutlu olsun!
Not: Diyanet işleri başkanlığını, M.K. Atatürk kurmuştu. Diyanet bu günkü Cuma hutbesinde, adını anmazsa nankörlüğün örneğini vermiş olur

*************

‪Bir ülkenin sosyal yaşam kalitesini ve ekonomik başarısını sadece dinine, inancına ya da kısacası kültürüne bağlamak, saçmalamanın en doruk noktasıdır.
‪19.yüzyılda bizden çok gerilerde olan, bugün ise bize birkaç tur atan Japonya, Güney Kore, Çin ve diğerleri başarısını, KÜLTÜRSELLEŞMEYE borçludur

***********

‪Büyük iş, işlem, görev, makam, unvan ve benzeri uydurma büyüklükler yoktur. Küçük iş, işlem, görev, makam, unvan ve diğer uydurma büyüklükleri; hak, hukuk, adalet ve aşkla yapmak vardır.
‪Din ve devlet adına büyüklük taslayanların tümü, aslında zerre bile değil, birer mikropturlar

************

Şu anda biz yaşayanlar, 100-150 yıl önce neredeydik? Her neredeysek, yurdumuzdan bir şekilde ayrılıp bu dünyaya geldik. Gurbetteyiz. Gurbet acısının tek çaresi, sılaya dönüştür. Ancak sılaya, gerçek yurda eli boş dönmek olmaz.
‪Peki ne götürmeliyiz? İYİLİK götürmek yeter de artar!

************

“Mutluyum ama, geriye dönüp baktığımda hayatımda mutlu olduğum bir hafta bile hatırlamıyorum” Goethe.
‪Gerçekten de hayat, hep bir mücadele, didinme, çaresizlik, çözüm arayışı, mal, mülk, konfor arayışı gibi çabalar içinde son bulur.
‪ Hayatın BOŞ olduğunu erken anlayanlar mutlu, ölüm döşeğinde anlayanlar ise mutsuz ölür

************

‪İnsanın, kendisini yakacağını bildiği halde yaptığı doğruluk ve dürüstlüğün, yasalarda ve yönetmeliklerde cezası olsa bile, vicdanında bir cezası yoktur.
‪İnsanın geçmişinde başkalarına zarar veren dürüst olmayan bir davranış ve yalan varsa, vicdan ölünceye kadar sızlamaya devam eder

***********

Her aile bir tarihtir. Hatta okumasını bilene her aile bir destandır.
‪Tıpkı bir devlet gibi kurlur, büyür, gelişir, duraklar, sarsıntı geçirir, yeniden toparlanır, bölünür, yeniden güçlenir, dostları düşmanları olur.
‪Aileyi ayakta tutan karşılıklı sevgi, saygı, öz veri, paylaşım ve değerlerine bağlılıktır

**************

‪İnsan olmanın eğitimle,aydın olmakla,zengin olmakla, yoksul olmakla, dinci olmakla, kadın veya erkek olmakla hiçbir ilgisi yoktur. İnsan olmanın kul hakkı yememekle, çalmamakla, gasp etmemekle, öldürmemekle, hakla, hukukla, adaletle, liyakatla ve vicdanla %100 tam ilişkisi vardır.

**********

Hayat beklemeye gelmez. Aş, iş, eş beklememeli, aşa, işe, eşe koşmalı. Şans, kader, kısmet beklememeli, herkes kendi şansını, kaderini, kısmetini kendisi yaratmalıdır. Sevgi, saygı, sağlık beklememeli sevmeye, saymaya, sağ kalmaya koşmalıyız. NEREDE BEKLEME VARSA, ORADA İSRAF VARDIR. Hayatınızı israf etmeyin

*************

Gerçek sevgi bütün mesafeleri aşar. Aslında, 21.yüzyılda uzaklık ya da mesafe sorunu da ortadan kaldırılmıştır. Acil durumlarda, bulunduğunuz yerden en uzak yere, en geç 15-20 saat içinde ulaşabilirsiniz. Gönüller bir ise, zaten mesafe söz konusu değidir. Gönülleriniz bir olsun

*************

Her insanın içinde bir iyi bir de kötü taraf vardır. Eğer kötü tarafı beslerseniz insanın içindeki kötü tarafı büyür. İyi tarafını beslerseniz, insanın içindeki iyi tarafı büyür. İnsanın iyi tarafını görmek ve o tarafa çalışmak, hem çok sevap hem de toplumsal bir görevdir. İyileri çoğaltmalıyız

***********

Rüyamda Birleşmiş Milletlerin şu kararı alıp titizlikle uygulattırdığını gördüm: “Her devlet, ancak kendi buluşu olan alet, araç gereç, donanım, yazılım, silah ve kitabı kullanacaktır.”
‪Türkiye kara saban, at, eşek, öküz, kağnı, çadır, ağaç evler, kılıç kalka

***********

‪Geç, hiçten iyidir. İnsan için geç kalmışlık varsayımı, yoksayım haline gelmelidir. “Bizden geçti” diye öğrenmeyenler, aşık olmayanlar, çalışmayanlar, gezmeyenler, görmeyenler, sanatla ilgilenmeyenler, HİÇ kalmaya mahkumdur. “Geç” kavramını belleğimizden çıkarıp atmamız gerekir

Formun Üstü


*************

İhanetin mazereti olur mu? Hayır ihanetin mazereti olmaz. Türklerin tarihinde sıradan halk, devleti için malını, canını, emeğini ve evladını sonuna kadar verdi. Karşılığında ne özgürlük, ne adalet ne refah, ne sağlık ne de müsbet bilim aldı. Yöneticilerinin büyük kısmının ihanetine uğradı

************

İnsan ruhunda CİNSİYET yoktur. Kadınlık ve erkeklik, insan organizmasının yapı ve işleyişindeki üreme ve insan soyunu sürekli kılma işlevinden kaynaklanan küçük bir şekil farkıdır.
Orta Çağda Araplarla kaynaşmadan önce, Türkler’de kadın ve erkek, %100 eşit insan haklarına sahipti.
Arap coğrafyasındaki kadını insan saymama kültürü, bazı yobaz ve sapık Türk erkeklerinin işine geldi.Yobazlık hızla yaygınlaştığı için, kadın cinayetleri devam edecek gibi görünüyor

*************

Bağlı olduğu, savunduğu düşünce ve ilkelerden vazgeçip tersini yapmaya ya da sevgide sadakatsizliğe ya da topluma ve devlete kötülükte bulunmaya ya da kendisine inanan kimselerin güvenini yok etmeye, İHANET (HIYANET=HAİNLİK) denir.
Maalesef Türkiye, gizli veya açık hainlerle doludur

***********

‪Geçmişini bilmeyen insan, kurum ve en büyük milli kurum olan devlet geleceğini kuramaz. Türk milletini ateş çemberinden canı pahasına çekip çıkaran ve bilim doğru yoluna sokan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O büyük insanın “Nutuk” adlı eserini ezbere bilmeyenler, devletin temelleriyle oynamamalıdır

***********

Yaşamının her anında, her aşamasında ve her çıkar ilişkisinde ADİL olmayan insanın ADALET istemesine ve adalet söylemlerine sakın inanmayın. O bencildir; başkalarının çıkarı için değil, kendi çıkarı için adalet isteyen bir sahte adalet savunucusudur. Adalet, her insanın kendi nefsinde kılı kırk yarmasıyla yaşama geçer

************

‪Dünün haksızlıklarını, acılarını, kırgınlıklarını ve dargınlıklarını bugüne ve yarınlara taşıyanlar, aslında bugünün ve yarınların mutluluğa katkısından çalmış olurlar. Kısacası, dünü taşıyan kendinden çalmış olur. Mevlana, “Dün dünde kaldı; yenileri söylemek, yenileri yaşamak gerekir” demiştir

****************

nsanın değeri, elinde bulundurduklarından gelmez. İnsan elinde bulundurduklarının sadece sahibi olur. Sahiplik, insanın değerli olduğunu göstermez; insanın elindekileri dostlarıyla, akrabalarıyla, yoksullarla paylaşmadığını gösterir. İnsanın değeri yüreğinden, bilgisinden, kültüründen ve elindekileri paylaşmasından gelir

***************

Hepimiz kendi hikayemizin yazarıyız. Kültürümüz, bilgimiz, deneyimimiz, gözlemlerimiz ve dostluklarımız mükemmelse, yazdığımız hikaye de mükemmel olur. Yazdığımız hikaye, acı ve mutsuzlukla bitiyorsa, hatayı ya da kusuru başkalarında değil, kendimizde aramalıyız. Suçlu cehaletimizdir

*************

‪Kibirin devireniyeceği taht, krallık, hükümdar, insan yoktur. Kibir, bir bakıma, insanın Allah’la eşit olduğunu iddia etmesidir. Kibirli kişi, “Kibirlenme (Büyüklenme) padişahım, senden büyük Allah var” öz deyişini aklına getirmelidir. Kibirliler, aşağılık duygusunu kibirle gizlemeye çalışır

***********

‪Bir değişimin eşiğine geldiğin zaman, çıkarı bozulacak olan herkes, senin değişmemen gerektiğini söyler. Oysa dünya kurulduğu andan itibaren değişim başlamış ve giderek artan oranda da hızlanarak devam etmektedir. Yılda bir kez derisini değiştirmeyen yılan yaşayamaz. İyiye doğru değişmemiz gerekir.

****************

Bir hayatı başkası için yaşamanın, hiç kimseye bir yararı olmaz. Başkası veya başkaları olmadan da yaşanmaz. Ancak, vermede ve almada denge şarttır. İnsan verdiği kadar almayı ve aldığı kadar da vermeyi bilmelidir.
Hayatınızı harcadığınız insandan veya insanlardan nankörlük görmek acıların en acısıdır

************

Büyük iş, işlem, görev, makam, unvan ve benzeri uydurma büyüklükler yoktur. Küçük iş, işlem, görev, makam, unvan ve diğer uydurma büyüklükleri; hak, hukuk, adalet ve aşkla yapmak vardır.
‪Din ve devlet adına büyüklük taslayanların tümü, aslında zerre bile değil, birer mikropturlar

************

Şu anda biz yaşayanlar, 100-150 yıl önce neredeydik? Her neredeysek, yurdumuzdan bir şekilde ayrılıp bu dünyaya geldik. Gurbetteyiz. Gurbet acısının tek çaresi, sılaya dönüştür. Ancak sılaya, gerçek yurda eli boş dönmek olmaz.
‪Peki ne götürmeliyiz? İYİLİK götürmek yeter de artar!

************

‪İnsanın, kendisini yakacağını bildiği halde yaptığı doğruluk ve dürüstlüğün, yasalarda ve yönetmeliklerde cezası olsa bile, vicdanında bir cezası yoktur.
‪İnsanın geçmişinde başkalarına zarar veren dürüst olmayan bir davranış ve yalan varsa, vicdan ölünceye kadar sızlamaya devam eder

*************

‪Her aile bir tarihtir. Hatta okumasını bilene her aile bir destandır.
‪Tıpkı bir devlet gibi kurlur, büyür, gelişir, duraklar, sarsıntı geçirir, yeniden toparlanır, bölünür, yeniden güçlenir, dostları düşmanları olur.
‪Aileyi ayakta tutan karşılıklı sevgi, saygı, öz veri, paylaşım ve değerlerine bağlılıktır

**********

nsan olmanın eğitimle,aydın olmakla,zengin olmakla, yoksul olmakla, dinci olmakla, kadın veya erkek olmakla hiçbir ilgisi yoktur. İnsan olmanın kul hakkı yememekle, çalmamakla, gasp etmemekle, öldürmemekle, hakla, hukukla, adaletle, liyakatla ve vicdanla %100 tam ilişkisi vardır. ************

‪Gerçek sevgi bütün mesafeleri aşar. Aslında, 21.yüzyılda uzaklık ya da mesafe sorunu da ortadan kaldırılmıştır. Acil durumlarda, bulunduğunuz yerden en uzak yere, en geç 15-20 saat içinde ulaşabilirsiniz. Gönüller bir ise, zaten mesafe söz konusu değidir. Gönülleriniz bir olsun

********

‪Her insanın içinde bir iyi bir de kötü taraf vardır. Eğer kötü tarafı beslerseniz insanın içindeki kötü tarafı büyür. İyi tarafını beslerseniz, insanın içindeki iyi tarafı büyür. İnsanın iyi tarafını görmek ve o tarafa çalışmak, hem çok sevap hem de toplumsal bir görevdir. İyileri çoğaltmalıyız

**********

‪Dünün haksızlıklarını, acılarını, kırgınlıklarını ve dargınlıklarını bugüne ve yarınlara taşıyanlar, aslında bugünün ve yarınların mutluluğa katkısından çalmış olurlar. Kısacası, dünü taşıyan kendinden çalmış olur. Mevlana, “Dün dünde kaldı; yenileri söylemek, yenileri yaşamak gerekir” demiştir

*************

İnsanın değeri, elinde bulundurduklarından gelmez. İnsan elinde bulundurduklarının sadece sahibi olur. Sahiplik, insanın değerli olduğunu göstermez; insanın elindekileri dostlarıyla, akrabalarıyla, yoksullarla paylaşmadığını gösterir. İnsanın değeri yüreğinden, bilgisinden, kültüründen ve elindekileri paylaşmasından gelir

************

‪Hepimiz kendi hikayemizin yazarıyız. Kültürümüz, bilgimiz, deneyimimiz, gözlemlerimiz ve dostluklarımız mükemmelse, yazdığımız hikaye de mükemmel olur. Yazdığımız hikaye, acı ve mutsuzlukla bitiyorsa, hatayı ya da kusuru başkalarında değil, kendimizde aramalıyız. Suçlu cehaletimizdir

*************

‪Kibirin devireniyeceği taht, krallık, hükümdar, insan yoktur. Kibir, bir bakıma, insanın Allah’la eşit olduğunu iddia etmesidir. Kibirli kişi, “Kibirlenme (Büyüklenme) padişahım, senden büyük Allah var” öz deyişini aklına getirmelidir. Kibirliler, aşağılık duygusunu kibirle gizlemeye çalışır

***********

Zamanın SİLGİSİ vardır. Sabredin. Felaketlerinizi, gönül yaralarınızı, acılarınızı, kırgınlıklarınızı, zamana bırakın. Yaşam defterinizde kalın harflerle yazdığınız en silinmezleri bile, zamanın silgisinin yavaş yavaş sildiğini görür rahatlarsınız.
‪Bilge insanlar, “YA SABIR” der

************

‪İnsan, ortak değerlere ve gerçekten değerli olanlara sevgi ve saygı duyarak kendi değerini kendisi yaratır. Yalnızca kendi adi çıkar ve hırslarına değer veren ve her fırsatta onları kusup etrafı kirlettenler, değer değil, kümülatif NEFRET yaratır.
‪Atatürk dünyaca kabul gören bir dünya değeridir

************

‪Türkiy Cumhuriyetinin temelinde Mustafa Kemal Atatürk vardır. Temelden Mustafa Kemal Ataürk’ü çekip çıkarırsanız, Türkiye Cumhuriyeti param parça olur. Bir daha toplayamazsınız. Çünkü devlet kurma aklı, zekası, kültürü ve insan sevgisi olan bir toplayıcı ve dönüştürücü lider kolay gelmiyor

**********

Halkın “bilgim” diye övünç duyduğu ve belleğinde özenle sakladığı yüklemelerin büyük çoğunluğu, müspet (deneyle kanıtlanmış=pozitif) bilgi değildir. Eğer, belleklerdekiler bilimsel olsaydı ABD, Türkiye ile Suriye ve Irak sınırında kedinin fareyle oynadığı gibi asla oynayamazdı.
Aynı ABD Çin, Almanya, japonya ve diğer müsbet bilim sahibi ülkelerle niçin kolayca oynayamıyor?

*********

‪İnsanların maddi ve manevi yaşam standartlarını iyileştiren ve mutluluk düzeyini yükselten yeni kavramlar, tasarımlar, ürünler ve görüşler ortaya koymaya, DEĞER YARATMA denir.
‪Koşulların değişmesiyle artık ızdırap ve mutsuzluk vermeye başlayan eski değerlere ise, ÖLÜ DEĞERLER denir.
Ölü değerleri diriltmeye çalışanlara da MEZAR AÇICI demek çok yakışır

************

‪Hakka, hukuka, adalete, bilime, bilimselliğe, sanata, uygarlığa ve erdeme giden yola, DOĞRU YOL denir. Doğru yolda yürüyenler, asla kaybolmaz, er veya geç hızına göre ödülünü alır. Tarih, yanlış yolda gidip kaybolanlarla doğru yolda gidip alnı ak yüzü pak ayakta kalan liderleri ve devletleri yazar

************

Dünyada bırakılan olağanüstü güzel eserlerle sonsuza kadar yaşamaya ÖLÜMSÜZLÜK denir.
‪Bir dışkı makinesi gibi yaşadıktan sonra toprağa karışmaya da ÖLÜM denir.
‪Dünyadayken kul hakkı yemeyenler Cennette, kul hakkı yiyenler ise Cehennemde sonsuza kadar yaşayacaklardır.
‪Seçin birini!

************

‪‪Nereye bakarsan veya nereye odaklanırsan, baktığın veya odaklandığın yeri, nesneyi, durumu gerçek sanırsın. Çaresiz Türk halkı, ölülere odaklanmış, ölü mezarlarından medet umar hale gelmiş, tekkelerde, türbelerde dilek dilemektedir. Ölünün gücü olsaydı önce kendine faydası olur asla ölmezdi.

************

Atatürk; Alp Aslan, Osman Gazi, Fatih, Kanuni gibi Dünya Tarihine altın harflerle kazınmıştır. Sonsuza kadar unutulmayacaktır. Karşıtları, ölümlerinden birkaç yıl sonra unutulacaktır. Çünkü tarihe geçecek başarıları olmamıştır. Tarihe geçebilmek için akıl, zeka, kültür, yürek ve cesaret gerekir

*************

‪Bizi hatırlayan en son kişi de öldüğü zaman, biz de ölmüş ve hiç yaşamamış sayılırız. Hatta o kadar uzun yaşadığımıza pişman oluruz. Normal uzunlukta bir ömür dilemeliyiz. Ayrıca şu anda bizimle yaşamakta olan insanların kıymetini bilmeliyiz. Onlarla barışçıl yaşamayı başarmalıyız. Onlarsız bir hiç oluruz

************

Değişik kesimlerde geçirdiğim 76 yılda açık, doğru ve dürüst insanların kısa dönemde çok kaybetmiş gibi görülseler bile, uzun dönemde olağanüstü kazançlı, saygın ve huzurlu bir duruma yükseldiklerini ve huzur içinde öldüklerini gözlemledim.Kurnazların da feci felaketlerini gördüm

************

Geri, hatta en geri zekalı insanın bile çocuk yapma yeteneği vardır. Ancak, haz almasını ve haz vermesini bilmek, öyle kolay bir yetenek değildir. Başlı başına bilgelik ve başlı başına güzel sanattır. Öldürmelere, kavgalara ve ayrılmalara sebeb olan cinsel sorunlar ancak, milli eğitimde bilimsel cinsellik eğitimi vermekle çözülür

*************

‪Evren, zaman, yaşam, ölüm, insan, düşünce, bilgi, aşk, dostluk, toplum, kültür, mutluluk gibi sözcükler var oluşu ve var oluşun temel kavramı SEVGİYİ gündeme getirir.Temeldeki insan ve doğa sevgisinin çekilip bir kenara atılma

************

‪Henüz nefes alıp verirken ya da henüz yaşanacak saniyeler, dakikalar, günler, haftalar, aylar, yıllar varken “Canım sıkılıyor” demek, saçmaların en saçmasıdır. Çünkü, gün dediğin geçmezken, ömür dediğin son derece hızlı koşuyor.
‪Hadi bu bayramda sevdiklerinize, sevmediklerinize, küstüklerinize koşun. Yaşamla ölüm arası 1 saniyedir

**********

‪İnsan, şu veya bu nedenle acıdan kaçınamıyorsa, o acıyı çekmeyi öğrenmelidir. Yaşam, aslında bir sanattır. İyi bir yaşam sanatçısı olabilmek için, aklı ve duyguları dengelemek gerekir. Acılara tepki, aklı ve duyguları devreye sokup eser yaratan sanatkarın davranışı gibi olmalıdır

***********

‪İnsan büyük bir haksızlığa uğrayınca öfkelenir, sinirlenir, küser, kin ve itikam duygusu geliştirir. Tacizi, tecavüzü ve işkenceyi affetmek pek mümkün değildir. Ancak, zamanla bazı haksızlıklar için insanın kalbi, bir af fermanı çıkarabilir.
‪Karşı tarafin pişmanlığı ve özürü, affı hızlandırır ve kolaylaştırır

***********

İnsan davranışı = (ihtiyaç+istek+arzu) + Ödül gücü)
EŞİTLİĞİN ANLAMI:
Bir insanın ihtiyacını, isteğini ve arzusunu doğru belirlerseniz, bunları tatmin etme gücünde bir ödül vadederseniz, o insan sizin istediğiniz davranışları güle oynaya yapacaktır

*********

Kendisine karşı gösterilen sevgiden, ilgiden, hoşgörüden ya da kendisine verilen değerden güç alarak, yersiz ve aşırı istek ve davranışlarda bulunmaya, ŞIMARIKLIK denir.
Çocuklar, eşler, sonradan görmeler ve sahte uyduruk yöneticiler. şımarıkların en başında gelir. Şımarıklar, er geç pişman olur ama ne çare!

***********

‪Eğer birisi size kendi kişilik bozukluğu nedeniyle öfke ve nefret duyuyorsa, sakın ona öfke ve nefretle karşılık vermeyin. Kişiliğiniz sağlıklıysa, sizden hoşlanmayan ya da sizden nefret eden kişileri anlamaya çalışmak, ona ve size, öfke ve nefrete öfke ve nefretle karşılık vermekten çok daha büyük fayda sağlar

***********

‪ABD mili gelirinin %75’i hizmet sektöründen sağlanmakta ve nüfusunun % 80’i hizmet sektöründe çalışmaktadır.
‪İşletmecilikte müşteriye hizmet, rekabet üstünlüğü sağlayan bir stateji haline gelmiştir. Müşteri yönlü olmak, müşteriyi mutlu etmeye çalışmak, ürünün müşteriye sağladığı faydadan daha fazla fayda sa

************

Ahlak filozoflarının ve islam evliyalarının övdüğü doğruluk, dürüstlük, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adına, ERDEM denir.
‪İnsan, erdemlerini hayata geçirerek kendisini, çevresini ve dünyayı güzelleştirmeye, ömrünü anlamlı kılmaya çalışmalıdır

***********

‪Fikir tartışması yapmakta olduğunuz ve sizin söylediklerinizin yanlış olduğunda ısrar edip direnen kişiye bir ara “1” in kare kökü kaçtır?” diye sorun. Bilemezse “Haklısın” deyip tartışmayı hemen kesiniz ve bu kişiden uzaklaşınız. Daha “1” i bilmeyen kişi, sizinle tartışma yapacak düzeyde değidir

************

Hangi sorun veya mutsuzluk olursa olsun, hepsi kötü yönetimden kaynaklanır. Hangi sorun veya mutsuzluk olursa olsun iyi yönetimle çözümlenir ve huzur gelir
Çağdaş ileri kültüre sahip insanlar, bilim ve sanat tartışmalarıyla; geri kalmış insanlar, spor, politika ve DİN tartışmalarıyla tatmin olur
TARTIŞMA KONULARINDAN BELLİDİR.Türkiye, 40 yıldır kültürsüz yöneticileri tarafından, bilerek ve isteyerek geri bırakılmış bir ülkedir

**************

Uygar ileri dünyada büyüklük; makam, unvan, şöhret ve varlık açısından yükselirken doğaya, sanata,halka, güçsüze, yoksula hak ve adalete karşı küçülmekle kazanılır.
Türkiye’de ise büyüklük; güçsüzü, yoksulu, işçiyi, çalışanı ezerek, hak ve adaleti boş verip makam, unvan, şöhret ve varlık sahibi olmaya bakarak kazanılır

***********

‪Taş, fikirle yumuşar hamur olur. Ama Ortaçağ kafasına uzay çağı fikri asla giremez; taş kafa taş kalır asla değişmez. Türkiye’de öyle çok taş kafa var ki, bir mucize olsa, Haşa Yüce Allah karşılarına çıksa, Allah’ı inkar eder şeyhlerine, cemaatrlarına, din tüccarlarına inanırlar

**********

Bazı insanlar, çevresindeki insan veya insanlara selam, güven, neşe, keyif, haz, dostluk, şefkat, yardım ve huzur verir.
‪Bazı insanlar da çevresindeki insan veya insanlara küfür, şüphe, korku, hüzün, acı, ızdırap, düşmanlık, soğukluk, elem verir
‪Sevilen ve nefret edilen insan türleri ya da sevapkar ve günahkar insan türleri

***********

HER İNSAN ÖZELDİR

Tüm insanları Allah yaratmıştır; ancak, her insanı özel yaratmış ve farklı özelliklerle donatmıştır.

İnsanları aynılaştırmaya çalışanlar, onların aynı düşüncede, aynı fikirde ve aynı özellikte olmasını isteyenler, hatta bu yönde dayatmalarda bulunanlar, aslında Allah’ı bile yeterince tanıyamamış gafillerdir

*************

Bir düşünceye, fikre, görüşe, teze ve felsefeye çok sımsıkı biçimde, içten, gönülden bağlı bulunmaya ve onu kesin doğru saymaya, İNANÇ denir.

Doğruluğu deneylerle kanıtlanmadıkça inançlar, yalanlardan daha tehlikelidir. Bir ülkede inançlar ve yalanlar yaygınsa, o ülke iflah etmez

*************

Çaresizlik, Tanrıyı buldurur. Güçlü deprem anı, düşmekte olan uçakta yolcu olma anı, okyanus ortasında dev dalgalara yakalanma anı ve diğer çaresizlik anlarında insanoğlu, otomatik olarak kendi Tanrısını bulur ve duaya başlar, Tanrısına bir bakıma kurtuluş dilekçesi yazmaya yönelir

***************

‪Mükemmel bir bilişim sisteminin dört temel öğesi vardır: Bilgi işlem kapaditesi, depolama kapasitesi, girdi/çıktı kapasitesi ve hız kapaditesi.
‪Karşılıklı olarak birbirini destekleyerek daha güçlü hale getiren bu dört süreç, hemen her iş, işlem ve işleyişi dijital hale getirmiştir

Formun Üstü


**************

Yaşam şu andır. Allah gecinden versin, yaşamınız şimdi şu anda son bulmuş olsa, neler neler yaşamamış olduğunuzu ön görebilmelisiniz. Her anı diğerinden daha insancıl, daha verimli, daha yararlı, daha iyi ve güzel geçirmeye çalışmalısınız.
‪Öfkeler, kinler, kavgalar, toprak olunca kendiliğinden bitiverecek

***************

‪İnsan, kendini kabul edinceye kadar tamamlanmamış sayılır. Üstün yönlerini, zayıf yönlerini, inançlarını, eğitimini, kültürünü, ilkelerini, davranışlarını ve diğer özelliklerini objektif (yansız) olarak sorguladıktan sonra, kendinin ne olduğunu tanımlayınca, TAMAMLANMIŞ İNSAN olunur

*************

‪Kendini olduğundan başka türlü gösterebilenlere AKTÖR denir.
‪Türkiye’de Devlet altı o kadar çok aktör var ki saymakla bitmiyor.
‪Fetullahçılar, Süleymancılar, Cemaatlar, Kuran kursları, vakıflar ve gerçek amaçları kendi çıkarları için ne gerekiyorsa o rolü oynayabilen diğerleri…

********

Aynı davranışları yaparak, farklı sonuçlar elde edebileceğini sanmaya DELİLİK denir. Örnekler:
. Aynı yabancı dil eğitimi ile devlet okullarında yabancı dilin öğrenileceğini sanmak
. Öğrenci seçme sınavı ile her lise mezununun yeteneğine uygun üniversiteye yerleştirildiğini sanmak
. Yasa ve yönetmelikleri değiştirerek eğitim sorunlarının çözüleceğini sanmak
. Diploma sahibinin konusunu bildiğini sanmak
. Çağdaş bilgi teknolojilerinin bilindiğini sanmak

**************

20.yüzyılda, dünyanın hiçbir ülkesi, ABD ile başabaş rekabet edebilecek durumda değildi. 21 yüzyılda ise, dünyanın birkaç ülkesi, ABD ile başabaş rekabet edebilir duruma gelmiştir.

ABD; “Hep bana” alışkanlığını terk etmezse, dünyanın diğer ülkeleri birleşip karşısına dikilecektir

**************

Teori (kuram) ile pratik (uygulama) arasındaki fark, balın kimyasal özelliklerini öğrenmek ile balı tatmak arasındaki fark gibidir.

Bilim ile inanç arasındaki fark, bu dünyayı deneyimlemek ile öteki dünyayı hayal etmek arasındaki fark gibidir

***********

20.yüzyılda, dünyanın hiçbir ülkesi, ABD ile başabaş rekabet edebilecek durumda değildi. 21 yüzyılda ise, dünyanın birkaç ülkesi, ABD ile başabaş rekabet edebilir duruma gelmiştir.
ABD; “Hep bana” alışkanlığını terk etmezse, dünyanın diğer ülkeleri birleşip karşısına dikilecektir

************

EN KISA FIKRA
Temel’e, “Güzelliği mi tercih edersin aptallığı mı?” diye sorarlar. Temel;
“Güzellik geçicidir” der.

Ülkücülere, “İyi partiyi mi tercih edersin MHP’Yİ mi?” diye sorarlar. Ülkücüler;
“MHP iyi değildir” der

*************

Aynı davranışları yaparak, farklı sonuçlar elde edilebileceğini sanmaya DELİLİK denir. Örnekler:
. Aynı yabancı dil eğitimi ile devlet okullarında yabancı dilin öğrenileceğini sanmak
. Öğrenci seçme sınavı ile her lise mezununun yeteneğine uygun üniversiteye yerleştirildiğini sanmak
. Yasa ve yönetmelikleri değiştirerek eğitim sorunlarının çözüleceğini sanmak
. Diploma sahibinin konusunu bildiğini sanmak
. Çağdaş bilgi teknolojilerinin bilindiğini sanmak

*********

‪“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar
‪Benim de göğsüm gibi serhattim var” M. A. Ersoy.
‪Türkiye’nin dört bir yanını sarmışsa düşmanlar,
‪Benim de mükemmel demokrasim, ekonomim, bilim insanlarım, siyasetçilerim, yansız basınım ve vicdanı hür, irfanı hür, kararları adil hakimlerim var!

************

‪Bir yakınımın çok basit bir ameliyatında, refakatçi sıfatıyla hastanenin ameliyathane kapısında bekliyorum. Koridorun bana göre sağında yoğun bakım, solunda onun tam karşısında doğum ünitesi olduğunu gördüm.
‪Şu dünyanın düzenine bakın! Bir tarafta doğuyorlar, diğer tsrafta ölüyorlar

****************

‪İşletmelerde, karın artık geri dönülmez şekilde düşmeye başlamasıyla birlikte, işletme için sonun başlangıcı da başlamış olur.
‪“Sonun başlangıcı” karinesi tüm insanlar ve kurumlar İçin de geçerilidir. Örneğin, 1683 Viyana bozgunu, Osmanlı İmparatorluğu için sonun başlangıcıydı.
Canan Kaftancıoğlu’na fikirleri sebebiyle yaklaşık 10 yıl tutuklama kararı verimesi, TÜRKİYE’DE ADALET için sonun başlangıcıdır

**********

‪2. Abdül Hamid döneminde “Burun” diyenleri, zaptiyeler (polisler) yakalar ve kadıya (hakime) teslim eder, kadı da “Sen Abdül Hamidi kastetmişsin” diye tutuklarmıştı. 2. Abdül Hamidin Burnu çok büyük olduğu için, insanlar “Burun” sözcüğünü “tutuklanırım” korkusuyla söyleyemez veya yazamazlardı

************

‪Çaresizlik, Tanrıyı buldurur. şiddetli ve güçlü deprem anı, düşmekte olan uçakta yolcu olma anı, okyanus ortasında dev dalgalara yakalanma anı ve diğer çaresizlik anlarında insanoğlu, otomatik olarak kendi Tanrısını bulur ve duaya başlar, Tanrısına bir bakıma kurtuluş dilekçesi yazmaya yönelir

****************

‪İnsanlar, sadece zorunlu kaldıklarında değişmez. Kendileri gibi başka insanların değişip geliştiklerini gördüklerinde de değişirler. Özellikle Türk insanı için bir tek güzel örnek, bilim insanlarının sunduğu bin teoriye bedeldir. Türk insanının aklı gözündedir, kitaplarda değil!

************

Başkalarının duymaması, görmemesi, öğrenmemesi gereken özel yaşama MAHREM denir.
‪İnsan mahremiyle, sırlarıyla, kendine sakladıklarıyla insan kalır. Artık 5.kuşak bilgi teknolojileri karşısında,hiçbir insanın mahremi ve sırrı kalmamıştır. Görünmez algoritmalar, mahremiyeti yok etti. Her tıklayış, tıklayanın tüm özelini ve özelliklerini açığa çıkarıyor

***************

‪İnsanlar, her zaman gerçeği yalana tercih eder ve ne pahasına olursa olsun gerçeği öğrenmek ister. Ancak, görünen gerçek değildir. Arayıp bulmak gerekir. Her arayan bulamaz, ama bulanlar yalnızca arayanlardır. Yansız bilim insanları, gerçeği laboratuvarlarda, kütüphanelerde, arazide arar ve kısmetse bulur

**************

‪1990’lara kadar insan ÖZNE, insanın gördüğü, dokunduğu, hissettiği, yönettiği ne varsa tümü NESNE idi. İnternette bağlı bilişim teknolojisinden sonra insan, özne olma durumunu kaybetti ve internete bağlı e-ticaret, sosyal medya ve yapay zekanın nesnesi oldu, özgür karar verme özelliğini yitirdi

***************

‪İnsan hayatının her anı bir sınavdır. Sınavlarda ya başarılı ya da başarısız olunur. Önenli olan derse iyi çalışmak, iyi karşılaştırmalar yapmak ve her an en doğru yanıtı verip sınavlardan geçer not almaktır.
‪Tembelller, bazen tesadüfen geçer not alır, ama çoğunlukla başarısızdır

**************

Tebrizi, Mevlanaya “Elinde, kitaplığında, belleğinde, ezberinde ne varsa hepsini yak, yok et, unut; ancak o zaman düşünmeyi, düşünerek doğruyu bulmayı öğrenirsin” demiştir.
‪Mevlana, bunu yaptıktan sonra, dünyanın tanıdığı ve tanıyanların fikirlerinden huzur bulduğu kişi olmuştur

**************

Teori (kuram) ile pratik (uygulama) arasındaki fark, balın kimyasal özelliklerini öğrenmek ile balı tatmak arasındaki fark gibidir.
Bilim ile inanç arasındaki fark, bu dünyayı deneyimlemek ile öteki dünyayı hayal etmek arasındaki fark gibidir

*************

20.yüzyılda, dünyanın hiçbir ülkesi, ABD ile başabaş rekabet edebilecek durumda değildi. 21 yüzyılda ise, dünyanın birkaç ülkesi, ABD ile başabaş rekabet edebilir duruma gelmiştir.
ABD; “Hep bana” alışkanlığını terk etmezse, dünyanın diğer ülkeleri birleşip karşısına dikilecektir

************

Aynı davranışları yaparak, farklı sonuçlar elde edilebileceğini sanmaya DELİLİK denir. Örnekler:
. Aynı yabancı dil eğitimi ile devlet okullarında yabancı dilin öğrenileceğini sanmak
. Öğrenci seçme sınavı ile her lise mezununun yeteneğine uygun üniversiteye yerleştirildiğini sanmak
. Yasa ve yönetmelikleri değiştirerek eğitim sorunlarının çözüleceğini sanmak
. Diploma sahibinin konusunu bildiğini sanmak
. Çağdaş bilgi teknolojilerinin bilindiğini sanmak

**************

‪“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar
‪Benim de göğsüm gibi serhattim var” M. A. Ersoy.
‪Türkiyenin dört bir yanını sarmışsa düşmanlar,
‪Benim de mükemmel demokrasim, ekonomim, bilim insanlarım, siyasetçilerim, yansız basınım ve vicdanı hür, irfanı hür, kararları adil hakimlerim var!

**************

‪Bir yakınımın çok basit bir ameliyatında, refakatçi sıfatıyla hastanenin ameliyathane kapısında bekliyorum. Koridorun bana göre sağında yoğun bakım, solunda onun tam karşısında doğum ünitesi olduğunu gördüm.
‪Şu dünyanın düzenine bakın! Bir tarafta doğuyorlar, diğer tarafta ölüyorlar

**************

‪İşletmelerde, karın artık geri dönülmez şekilde düşmeye başlamasıyla birlikte, işletme için sonun başlangıcı da başlamış olur.
‪“Sonun başlangıcı” karinesi tüm insanlar ve kurumlar İçin de geçerilidir. Örneğin, 1683 Viyana bozgunu, Osmanlı İmparatorluğu için sonun başlangıcıydı.
Canan Kaftancıoğlu’na fikirleri sebebiyle yaklaşık 10 yıl tutuklama kararı verimesi, TÜRKİYE’DE ADALET için sonun başlangıcıdır

**************

Bir yemekte 4 yaşındaki çocuk, soğuk su istedi. Annesi, oğlunun bardağına bir buz barçası ilave etti. Buz bardağın üstünde yüzmeye başladı. Oğlu annesine, “Buz niye bardağın dibine düşmedi” diye sordu.

Ülkemizdeki annelerin tümü, çocuklarının zekice sorularına, doğru yanıtı vermedikçe, geleceğimiz tehlikededir

*************

“Aşkını anlatmaya yeltenme sakın,

Ancak söylenmemiş aşklar aşktır;

Çünkü hafif rüzgarlar tatlı tatlı,

Sessiz ve görülmez eserler.”

William Blake.

******************

Bir konuyu ya da bir sorunun yanıtını bildiğinizi sandığınız zaman, ona kesinlikle başka bir açıdan da bakmak gerektiğini asla unutmayın. Belki sizin kafanızdaki bilgi eskimiştir. Çünkü, doğru bildiklerimizin yanlış olduğu, bilimsel araştırmalarla kesin olarak kanıtlanmaktadır

**************

Müzeyi teknik, ekonomik, insancıl, toplumsal ve psikolojik açılardan ele alıp planlamaya, örgütlemeye, yöneltmeye, koordine etmeye ve denetlemeye, MÜZE YÖNETİMİ denir.

Türkiye’deki müzelerin bu tanıma uygun yönetilmediği açıktır. Örneğin, müze ziyaret ücretleri, aşırı pahalıdır

*****************

2070’de, yani bundan 50 yıl sonra ne putin’in, ne Tramp’ın, ne Netanyahu’nun ne de bugün popüler olan başka kişilerin adını anımsayan hiç kimse olmayacaktır. Dünyayı, çok uluslu şirketler değiştirecek ve yönetecektir. Dünya insanlarının vatanları değil, şirketleri olacaktır. İnsanlara nereli oldukları sorulduğunda, “Microsofttistanlıyım*, “İntelistanlıyım”, “Aselsanistanlıyım gibi aidiyetleriyle övünecekler

*******************

İnsan ihtiyaç, istek ve arzuları, değişik bilim insanları tarafından çok değişik olarak en temelinden en tavanına kadar, bir merdiven basamağı gibi sıralanmıştır. Türk insanının en çok bildiği, A. Maslow’un sıralamasıdır. Bu sıralamanın 3.basamağında sevgi ve ait olma ihtiyacı yer alır. Buna göre her insanın kabullenmeye ve sevgiye ihtiyacı vardır

************

Eğitim, kendi başına düşünmeyi öğrenmektir. Elinizde hangi diploma olursa olsun bir lider, şeyh, imam, hoca, anne, baba, öğretmen, şef, müdür ya da başka biri, sizin yerinize düşünerek doğru seçeneği gösteriyorsa ve siz o seçeneğe göre hareket ediyorsanız, boşuna kendinizi kandırmayın, siz hala gizli cahilsiniz

******************

Hangi insan olursa olsun, yalnızca rüyalarında ve hayallerinde özgürdür. Ancak, rüyalarımız ve hayallerimizde kendimiz oluruz. İnsan, sadece rüyalarında veya hayallerinde özgürce kendisiyle yüzleşir. Gerçek yaşamda kısmen de olsa kendisiyle yüzleşmeyen insan, başkasını tanıyamaz. İnsanın kendisi olması, erdemli olması demektir

*************

Üstüne üstüne gelen beladan kurtulmak için, belanın üstüne üstüne gitme, kenarından geçmeye çalış, ne yaparsan yap, bela yine üstüne gelmekte ısrar ediyorsa biraz dur, öfkelenme, belayı en az hasarla atlatabilecek bir yol ara. Yasal yollara baş vur; mekan değiştir. Mekan değiştirmekte ferahlık vardır

Formun Üstü


***************

‪Bilime, bilim insanına, sanat ve sanaççıya verilen değer ve önem, o ülkeyi yüceltir ve o ülkeye itibar kazandırır. Kapital ve kapitslistlere verilen değer ve önem, o ülkede kapitalizmi giderek din haline getirir ve ülkenin insanları paraya ve güce tapmaya başlar

**************

Karanlık olmadan aydınlığı göstermek mümkün değidir. Okumayan, ülkesinin ve dünyanın güzelliklerini görmeyen, müzeleri ve sanat eserlerini incelemeyen, konferans ve kongrelere katılmayan insanlar, karanlıktadır. Karanlıktan ışığa çıkmaya, hatta çevrenizi aydınlatan ışık olmaya çalışınız. Nur içinde yaşar, mezarınızda nur içinde uyursunuz

**************

‪Hz. Ömer, “Cahillik döneminde, beni korusun diye helvadan put yapar yolculuğa çıkardım. Yolda acıkınca putumu yerdim. Aklıma geldikçe katıla katıla gülerim. Bir olayı hatırladıkça hüngür hüngür ağlarım. Yeni doğan kızımı diri diri toprağa gömdüm. Kızımın suçu neydi hiç düşünmedim”

Formun Üstü

Formun Altı

********

1492-1800 döneminde, kol gücü üstünlük sağlamış ve küreselleşmeyi başlatmıştır.1800-2000 döneminde, çokuluslu şirketler küreselleşme sürecinin ikinci aşamasını oluşturmuştur. 2000’den sonra yazılım şirketleri, küreselleşmeyi gerçekleştirmiş ve katma değeri en yüksel sektör haline gelmiştir

************

‪İnsanlar, işletmeler ve devletler, bir ürünü veya işi oluşturan bileşenlerin hangisini başkalarından daha iyi yapıyorsa ona odaklanmasına, diğerlerini başka en iyi yapanlardan satın almasına TAŞERONLUK (outsourcing) denir. Taşeron insanlar, işletmeler ve devletler, çok sık kriz yaşar

************

‪Değerli olmak açısından bütün insanlar eşittir. Yani bütün insanlar aynı değerdedir. Ancak bazı insanlar, psikojik olarak kendisini değersiz hisseder. Kendi değerinin farkında olmayan kişi bunu, ya değerli varsaydığı insanlarla görünerek ya da daha da zenginleşerek sağlamaya çalışır

************

İstanbul Atatürk Havalimanındaki Havacılık ve Teknoloji Festivalindeyim. Öğretmenleri gözetiminde binlerce öğrenci, gençler, orta yaşlılar ve yaşlılar. İğne atsan yere değmez. Muazzam organizasyon. Hele Jetlerin ses, hız ve korkunç takla gösterileri. Gurur duydum, umut tazeledim

***************

‪“Evlenseniz de pişman olacaksınız evlenmeseniz de.”SOKRATES.
‪Çünkü,evlenme kararını ya da evlenmeme kararını verdiğiniz dönemdeki koşullara göre kararınız gayet mantıklıydı. Zamanla koşullar değişti ve bugün birçok seçenek ortaya çıktı. “Keşke” diyerek pişman olmanız da bugünün koşullarına göre gayet mantıklıdır

**************

‪17, 18 ve 19.yüzyılda Osmanlı Devletinin her yerindeki eğitim, İmam Hatip sistemi şeklindeydi. Bu sistemin yetiştirip kurumlara yetleştirdiği hafızlar, imamlar, hatipler, şehler, şıhlar ve katipler, devletin çökmesini ve paramparça olmasını önleyemedi. Atatürk, işe eğitimden başladı

*****************

Osmanlı, derisini değiştiremediği, yani yaratıcı, yenilikçi ve sorun çözücü genel eğitim sistemi kurup uygulayamadığı için çöktü. Bugün Türkiye’de,öğretmen ve öğretim üyelerinin sınıflarda anlattığı ne varsa tümünü, daha güzel ve anlaşılır olarak GOOGLE’de anında bulmak mümkünfür.
Kaynak israfı önlenmelidir. Köy Enstitüsü Modeli, günün koşullarına göre geliştirilip KENT ENSTİTÜSÜ modeline dönüştürülmelidir

***************

‪20 yıl önce, YBS dersinde YAPAY ZEKA Konusunu öğrencilerle tartışırken ben, “Arkadaşlar, bugün insanların yaptığı iş ve işlemleri çok yakında yapay zekalar yapacak, biz öğretim üyeleri dahil nüfusumuzun büyük kısmı işsiz kalacaktır” deyince, sınıf gülüşmüştü. Genç işsiz oranı yaklaşık %25 olarak açıklandı

******************

İstanbul Atatürk Havalimanındaki Havacılık ve Teknoloji Festivalindeyim. Öğretmenleri gözetiminde on binlerce öğrenci, gençler, orta yaşlılar ve yaşlılar. İğne atsan yere değmez. Muazzam organizasyon. Hele Jetlerin ses, hız ve korkunç takla gösterileri. Gurur duydum. Türk gençlerinin tasarımları, kendilerine güvenleri ve mütevazi tavırları, ümit veriyor

**************

İnsanın her anı, her işi, her işlemi, her girişimi risk taşır. Başka değişle, hiçbir insan, tercihinin sonucunu, en baştan garantiye alamaz. Örneğin, neredeyse aynı kültüre, ekonomik düzeye, ortak görüşlere sahip olan çiftlerin evliliğinin de garantisi yoktur. Onların da boşandığını görüyoruz.

************

İnsanın her anı, her işi, her işlemi, her girişimi risk taşır. Başka değişle, hiçbir insan, tercihinin sonucunu, en baştan garantiye alamaz. Örneğin, neredeyse aynı kültüre, ekonomik düzeye, ortak görüşlere sahip olan çiftlerin evliliğinin de garantisi yoktur. Onlar da boşanıyor

**************

TV moderatörleri, bu konunun uzmanları tarafından ayrıntılı bir eğitimden geçirilmeden konuşmacıların karşısına oturtulmamalıdır.
‪Konuşmacının sözünü keserek araya girmekte, korsan konferanslar vererek tatmin olmakta, konuşmacının da insicamını bozmaktadır. Ayrıca, hemen her konuşmacının diğerinin sözünü kesmesini normal karşılamaktadır

*************

‪İnsanın neyi nasıl başardığı önemli değildir, o başarının insana ne kazandırdığı önemlidir.
‪Öreneğin zenginlik, makam mevki, arkadaşlık, dostluk, sevgililik, evlilik, cinsellik, spor severlik, abartılı ibadet, seyahat, yalakalık, dedi kodu, iki yüzlülük ve diğerleri, her iki dünya için ne kazandırdı?

***************

Bazı anlamlı yaşam seçenekleri:
‪Kişilerle yakın ilişkiler geliştirmek
‪Üretken davranışlarda bulunmak
‪Toplumsal etkinliklere katılmak
‪Abartısız, ölçülü, kısa ibadetler yapmak
‪Evrensel doğrulara odaklanmak
‪Bilimsel eserler okumak
‪Sanatla ilgilenmek
‪Klasik müzik dinlemek
‪Sevgi üretmek
‪Diğer iyi, doğru ve güzel eylemlerde bulunmak

************

Hangi yaşta olursa olsun insan, içindeki ateşin harının (yansımasının) azaldığını anlarsa, ölümün yaklaştığını hisseder, yüzünde ve gözlerinde hüsran belirir. Ölümden niçin korkmalı ki? Siz varken ölüm yoktur; ölüm varken de siz yoksunuz.

İçinizdeki yaşam ateşini harlı tutunuz. İyilik yapın, gülün, eğlenin, yiyin, için ama, sakın ölçüyü kaçırmayın

**************

İnsanların maddi ve manevi yaşam standartlarını iyileştiren yeni kavramlar, tasarımlar, ürünler ve görüşler ortaya koymaya, DEĞER YARATMA denir.
Koşulların değişmesiyle insanların maddi ve manevi gereksinmelerini karşılayamaz hale geldiği için artık terk edilen eski değerlere de ÖLÜ DEĞERLER denir.
DİRİ, devingendir. ÖLÜ, mevta olmuştur; artık bir daha geri gelemez.

Formun Üstü


************

TV moderatörleri, bu konunun uzmanları tarafından ayrıntılı bir eğitimden geçirilmeden konuşmacıların karşısına oturtulmamalıdır.
‪Konuşmacının sözünü keserek araya girmekte, korsan konferanslar vererek tatmin olmakta, konuşmacının da insicamını bozmaktadır. Ayrıca, hemen her konuşmacının diğerinin sözünü kesmesini normal karşılamaktadır

***************

‪İnsanın neyi nasıl başardığı önemli değildir, o başarının insana ne kazandırdığı önemlidir.
‪Örneğin zenginlik, makam, mevki, arkadaşlık, dostluk, sevgililik, evlilik, cinsellik, spor severlik, abartılı ibadet, seyahat, yalakalık, dedi kodu, iki yüzlülük ve diğerleri, her iki dünya için ne kazandırdı?

Formun Üstü


*************

Anadolu Türkleri Tarihinde Diriliş Dönemi, Kuruluş Dönemi, Yükseliş Dönemi, Duraklama Dönemi, Gerileme Dönemi, Çöküş Dönemi, Cumhuriyet Dönemi, Demokrasi Dönemi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Dönemleri vardır. Oligarşi (siyasal gücün birkaç kişide toplanması) Dönemi gelmez İnşallah!

**************

‪Her insan, başka bir insan aracılığıyla insanlaşır. Arkadaşınızı, eşinizi, dostunuzu seçerken çok dikkatli olunuz, uygar ve ileri kültürlü insanlardan seçmeye çalışınız. Sakın yobazlardan seçmeyiniz, çünkü giderek siz de yobazlaşır, diğer insanların başına bela olursunuz. İlkellikte kalmak isteyenlere, yobaz denir

************

‪İnsanın özelliklerinden biri de bağlanmak arzusudur. Her insan, her yaşta bağlanmak ister. İnsan, diğer insanlarla kuramadığı bağı; köpeklerle, kedilerle, kuşlarla yani nesnelerle kurar. Oysa insan, kendisini sevecek birini aramak yerine, kendisi sevilecek biri olmaya çalışmalıdır

***************

‪Yöneticiler aptal oldukları için, yönetilenleri aptal sanırlar. Yöneticilerin üstünlüğü, akıllarından değil ellerindeki güçten kaynaklanır. Şu veya bu şekilde ellerindeki güç gidince, sudan çıkmış balığa dönerler. En son örneği, Kenan Evren’dir

****************

Formun Üstü

‪Her insan, başka bir insan aracılığıyla insanlaşır. Arkadaşınızı, eşinizi, dostunuzu seçerken çok dikkatli olunuz, uygar ve ileri kültürlü insanlardan seçmeye çalışınız. Sakın yobazlardan seçmeyiniz, çünkü giderek siz de yobazlaşır, diğer insanların başına bela olursunuz. İlkellikte kalmak isteyenlere, yobaz denir

**********************

“Seni sürekli başka bir insan yapmaya çalışan bir dünyada, kendin olarak kalmak, çok büyük başarıdır.” EMERSON

Cumhuriyet tarihinde kendisi olarak kalabilmiş birkaç insan biliyorum: Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Levent Kırca, Genco Erkal, İlhan İrem, Zeki Müren, Cüneyt Arkın, Yılmaz Büyükerşen, Ali Akdemir

*******************

Çocuk yetiştirirken çocuğun hatalarına odaklanmak, çocuğun hatalarını her fırsatta yüzüne vurmak, çocuğun kendisi hakkında “Ben değersizim” şeklinde düşünmesine yo açar.

Ya geçmişinizi bilse de çocuk sizin o koca koca hatalarınızı, tek tek yüzünüze vursa, kendinize bir saygınız kalır mıydı?

***********

Alçak gönüllü ve gösterişsiz olmaya, MÜTEVAZİLİK denir.

Kim olursa olsun, bir insanın yanında kendinizi rahat hissediyorsanız, o insanın mütevazi olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Mütevazi insan, asla büyüklük taslamaz. Büyüklük taslayan aslında zayıflığını gizlemeye çalışır

****************

Birinin buyruğu altında bulunduğu için özgür olmayan kimseye, KÖLE demekte bir sakınca yoktur. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’deki tüm memur ve işçiler, GÖNÜLLÜ KÖLEDİR. Ömürleri cuma akşamını, yıllık tatili ve kırıntı bir zammı beklemekle geçer. Köle, hayatta kalmaya çalışır!

**************

Bir insanın diğer insana, olaya, duruma, kuruma, inanca, varlığa karşı sevgi ya da düşmanlık beslemesine yol açan koşullanmış duygusal tutum ve inanca, ÖNYARGI denir. Devlet yöneticilerinin kişileri ve kurumları önyargılarla değil, onları başarı düzeyleriyle (performans) yönetmesi şarttır

**************

Yeryüzünü oluşturan parçaları, bölgeleri, ülkeleri belirleyen, tanımlayan, niteleyen fiziki, ekonomik, biyolojik, insani ve siyasi gerçeklere, COĞRAFYA denir. İnançların coğrafyası yoktur. Dünyada ne kadar insan varsa, o kadar da inanç vardır. Doğruluğu deneyle kanıtlandığı için bilim tektir

***************

Büyüklük; makam, unvan, şöhret ve varlık açısından yükselirken doğaya, sanata, halka, güçsüze, yoksula, çocuğa ve adalete karşı küçülmekle kazanılır.

Türkiye’de sahip olduklarıyla büyük olmaya çalışanların makam, unvan, şöhret ve varlıklarını yitirdiklerinde, hallerini bir görseniz! Ben çok gördüm ve zavallı hallerine sadece acıdım

****************

Anne ve babaya eski dilde “EBEVEYN” denir.

Çocuğun üç ebeveyni vardır: Annesi, babası ve anne babasının ilişkisi. Byron Norton.

Anne babanın ilişkisi sevgi, saygı, nazik söz ve uygar davranışlar üzerinde ilerliyorsa, o çocuk yaşamında ve evliliğinde büyük olasılıkla çok mutlu olacaktır

**************

‪İnsanın algılarını ve doyum (tatmin) düzeyini, büyük oranda karşılaştırma (kıyaslama) yapması etkiler.
‪İnsan, şu andaki durumunun geçmişteki durumundan daha iyi olduğunu görürse, mutlu olur.
‪İnsan kendisini sürekli geçmişiyle ve başkalarıyla kıyaslar ve ya mutlu ya da mutsuz olur

*****************

!978’de savunarak doktor unvanını aldığım tez SİMÜLASYON adını taşıyordu. Bugün hemen herkesin dilinde olan bu benzeşim yöntemi, sosyal yaşamı canlandıran ütopik, yaşamsal, insancıl ve dini söylemlesin otoritesini yıkmış, güvenilirliğini yok etmiştir. Artık genç kuşaklar, kocaman bir hipersimülasyon kara deliğinde ilerlemektedir

****************

Ailedeki, işletmedeki veya herhangi başka bir kurumdaki insana, “DEĞERLİ” olduğunu hissettirirseniz, o insan, sistemin üretken, etkili, etkin, verimli, mutlu, sevecen ve huzurlu bir parçası olur. Gönül coşkusuyla çevresine ve milli gelire olumlu katkılarda bulunur.
‪Biraz gayret!

********************

Bir insanın; diğer insana, eşine veya sevgilisine, tartışmada aşağıdan alması, ödün (taviz ) vermesi, azami sabır göstermesi, onun karşısında zayıf olduğundan değil, ona değer verdiğindendir. İnsan sevdiğine değer veriyorsa, egosunu ve inadını bir kenara bırakır, kavgayı uzatmaya değil, barışı getirmeye çalışır

*****************

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Adana’daki programı sona erince, Ankara’ya dönmek için tarifeli uçak kullandı ve uçağa binmek için vatandaşlarla birlikte sıra bekledi. Sözcü gazetesi (3.10.2019)

Türkiye’de bu davranışlar bir çoğalabilse! İnsanlar, özel yaşamlarında, önem ve değer açısından eşittir

*******************

FACEBOOK PAYLAŞIMLARI (41)

Ya cesaret edemediğin için ya da vazgeçemediğin için pişman olursun. Aşık olmadan önce, vazgeçmeyi öğrenmelisin. Hayallerin gerçek hayata taşınması ya da bazı değerlerin kaybedilince anlaşılması, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur. Boşuna bekleme! İlk aşk heyecanı, bir daha yaşanmaz

*********

Kendi idealimizi gerçekleştirmenin tek engeli, kendi gücümüzden ve yeteneklerimizden duyduğumuz şüphedir. Gücümüz ve yeteneğimiz vardır, ancak zamanı gelmediği için başkalarına açıklamaktan çekindiğimiz fikirler, en doğru olanlarıdır. Atatürk, olamazı oldurmuştur

**********

Türkiye’de geçirdiğim 76 yılda, yontma taş, cilalı taş, maden, tarım ve sanayi devirlerini bizzat yaşadım. Şimdilerde de az da olsa iletişim ve bilgi devrini yaşamaktayım. Bu durum Türkiye’nin nereden buraya geldiğinin kanıtı sayılır. Askeri darbeler olmasaydı, Türkiye çok daha ilerde olurdu. Darbeciler, bu büyük millete ihanet etmiş, zaman kaybettirmiştir

********

Türkiye’mizdeki her kişi, kurum, yapı, işleyiş, uygulama ve yönetici, stres (gerilim) faktörüdür. Doğa katliamları, rant kavgaları, cinayetlerin ve cinnetlerin giderek çoğalmasının nedeni, insanlarımızın insan olarak doğması, ancak insanlık düzeyine yükselememesinden kaynaklanır

********

İnsan, gönlünü sığdıramadığı yere, kendisini de sığdıramaz. Başka deyişle, insan, kendine ait hissetmediği yerde durmaz, uzun süre duramaz, durmak istemez. İnsan, yalnızca sevdiği varlıklara sığdırabilir kendi özel iç dünyasını. İçine giremediği her varlık, insanın ruhuna azap verir

*********

İnsan, beynini işleten enerjiyi kendisi üretmektedir. Oysa yapay zekalara enerjiyi, henüz insan vermektedir. Eğer, bir gün, yapay zekalar da beyinlerini işletecek enerjiyi kendileri üretmeyi veya Güneş’ten almayı başarırsa, insanın karar verme özgürlüğü son bulacak gibi görünüyor

*********

Klasik işletmecilikte başarı, yüksek devir hızına bağlıdır. Varlıkların, dönem sonundaki değeri, dönem başındakine oranla artmışsa, sorun yoktur. Çağdaş işletmecilik ise, bilgi yönetimine dayanır. Geleneksel “Üretim Yönetimi” kavramı, çağdaş ‘Bilgi Yönetimi’ kavramına dönüşmüştür. Bilgi, özellikle entelektüel bilgi iyi yönetilebiliyorsa, rekabet üstünlüğü elde edilir

*********

Kim olursa olsun, tüm yöneticilerin en temel amacı, ayrım yapmadan hizmet verdikleri insanların yaşamını daha da kolaylaştırmaktır. Aslında, bilim insanlarının amacı da aynıdır. Büyük şehir belediye başkanları, bilim insanların bilimsel önerilerini dikkate alsaydı, artık çekemez olduğumuz çileleri çekmeye devam etmezdik. Şehirler, giderek daha da yaşanabilir hale gelirdi

***********

Acılara katlanmak çok zordur. Ancak, acı da insanın varoluşunun doğal bir parçasıdır. Yaşamında insanın karşısına, kaçınılmaz olarak birçok sorun çıkar. Ancak, bunlar kendiliğinden acıya dönüşmez. Sorunun bir adaletsizlikten kaynaklandığı algılanırsa, işte asıl acı o zaman duyulmaya başlar

***********

Talep ve arzı dengeleme bilimine ekonomi (iktisat) denir. Türkiye, 2000 yılından önce, kendi tarım üretimiyle nüfusunu besleyen dünyadaki tek ülkeydi. Güneydoğu bölgemizde hayvan arzı Anadolu ve Trakya’daki tahıl, sebze, meyve ve zeytin arzı yapan insanlar şehirlere geldi. Açlık kapımızı çaldı, çalacak

***********

Daha geçen yüzyıla kadar, her ortamda insanlar esastı. Yeni dönemde doğallığın yerini yapaylık almaktadır. İnsan unsuru; yerini, yapay zeka insanlara, askerlere oyunculara, eğlencelere, söyleşilere, sosyal ortamlara bırakmaktadır. Türkiye, öbür dünyaya odaklanmış durumda, yine pozitif bilimi ıskalıyor

*************

Yetersizlik + yetersizlik +…+ yetersizlik = Yetersizlik

İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’ten sonra CHP’nin başına geçenler, iki büyük gerçek liderin yerini dolduramamıştır. Diğer taraftan, çıkarları bozulunca anında istifa edenlerin de, aslında kendi çıkarlarından başka bir davasının olmadığı kesindir

*************

Hukuk biliminde genellemesi yapılmış doğruların, adalet dağıtılırken yargıçlar tarafından yerli yerine konulması gerekir. Ayakkabının başa, şapkanın ayağa konulması, adalet değil, zulümdür. Ailede, okulda, iş yaşamında ve özellikle devlet yönetiminde adalet şarttır. Adalet dağıtımında Türkiye, utanılacak durumdadır

*************

Y. İĞDEAĞACI SÜLALELERİ
Hacı Bayazıtlar, Efeler, Deliamatlar, Dayeller, Hacı Memed Ağalar, Yavaşlar, Gökmenler, Kara Dayılar, Mamut Ağalar, Hocalar, Aslanlar, Gacavlar, Gırgılar, Molla Sülmanlar, Sülmalar, Hacıgiller, Hacı Garalar, Irazlar, Çaparlar, Sofular, Demirciler, Kürtüller, Havızlar, Aharlar, Çolaklar, Tokurlar, Bekirler, Molla Memedler, Puluslar, Havız Hakkılar, Ayanlar, Apraşlar, Kambırlar, .

************

MUTSUZLUK YÖNETİMDEN KAYNAKLANIR

Kötü yönetilen trafik mutsuz eder

Kötü yönetilen aile mutsuz eder

Kötü yönetilen ilişki mutsuz eder

Kötü yönetilen iş mutsuz eder

Kötü yönetilen devlet mutsuz eder

Kötü yönetilen belediye mutsuz eder

Dünya mutsuzluk araştırmasında ülkemiz en alt sıralarda yer almaktadır

************

Göz, öküzün trene baktığı gibi, yalnızca bakar. Görme işlevini, gözümüz değil, beynimizdeki görme merkezi yapar. Her insan, yalnızca bilgisi kadar algılar. Bilgin fikirlerinin herkes tarafından tam anlamıyla anlaşılamamasının sebebi budur. Bilgisizi bilgisiz, bilgiliyi bilgi anlar. Türk insanlarının bilgi düzeyi çok farklı olduğu için, birbirini tam anlayamazlar. Bu nedenle uygarca tartışamaz, her fırsatta kavga ederler.

***********

KAPİTALİST-TÜKETİCİ ÇARKI: Kapitalist beyni sürekli, “Yatırım Yap” sinyali, tüketici beyni ise sürekli, “Satın Al” sinyali çıkarır. Böylece zenginler, kendi varlıklarını sürekli çoğaltırken, geri kalan insanlar da kapitalistin ürünlerini sürekli satın alarak, kapitalist-tüketici çarkın daha hızlı dönmesini sağlar

************

İnsan vücudu bir mucizedir. Örneğin, vücuttaki sinirlerin uzunluğu 75 kilometredir. Vücuttaki kan, günde 19 kilometre yol gider. Uyluk kemiği betondan daha güçlüdür. Bağırsakları açarak yayarsanız, bir futbol sahası kadar yer kaplar. İnsanlardan mucize beklemeyiniz. Her varlık mucizedir

**************

Yarın neyin, nasıl olacağının kesin bilinmesi BELİRLİLİK; olasılıkla bilinmesi RİSK; hiç bilinmemesi BELİRSİZLİKTİR. Söyleyin bakalım Türkiye’nin çok bilmişleri, Türkiye hangi ortamdadır. Örneğin, yarının gıda fiyatlarının ne olacağı konusunda bilimsel bir bilginiz var mıdır?

*************

8.2.19

İKTİSATTA RASYONEL BEKLENTİLER TEORİSİ: Bir değişkenin gelecekteki beklenen değeri, o değişkenle ilgili mevcut tüm bilgiler kullanılarak, o değişken hakkında yapılan en iyi tahmine eşittir, Bu teoriye göre, insanların sadece geçmişle ilgili verileri değil, gelecekle ilgili beklentilerini de dikkate almak gerekir. Dolar kurunun, 31 marttan sonraki beklenen değeri, hem dolar kuru hakkındaki geçmiş tüm bilgilere, hem de halkın dolar hakkındaki beklentilerine bağlıdır. Teoriye göre, Türkiye’de dolar kuru yükselecektir

*************

1973’de EİTİA’de yapılan 1.İşletmecilik Kongresinde konuşmacılar, “nüfusun yüzde 70’ı kırsal kesimde, Türkiye’nin kalkınması kentleşmeye bağlıdır” deyince, söz alarak, “köylere dokunmayın, Türkiye Cumhuriyetten sonraki ordu gücünü ve kalkınmasını köylüye borçludur” demiştim. PKK ile savaşanların köylü ağırlıklı olması ve bugünlerde gıda fiyatlarından yakınma, ne yazık ki beni haklı çıkardı

************

Çocukluk günlerimde büyüklerimiz, az ya da çok ama mutlaka muhtaçlara, yoksulara, yolda kalmışlara infakta bulunarak, Cuma günlerinin mübarek olmasına katkıda bulunurlardı. Son zamanlarda İnternet’te sadece “Cumanız mübarek olsun” demekle Cuma mübarek olmuyor. Az veya çok verilirse, cuma kutlamasının samimi bir dilek olduğuna inanılabilir

***********

İstisnasız tüm dinler, İYİ NİYETİ dinin temeli sayar. İnşaatları bilimsel esaslara uygun olarak inşa etmeyenler, bilimsel esaslara aykırı ruhsat verenler, ruhsat ihlallerini görmezden gelenler, yasak kat çıkanlar, yasak katları görmezden gelenler kötü niyetlidir. Çökme nedeniyle ölenlerin KATİLİ bu kötü niyetli Allah bilmez insanlardır

*************

Okumuş okumamış, aydın karanlık, yöneten yönetilen, kim olursa olsun, insanın haklı isteklerini verirsen günün birinde nankörlük yaptığını görürsün; haksız isteklerini vermezsen, açık veya gizli düşmanın olduğunu görürsün. Ne yaparsan yap, eğer Allah rızası için yaparsan, hiç üzülmezsin; kul rızası için yaparsan çok üzülürsün

************

Cinayetlerin sebebi; para, mal, mülk, iktidar ve üstünlük hırsı ya da aşk ve kıskançlıktır. İnsan, maddi değerlerin, ortalama olarak 40-50 yıl kesin sahibi olabilmektedir; değer mi? İktidar ve üstünlük yarışı cehalettir; değer mi? Kıskançlık zayıflıktır; değer mi? Sahte aşk çılgınlıktır; değer mi? Gerçek aşk zaten öldürmez, süründürür

*************

Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişilere İKTİDAR denir. Krallıkla yönetilen bir ülkede iktidar kraldır. Demokrasiyle yönetilen bir ülkede seçilmişler, iktidardır. İktidar, kıt olan ülke kaynaklarını, önce kendi yakınlarına ve yandaşlarına, sonra da diğer halka, sözde adil yasalarla dağıtırmış rolü oynar

*********

Lise döneminde derslerimizden birini, “HALBUKİSİ” lakaplı bir öğretmenimiz verirdi. Bir arkadaşı, kendisine öğrencilerin “halbukisi” lakabının takıldığını söylemiş. Bir gün sınıfa geldi, kürsüye çıkti ve “Çocuklar bana halbukisi diyormuşsunuz, halbukisi ben hiç halbukisi demem” dediğinde tüm sınıf kahkahayla gülmüştük

************

“Bilginlerin en kötüsü ve en yararsızı, yönetenleri, ağaları ve beyleri en çok ziyaret edendir. Yönetenlerin, ağaların ve beylerin en iyisi ve en yararlısı da bilginleri en çok ziyaret edendir.” Mevlana.

SORU: Mevlana’nın kastettiği bilginler, bugünkü Profesörler, dekanlar, rektörler olabilir mi acaba?

************

“Felsefe, bir ağaca benzer. Kökleri metafizik, gövdesi fizik, dalları da diğer tüm bilimlerdir.” DESCATES.
MŞ HİPOTEZİ: Türk eğitim sisteminde FELSEFE, olmasa da olur muamelesi görür. Politikacıların tutarsız davranışlar ve söylemler yapmasının temel sebebi, Türkiye’de felsefe eğitiminin ıskalanmasıdır. İyi felsefe eğitiminden geçenler, tutarsız konuşamazlar

**********

SEVGİLİNİZE BUGÜN ŞU CÜMLEYİ SÖYLEMENİZİ ÖNERİRİM

“Güzel Sevgilim, seni görünen ve öğrenilen geçmiş zamanda, şimdiki zamanda, gelecek zamanda, geniş zamanda, kısacası, bütün Türkçe fiil çekim zamanlarında hep sevdim, hala seviyorum ve hep seveceğim; iyi ki seni sevmişim; çok şükür çok mutluyum”

***********

Çömlek çömleğe, “Dibin kara” demiş; öteki çömlek de “Seninki benimkinden daha da kara” diye yanıt vermiş. Bir siyasi parti diğer partilere “Hepinizin dibi kara” demiş; diğer partiler de “hep bir ağızdan, “Seninki bizimkilerden daha da kara” diye yanıt vermiş. Halkı kuru soğana muhtaç bırakan tüm partiler sorumludur. Muhalefet, halka güven veremediği için, İktidar da halkın verdiği güveni kötüye kullandığı için (15.2.19)

*************

2000 yılında ders materyali olarak yazdığım Yönetim Bilgi Sistemi kitabında, Post Modern Yönetim, dijital yönetim, bilgi üretimi, bilgi sistemi, bilgi yönetimi, kurumsal kaynak planlaması, uzman ve yapay zeka sistemleri konularını anlatmıştım. 19 yıl önce öğrencilerime bugünün gündeminde olan konuları anlatmış olmanın hazzını yaşıyorum

************

İş ve işlemleri gerçekleştirirken kullanılan bilgiye, politikaya ve araçlara TEKNOLOJİ denir. Teknolojiye bu bütünlük içinde bakılmalı ve yeni gelişmeler oldukça, kullanılmakta olan mevcut teknolojisi güncellenmelidir. İleri ülkeler bugün, NANO TEKNOLOJİYİ kullanmaya başlamıştır. Maddeleri, moleküler boyutta incelenerek yepyeni özelliklerini açığa çıkaran teknolojiye, Nano Teknoloji denir

************

Canlılık ve cansızlık, göreceli, kavramlardır. Nefes alan, beslenen, hareket eden ve benzer özellikler taşıyan varlıklara CANLI denir. Konuya, hareket özelliğinden yaklaşılırsa, tüm maddi varlıkların da canlı olduğu sonucuna varılır. Nano teknolojiyle bakıldığında, taşların da canlı olduğu görülür

***********

Kendini çok değerli bulan, sürekli önemsenmek ve hayranlık duyulmak isteyen, başkalarına göre önceliği olduğunu düşünen insanlar, çevreleri için sorun oluştururlar. Kendini çok büyük gören kişiler, davranış bilimleri açısında hasta sayılır. Maalesef, Türkiye’de bu tür insanlar çoğalmaya başladı. Gerçek Türk kültüründe böbürlenmek, çok büyük ayıp ve kusurlardan biri sayılırdı

***********

GÜNDEMDEKİ SORUNLAR: Beka sorunu, vaka sorunu, gıda sorunu, işsizlik sorunu, pahalılık sorunu, cari açık sorunu, Suriyeliler sorunu, kaçak yapı sorunu, dikey yapılaşma sorunu, yolsuzluk sorunu, yoksulluk sorunu, yandaşlık sorunu, sınır güvenliği sorunu, seçim güvenliği sorunu….

************

EKONOMİNİN TEMEL MARJİNAL FAYDA YASASI: Arka arkaya kullanılan bir mal veya hizmetin sağladığı fayda, belirli bir noktadan sonra giderek azalır ve sonunda elem vermeye başlar.

MŞ SORUSU: Bir siyasi partinin sağladığı fayda bir süre arttıktan sonra, bir dönemden sonra giderek azaldıktan sonra artık elem vermeye başlar mı?

**********

Felsefe sevgiyle birleşirse, ruhun iç çöküntüye uğraması engellenmiş olur. Sevmeyi bilen kişiler, tüm değerlerin üstünde bir yerde yaşarlar. Seven insanlar, dünyanın geçiciliğini, ön yargıların zırvalığını, dayatma inançların saçmalığını anladıkları için, hoşgörüyü üstün tutar, ilahi huzurun doruğuna çıkarlar

***********

42 yaşında Cumhurbaşkanı, 57 yaşında rahmetli olan Atatürk; Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar ve Hatay’da dış düşmanlara, Tekke ve zaviyeleri kapatmakla iç düşmanlara, öyle bir Tokat atmıştır ki, tarihte başka bir eşi ve emsali yoktur. Atatürk’ten sonra gelenlerde sadece laf ebeliği. Ortada sadece boşa geçirdikleri uzun yaşları var

*************

Okunan her farklı kitap, kafa içinde yanan bir mumdur. Kafasındaki mum sayısı çok olanlara AYDIN, az olanlara YARI CAHİL, çok az olanlara CAHİL denir. Halkı hemen her fırsatta kitap okuyan ülkeler, halkı kitap okumayan ülkeleri, tehdit etmekte, sömürmekte, inim inim inletmektedir

*************

Sosyal medya hakkında, genellikle kötü yorumlar yapılır. Sosyal medya, kötülüklerin panayırı olarak görülür. Oysa sosyal medya imkanlarıyla insanlar, var oluşlarının bilincine varmakta, kendilerini ifade etmekte, fikir tekellerinden kurtulmakta, özgürce tartışıp doğruyu bulmaktadır

************

Aşkı “görme hatası” olarak nitelendirenler, “aşkın gözü kördür” diyenler, “mutlu aşk yoktur” görüşünde olanlar, aşkı standart kalıplara sokanlar, aslında gerçek aşkı hiç yaşamamış olanlardır. Aşk için neden, niçin ve nasıl soruları sorulmaz; akıl mantık aranmadan yaşanır ve biter. Aşkı sevgiye dönüştürebilen, büyük insandır

***********

Diğer dillerde GÖNÜL sözcüğü yerine genellikle KALP sözcüğü kullanılır. Kalp bir nesnedir. Oysa gönül bir nesne değil, sınırsız bir sevgiye içten yönelme eylemidir. Bir kişiye, ideale, vatana, bayrağa gönül veren kişi, karşılığını bulamazsa gönlü kırılır. Gönül vermek çok zor, gönül kırmak çok kolay, gönül almak veya gönül yapmak ise çok sevaptır

***********

Bir işi gelir elde etmek amacıyla yapan uzman kişiye, PROFESYONEL denir. Koşullara uyma, gerçekleri algılama, kavrama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneğine, ZEKÂ denir. İkisinin bir arada bulunmasına da PROFESYONEL ZEKÂ denir. Bir ülkede profesyonel zekâ sahibi insan sayısı çoksa, o ülkede BEKA SORUNU, asla olmaz, olamaz

************

Kul hakkı yiyerek para toplayıp, para biriktirip zengin olanlar, aslında pislik toplayıp, pislik biriktirip, pislikleriyle övünen kapitalistlerdir. Kul hakkını gözetenler; kapitalistler gibi yaşayacak helal kazanç sahibi olamazlar. Mütevazi gelirleriyle kullar içinde kul gibi yaşarlar

************

Belleğine yoz kültür, yoz eğitim ve yoz öğretim yüklenmiş sıradan Türk halkı; eğer işi, ilişkisi ve sağlığı tehlikeye girerse, kaderine lanet ederek teselli bulmaya çalışır; gâvur dediklerinden ibret alarak, insanlık için bir ilerleme, bir iyileştirme yapma yönünde bilimselliğe yönelmez

*************

Şiddetle arzulanan bir giysi, satın alınıp birkaç gün giyildikten sonra, giyeni artık giderek heyecanlandırmaz hale gelir. Bu duruma kendi kendini tüketen tutku denir. Mal ve hizmetler, fiziksel olarak eskimediği halde, kullanan açısından psikolojik olarak eskir. Siyasetçiler de öyle

*************

Anılar birikimine, YAŞAM denir. İnsan yaşamında hüzünler, coşkular, acı tatlı aşklar, ayrılıklar, bekleyişler, dargınlıklar, barışmalar, kazanmalar, kaybedişler, helaller, haramlar ve daha neler var neler! Bir de göçüp gidenler ve hiç gelmeyecekler var! Onlar, yaşarken sevilmeli kalpleri kırılmamalıdır

*************

Okuduklarınız, izledikleriniz ve dinledikleriniz yaşamınıza farklı bir bakış açısı kazandırmalıdır. Yaşamınızı, dilinizi, dininizi, deneyiminizi, görgünüzü ve huzurunuzu olumlu yönde değiştiren ve iyileştiren insanlarla birlikte olmaya çalışınız. Bilge insanlar, her koşulda huzur verir, huzur aşılar

**********

Mal, hizmet ve bilgi üretim miktarına ARZ; mal, hizmet ve bilgi tüketim miktarına da TALEP denir. Mal, hizmet ve bilgi arzı ile mal, hizmet ve bilgi talebini dengeleme bilimine, iktisat (ekonomi) denir. Talebi arza eşitleyen ölçüte de FİYAT denir. Fiyat yükseliyorsa arz eksik demektir. Türkiye’de doğal gıda arzı yetersizdir, dolayısıyla fiyatları uzun seneler yükselmeye devam edecektir

************

26.02.2019 günü öğle vakti, Yeşilköy Mecidiye Camisinde, Müstesna (benzeri az bulunan) rahmetli hocam Prof. Dr. Osman YOZGAT için öğrencileri, meslektaşları, arkadaşları, tüm sevenleriyle bir arada cenaze namazı kıldık, Kadın erkek ayırımı olmayan ne muhteşem törendi

***********

Dünyadaki geniş halk kitlelerini, tarıma dayalı toplumlarda toprak ağaları, sanayi toplumlarında burjuvazi (fabrika, makine, teknoloji sahibi kapitalist sınıf) sömürmüştür. Bilgi toplumlarında da 5 G teknolojisi (5.nesil kablosuz iletişim ve yapay zeka tekelleri) sömürmektedir

**********

Acılar, ebedi ayrılıklar üst üste geliyor. 26 Şubat Salı günü Rahmetli Hocam Prof. Dr. Osman Yozgat’ı toprağa vermiştik. 1 Mart Cuma Günü öğle vaktinde de Ataköy 5.kısım camisinde, A.Ü.İİBF oda arkadaşım, Marmara Üniversitesinden emekli dostum, kader arkadaşım Prof. Dr. Sinan ARTAN’ın namazını kılacağım

************

İnsanlardaki kaygı, tasa, korku, gerilim, sıkıntı haline ENDİŞE denir. Endişe, beklenen olumsuzluklara karşı gösterilen normal bir tepkidir. Ancak, kişinin davranışlarını bozmaya başladığında, bir hastalığa dönüşür. Ekonomik ve politik ortam, Türk halkını çok aşırı endişelendirir bir durum almıştır

************

Ekonomik sistem, finans ve bankacılık sistemi, yargı sistemi, sağlık sistemi, kısacası tüm sistemler ve hatta arkadaşlık ve evlilik GÜVEN’E dayanır. Güven duygusu sarsılırsa, ilişkiler bozulur, yetişmiş uzman iş gücü ve sermaye dışa kaçar, reel dış yatırım sermayesi gelmez, işsizlik artar, kriz kökleşir

************

Geleceğe bakıldığında 10, 20, 30, 50 yıl sonra birey, aile, iş ve teknoloji değişimlerini görüntülemeye (görebilmeye) VİZYON denir. Bazıları geleceği kedi farıyla, bazıları kısa farla, bazıları uzun farla, bazıları da projektörle görür. Atatürk, geleceğe projektörle bakmış, geleceğin uzayda olduğunu söylemiştir. Bizim vizyoncular ise, 8 yıl önceki Suriye’nin bugün nasıl olacağını bile öngörememiştir

************

Buharlaşma-bulut olma-yoğunlaşma-yağış olma şeklinde işleyen doğal fabrika, suyu bol miktarda, sıfır maliyetle, en iyi kalitede, otomatik olarak üretmektedir. Su, girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar bir yudum su için ya köle olmayı kabul ederdi ya da susuzluktan ölürdü

************

Fotosentez olgusu şeklinde işleyen doğal fabrika, havayı bol miktarda, sıfır maliyetle, en iyi kalitede, otomatik olarak üretmektedir. Bir dakika eksikliği ölüm olan hava, girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar bir nefes hava için ya köle olmayı kabul eder ya da ölürdü

************

Güneşteki nükleer olgular, eksikliği ölüm olan ısıyı bol miktarda, sıfır maliyetle, en iyi kalitede, otomatik olarak üretmekte, bitki, kömür ve petrol şeklinde depolamaktadır. Yokluğu ölüm olan ısı girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar ya köle olmayı kabul eder ya da soğuktan ölürdü

***********

İçine atılan tohum ısı, ışık ve nemle karşılaşınca sebze ve meyveyi otomatik olarak üreten toprak, girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar ya köle olmayı kabul eder ya da açlıktan ölürdü. Ancak girişimciler, milyarlarca yılda üretilen toprağı tekel altına alarak, toprak rantı elde etmeyi başarmıştır

***********

İlk çağın tanımları orta çağda, orta çağın tanımları yeni çağda, yeni çağın tanımları da bilgi çağında geçersiz olmuştur. Bilgi çağında olaylar, “karmaşıklık-complexity” bilimsel önermesiyle açıklanmaktadır. Çünkü gelecek, kuantumdur. Yani olabileceklerin tümünün olma olasılığı, şu anda birbirine eşittir

************

Bilimsel bir araştırmaya göre, dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, yani %50’si sosyal medya kullanıyor. Bazı düşünürler, sosyal medyanın, modern çağın afyonu (uyuşturucusu) olduğunu söyler. Oysa sosyal medya, kullananların sosyal çevresini canlı tutar, onları bazı saplantılarından kurtarır. Sosyal medyadan önce, hangi kişinin doğum günü, bu kadar çok kutlanırdı ki?

************

Kimileri, sağlık sınırını aşmış, toplumun çizdiği ahlak çerçevesinden taşmış sevgi türüne, AŞK der. Kimileri, karşılıklı olarak duyguların dengesi bozulmuş, beden ve zihnin elektrik yükü artmış, başta kavak yelleri estiren sevgi türüne, AŞK der. Hiç papaz eriği yemeyen, tadını ne bilsin ki? Şu yalan dünyada insan, bir kez olsun aşktan çıldırmadan ölmemeli!

************

Ey iktidar hastaları! Kendinizi makamdan uzak bir kır gecesine bırakın; yıldızlara bakıp sonsuzluğun verdiği duyguyla mest olun. Giderek genişleyen evrende hiç olduğunuzu düşünün. Gerçek amacınızın yaşadığınız topraklarda çirkinlik yaratmak değil, güzellik üretmek olduğunu anlayın artık

***********

Ulvi Cemal Erkin, Atatürk tarafından devlet hesabına Paris Konservatuvarına müzik öğrenimi için gönderildi. 1930’da yurda döndü. Dünyaca ünlü çok değerli besteler yaptı. KÖÇEKCE adlı şaheseri, en son 2014’de Londra Filarmoni Orkestrasında icra edildi. Bir kez izlemenizi öneririm:

**************

Bilimin ve bilimselliğin en son sınırların ışığında, sizi hangi yolun HAK’KA ulaştıracağını biliyorsanız, hak tanımazlar ne istiyor ne yapıyorsa onun aksini yapınız. Kendi çıkarları için her yolu mubah görenlerle dostluğunuzu kesiniz. Çünkü insanları şımartanlar, Allah yolundan saptıranlar onlardır

*****************

“Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever” (Maide, ayet:54). Allah’tan başkasına duyulan sevgi sürelidir; bir gün gelir yok olur. Yüce Allah doğmadığı ve ölmeyeceği için, O’na duyulan sevgi süresizdir. Allah kendisini sevenleri sever, korur ve gözetir. Koruyucu ve gözetleyici olarak politikacıyı sevmeyiniz, Allah’ı seviniz

************

Size hiç ilgi ve sevgi göstermemişken, birdenbire aşırı sevgi göstermeye başlayan insanlardan ve politikacılardan uzaklaşınız. Sizinle ilgili çıkarını karşıladıktan sonra veya karşılayamadıktan sonra, ilgisi ve sevgisi bitiverecek, hatta size amansız bir düşman kesilecektir. O türler, yalnızca çıkarına tapar ve kendi varlıklarını en çoklamaya çalışır

***********

Temel düşünce, kültür, kültürel tüketim, medya ve bilgi teknolojisi etrafında düzenlenmiş küresel ekonomiye odaklı kesin ve köklü değişimin giderek hız kazandığı bu döneme, POST MODERN ÇAĞ adı verilmiştir. Türkiye, yine çağın gerisinde kalmış, eski paradigmalarla yön bulmaya çalışıyor

*********

Kadın ince yapılı olmasına rağmen çok güçlüdür, yaratıcıdır, doğurgandır, güzelliktir, sevgidir, şefkattir, gülümsemedir, huzurdur, duygudur, sevgilidir. Kadın, savaştan nefret eder, yalnızca sevgi için savaşır. Kadın, dünyanın ve hayatın yarısıdır.

EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

***************

İnsanlar ya cesaret edemediği için ya da vazgeçemediği için pişmandır. İşlevini bilen girişimciler, cesaret edebildikleri için ya kâr eder ya da “zararın neresinden dönersen kâr edersin” diyerek vazgeçer. Kadın erkek ilişkisinde de cesaret ve vazgeçme, tam zamanında yapılmalıdır

************

Okumuş okumamış, yaşlı genç, kadın erkek tüm Türk halkı, YAŞAMA SANATINI icra etmeye çalışıyor. Ancak, İYİ YAŞAMIN SIRRINI bilen çok az kişi var. 1960”lardan sonra halkın çok büyük kısmı yedikleriyle, içtikleriyle, giydikleriyle ve kullandıklarıyla mutlu olacağını sanıyor, tüketiyor, ama mutlu olamıyor

**********

Nesnelere yönelmiş maddi hazların sağladığı geçici hoşnutluk, mutluluk değildir. Mutluluk, insanın içindeki iyilik yapma, üretme, kazanma, paylaşma ve sanat eseri yaratma potansiyelini harekete geçirmekle elde edilir. Amaç erdem ya da sosyal sorumluluk olursa, mutluluk doruğa ulaşır ve kalıcı olur

*********

Yaşamak, iyilik mücadelesi yaparak yorulmaktır. Bir bilge, diğer bilgelere, şu soruyu sormuştur: “Elimdeki aletin mutluluk düşmesine basarsanız, ömrünüzün sonuna kadar hiç acı, hüzün ve korku duymayacaksınız, hep mutlu olacaksınız.” Çevresindeki bilge insanların hiç birisi, düşmeye basmamış ve “Bu dünyada her kavram, kendi zıt kavramıyla anlam kazanır” diye yanıt vermiştir

**********

Birileri, çekilmesi çok zor çile ortamlarında gece gündüz çalıştığı için, bu günkü teknolojik imkanlarda yaşanmakta, dünya avuç içine sığdırılmakta, her insanla yüz yüze görüşülmekte, her pazardan alışveriş yapılmakta, bedava iletişim sağlanmaktadır. Araştırmacılar horlanmamalı, hayırla yad edilmelidir

***********

Yoz kültür, deneyden geçmemiş yobaz fikirleri, politikacıların her fırsatta kullandığı hakaret dili, yönetim eğitimi almamış her yönetici, kar amaçlı her kurum, çarpık her yapı, hantal her işleyiş, stres (gerilim) faktörüdür. Bu sersem gidiş, giderek artan cinnetlerin en başta gelen sebebidir

***********

İnternet üzerinde yayınlanan birbirleriyle bağlantılı hiper-metin (çok yüksek anlamlı yazı veya çok boyutlu yazı) belgelerinden (dokümanlarından) oluşan bilgi sistemine, World Wide Web (kısaca WWW veya Web) denir

********

Modern kimya biliminin kurucusu A. LAVOİSİER, 1794 tarihinde giyotinle idam edildi. Büyük matematikçi L. Lagrange, idamdan sonra şöyle demiştir: “Kafasını düşürmek için sadece bir saniye yeterli oldu, ama bu kafanın bir benzerini yetiştirmek için, yüz yıl bile yeterli olmayacak.”

Siyasetçiler, Arşimet dahil pek çok bilim adamını ya zindanlarda çürütmüş ya da idam etmiştir

*********

VEL BÂ’SU BA’DEL MEVT: ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME: Kasım sonu aralık ayında ölen badem, erik, elma, vişne ağaçları, bugünlerde  beyaz çiçeklerini açıyor, yeniden diriliyor; çevredeki gür yeşilin tonu, bir kat daha koyulaşmaktadır.

Ey siyasiler, sövmeyin! Siz de ölecek, dirileceksiniz

**************

İnsanlar sarılırsa, hipofiz bezinin arka kısmında oksitosin hormonu salgılanır ve taraflara huzurlu bir bağımlılık hoşnutluğu verir. Oksitosin hormonu eksikliği, başlıca şu olumsuzluklara sebep olur: Kaygı, depresyon, sürekli gerginlik, stres, migren atakları, mutsuz hissetme, huysuzluk

************

“Bu dünyada var olan bir varlık yok olamaz, olmayan bir varlık yaratılamaz, yalnızca varlıklar başka bir varlığa dönüşür” şeklinde ifade edilen gerçeğe, LAVOİSİER YASASI denir. Örneğin, hiç ölmeyecek gibi bağıran politikacıların vücudu, en geç 50 yıl sonra TOPRAĞA dönüşecektir. Ama, Türkiye Cumhuriyeti “İLELEBET” var olacaktır.

**********

BEKA: ölümsüzlük, ölmezlik, kalıcılık

Belediye seçimlerinde “BEKA” kavgası yapılmaktadır. “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, acaba yanılmış olabilir mi? Bence, HAYIR, ASLA!

**********

Ünlü sosyolog Marcel Mauss (1872-1950), hediyelerin bir tür sihirli gücü olduğunu ve güçlü bir zorunluluk duygusu yarattığını ileri sürer. Hediyeleri, diğer nesnelerden farklı kılan özellikler, şöyle sıralanabilir:
Verme zorunluluğu
Verileni alma zorunluluğu
Alınanın farklı bir karşılığını verme zorunluluğu
SORU: Katar’ın Türkiye’ye uçak hediyesinin karşılığı, Katar’a ne olarak verildi ki?


*********

Lozan’da Türkiye’nin sınırları çizilirken, Osmanlı devletini kuran Osman Bey’in Dedesi Süleyman Şah’ın mezarı, Fransızların yönetimindeki Suriye’de kalmıştır. Anacak, o zor günlerde Atatürk azılı düşmanlara dayatınca, Türbenin olduğu yer Türkiye toprağı sayılmıştır. Ecdada saygı lafla değil, Atatürk’ün eserlerine sahip çıkmakla ve düşman karşısında Atatürk gibi davranmakla olur

**********

Ziya Paşa, (1825–1880) Osmanlı’nın en önemli devlet adamı ve en çok eser veren yazarıdır. “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” demiştir. Yani bir kişinin değerini anlamak için şatafatlı laflarına değil, yaptığı işlere bakın. Dürüstse, adilse ve kul hakkı yemiyorsa, o kişi iyidir

**********

Bir mal, hizmet ve bilginin isteği doygunluğa ulaştırma özelliğine, o ürünün “faydası” adı verilir. Eğer pazarda yeteri kadar ürün varsa, insanlar fazlaca almak istemedikleri için, ürünün talebi ve fiyatı düşer, kuyruk olmaz. Kuyruk varsa, kuyruk hızlı akmıyorsa, kriz var demektir

**********

Çile çekmeden peygamber, İmam-ı Azam, Atatürk, Mevlana, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Neşet Ertaş, Steve Jobs, Aziz Sancar, bilime katkıda bulunan gerçek bilim insanı olunmaz. Bir eli yağda bir eli balda, konforlu mutlu yaşamda üretkenlik yoktur. Bilim insanı, dalkavukluk yapmaz. Ömrü gerçeği aramakla geçer

*********************

Ahval ve şerait (o andaki koşullar, içinde bulunulan durum) neyi gerektiriyorsa onu yapan bukalemun karakterli bir politikacıya, aklını ölçmek için sormuşlar:

“Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu? Politikacı,

“Benim.” diye yanıt vermiş

*****************

Suça bulaşmış insanların telaşı nedir, bilir misiniz? Hırsızı arama, katili arama, rüşvet alanı arama ve benzeri konularda, suça bulaşmış kişiler, kesinlikle suça bulaşmamış kişilerden farklı davranış gösterirler. Son günlerde bazı politikacılarda, suça bulaşmış insanın telaşı var

**********

Dünya gelirinin dünya nüfusuna dağılımı, uçurumlarla bile ölçülemeyecek kadar bozuktur. Küresel büyük girişimlerin, az gelişmiş ülkelerde yatırım yapmaya inandırılmaları gerekir. Değilse, terör hareketleri ve saldırıları artar, çözümü zor sorunlar ortaya çıkar

********************

İyiye değişim amaçlanıyorsa, bunun yolu nedir? İyiye doğru deyişim, yaşamın bazı kesitlerinde sosyolojik, psikolojik ve ekonomik anlamda değişim gerektirir. İyi olma yönünde değişmek isteyen insanın, bunu dün ve bugün biraz yaptığına, yarın da biraz yapacağına inanması şarttır

******************

Estergon Kalesi, Plevne Kalesi ve Türklerin destan yazdığı daha nice kale! Ancak Çanakkale, tüm dünyaya parmak ısırtan bir gerçek mucizedir.  Öngörü sahibi, sağ duyu sahibi, iman sahibi, inanç sahibi ve ilahi direnç sahibi  Türk Halkı, BEKA söz konusu olursa, kükremiş sel olur, bendini çiğner aşar

*****************

20.yüzyılın sonlarından itibaren tüm yapılar, işleyişler, kavramlar ve değerler aşırılaştırılmıştır. Aşırılaştırma kültürü, israfı da aşırılaştırmıştır. “Ye, iç, aşırılaştır, aşırılığını sosyal medyada göster” yarışı giderek hız kazanmış ; “ye, iç, israf etme” dengesi bozulmuştur. “Biri yer biri bakar, kıyamet bundan kopar” dengesizliği hızla yol almaktadır

*************

7 milyar insan için yaratılan dünya kaynakları, üç aşağı beş yukarı 7 tröstün tekelinde mülkiyet altına alınmıştır. Yatırım, üretim ve üretimin tüketimi, söz konusu tekellerin kararına göre biçimlenmektedir. Bu insafsız olgu, yeniden bölüşüm için, hızlı bir bilinçlenme başlamıştır

******************

Eski kuşaklar ilk, orta, yeni ve yakın çağda dünyaya gelmiş ve çağlarının koşullarında yaşamıştır. Bugünkü kuşaklar bilgi, bilişim, bilgi teknolojisi ve biyo-teknoloji çağının koşullarında yaşamakta ve sürdürmektedir. Eski çağların koşulları insanları rahat ettirseydi, eski sayılıp bit pazarına dönüşmezdi

İnsanın organik duyularının işlevini aynen yapacak yapay duyu çalışmaları, hızla ilerlemekte ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Pek yakın gelecekte, bozulan doğal organları yapayları ile kolayca değiştirmek mümkün olacaktır:
Yapay göz
Yapay burun
Yapay kulak
Yapay deri
Yapay dil

********************

İnsanlar, ancak ve yalnızca, ihtiyaçları karşılandığı zaman mutlu olur. Tüm insan eylemleri, en şiddetlisinden başlayarak gereksinmelerini gidermeye yöneliktir. Türk seçmeni oyunu beka gereksinimine göre mi, gıda gereksinmesine göre mi, iş gereksinmesine göre mi verecektir acaba? 12 gün sonra göreceğiz

*********************

“Çanakkale’de Atatürk yoktu” diyenler, eğer 1915 Gelibolu Conk Bayırında, Arıburnunda ve 57. Alayda Mustafa Kemal olmasaydı, bugün ne Çanakkale, ne İstanbul, ne Anadolu olurdu. Türkler ya öldürülür ya köle yapılır ya da Orta Asya’ya, ana yurtlarına sürülürdü. Nankörlük çok günah!

******************

Şehir ve özellikle büyükşehir, sermayenin türevleri olan rant, vergi, faiz, kâr, ücret sarmalının rezilce yozlaşıp karmaşıklaştığı bir mekan ve insan hoşnutsuzluğunun doruğa ulaştığı sosyal ve politik bir çatışma arenasıdır. Huzur sükun, yardımlaşma köylerdeydi. Köyler yok edildi

**********

Yüzlerce karışık yol ve geçit nedeniyle içinden yüzlerce, binlerce denemeden sonra çıkılabilen yere, LABİRENT denir. Yönetim olgusu da bir labirenttir. Sorunlar zamanla kartopu gibi büyür, içinden çıkılamaz duruma gelir. Yönetenler ne yapacağını, hangi yöne gideceklerini bilemez

******************

Marks’a göre emekçiler sömürüldüğünün farkına vararak, sermaye sınıfıyla emek mücadelesi bilincine vardığı zaman, anlamlı bir bireyler toplamı haline gelir. Türkiye seçimlerinde, emekçiler ile sermayedarlar genellikle aynı partiye oy verdiği için, sınıf bilinci oluşmamış demektir

*******************

Dünya bozulduysa ülkene, ülken bozulduysa bölgene, bölgen bozulduysa şehrine, şehrin bozulduysa mahallene, mahallen bozulduysa evine, evin bozulduysa kendine sahip çıkmalısın. Kendine sahip çıkmak demek, tek başına kalmış olsan bile asla yalan söylememek, dürüstlükten vazgeçmemektir

*************

Mutlu olmak için koşul ileri sürenlerin koşulları tam gerçekleşemeyeceği için, mutlak mutluluğu bulmaları imkansızdır. Mutluluk, her durumu mutluluğa dönüştürme çabasına bağlıdır. Çocuklar, böyle yapar. Kısmi mutlu olmak isteyenler, her durumu mutluluğa dönüştürmeye çalışmalıdır

*********************

Bugün yaşanmakta olan problemlerin sebebi, dün ve daha önceki tarihlerde alınan yanlış kararlardır. Bugün karşılaşılan başarıların sebebi, dün ve daha önceki tarihlerde alınan doğru ve cesur kararlardır. Bir problemin çözümünün, problemi yaratandan beklenilmesine abes mantık denir

**************

İnsanların gelir elde etmek amacıyla yaptıkları işe, ekonomik faaliyet denir. Ekonomik faaliyetler, bir kasabanın, bir şehrin, bir ülkenin veya bütünüyle dünyanın ekonomik sistemini oluşturur. Ekonomik sistem, insanların gelir elde etmek için yaptıkları işlerin ve ihtiyaçlarını gidermek için tükettikleri tüm ürünlerin toplamıdır

************

Kısa, orta ve uzun dönemde hangi problem olursa olsun, “Nasıl çözülür?” sorusunun tüm dünyada tek doğru yanıtı “Eğitimle” önerisidir. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimi propagandalarında ne Cumhur İttifakı ne de Millet İttifakı, eğitim hakkında tek bir söz etmedi. Asıl beka sorunu, Türkiye’deki saçma eğitim anlayışı ve uygulamasıdır

***************

Her söylemin kesinlikle karşı bir söylemi vardır. Buna, tez ve antitez denir. Tezler ve antitezler uygarca, nazikçe, diplomatça, bilimsel ahlakla ortaya konursa, halkın yararlanacağı sentez haline gelir. Türk politikacılarında tez ve antitez yerine, hakaret, küfür ve karşı hakaret, küfür olur

****************

Organizmanın duyduğu eksikliğe, İHTİYAÇ denir. İnsan, organizmasında bir eksiklik duyduğunda, bu eksikliği gidererek tatmin olmak ister. Bunun için de eylemlerde bulunur. Bütün eylemler, ihtiyaç gidermeye yöneliktir. İhtiyaç-eylem-tatmin süreci, bütün insanlarda aynıdır. Ancak bu sürecin çeşidi ve şiddeti, insandan insana değişir

***************

Ekonomik açıdan küreselleşme; insanların, malların, bilgi ve paranın, dünyada dolaşırken, hiçbir engelle karşılaşmaması anlamına gelir. Küreselleşme sürecinde bütün kurumlar, bir yeniden yapılanma ihtiyacı duymuştur. Küreselliğe uygun yapılanma gerçekleştiren kurumlar, BEKA SORUNU yaşamaz

***************

Dünyadaki satıcıları ve alıcıları; bilgi, mal, hizmet ve ödeme değiş tokuşu için birbirine bağlayarak bütünleştiren elektronik bilgi sistemine ELEKTRONİK PAZAR denir. İnternet ile gerçekleştirilen bu pazar, sanki elektronik bir müdürmüş gibi işlev görür. Güçlerini birleştirerek optimum büyüklüğe ulaşamayan küçük işletmeler, giderek kapanacaktır

************

Belediye işi

Bilim işi

Sanat işi

Vali işi

Kaymakam işi

Muhtar işi

Karakol işi

Yargı iş

Öğretim işi

Eğitim işi

Öğrenci işi

Girişimcilik işi

Yöneticilik işi

Anne işi

Aşk işi

Sevda işi

Sevgi işi

Dostluk işi

Aşçılık işi

Din işi

İbadet işi

Tarım işi

Kısacası tüm işler bir gönül işidir

**************

Toprak üzerinde ceset, 10 gün içinde böcekler, sinekler ve solucanlar tarafından yenir ve bitirilir. Geriye, etrafa bir süre yayılan pis koku kalır. Şu günlerde birbirini yiyen politikacıları, bir zaman sonra mezarda içlerinde besledikleri bakteriler yiyecektir. Bu gerçeği bir kez düşünseler! Hayır hayır onlar, daha öncekiler gibi ölmeyecektir!

*******************

Az vererek çok alma davranışına akılcılık; olayın gerçekleşmesine de mutluluk denir. Çok vererek az alma davranışına akılsızlık, olayın gerçekleşmesine de mutsuzluk denir. Bir ev kadını, kocasına “Senin için saçımı süpürge ettim, karşılığında ne verdin” diyorsa, çok vermiş az almış ve mutsuz olmuş demektir

*********

Ana rahmine düşmeden önce ve ana rahminde olumsuz bir etkiye maruz kalmamışsa, her çocuk bir DAHİ olarak doğar. Sonra anne, baba, çevre, Türk eğitim sistemi ve yobaz kültürü, çocuğun doğuşta vat olan sorgulama ve düşünme yetisini kendi akıl düzeyine indirerek, onu normal Türk insanı haline getirir

***********

Üretilen mala META denir. Bugün X marka otomobil reklamla tüketiciyi tetiklerken, yarın Y marka otomobil, X’in pabucunu dama atıverir. Bütün beyin yıkama araçları, şu ya da bu meta için tüketiciyi koşullandırır. İnsanı ve toplumu çıldırtan bu olaya K. Marks, META FETİŞİZMİ demiştir

********

Aptala söz anlatmaya çalışırsan, dışarıdan bakanlar iki aptalın sohbet ettiğini düşünür. Yaklaşık altı aydır mahalli idareler seçiminde propaganda yapanların, birbirlerine söz anlatmaya çalışmalarına dışarıdan bakıyorum. Türkiye’nin ve belediyelerin yönetimine aday olanlara bakın ve nasıl insan olduklarına karar verin

**************

Fikirlerimiz, görüşlerimiz, yaşantılarımız farklı olsa bile birlikte yaşamayı becerebiliyorsak, iyi insanlar olabilmişiz demektir. İyi insan, karşılık beklemeden tüm insanları sevip sayan, sadece kendi mutluluğu için değil, diğer tüm insanların mutluluğu için de çalışan insandır

***********

İyi insan ne isterse istesin, ne yaparsa yapsın, ne düşünürse düşünsen, daha başka hangi davranışlarda bulunursa bulunsun, bunların hepsi iyilik, insanlık, uygarlık ve tüm dinler açısından ibadet sayılır. Gözlemime göre, 2000 yılından bu tarafa Türkiye’de iyi insanlar azalmaktadır

Türkiye’deki üniversiteler, mezunlarına, filin yalnızca bir parçasını öğreterek diploma verir. Mezunlar bir makama geldiklerinde sorunları, filin bütününü görerek değil de tuttukları parçayı görerek çözmeye çalışırlar. Filin kuyruğunu süpürge, kulağını yelpaze, hortumunu sütun sanırlar. Yöneticilerimizin, hakimlerimizin, mühendislerimiz ve politikacılarımızın yarattığı problemlere bir bakın hele. Yarımızı diğer yarımızın düşmanı haline getirmeye çalışmıyorlar mı?

*********

Her insan hata yapabilir. Ancak, aynı olayda veya benzeri başka bir olayda aynı hatayı aynen yapanın aklından şüphelenmek gerekir. Hele aynı hatayı üçüncü kez ve daha çok yapanlar, kesin iflah olmaz aptallar mertebesindedir. Hatasız kul olmaz ama, aynı hatayı yapandan da hiç bir b.k olmaz

********

Arz Yasasına göre ürünün fiyatındaki artış, arzını artırır. Ürünün fiyatında düşme, arzını düşürür. Fiyat değişmelerine göre arz ve talep değişmesine esneklik denir. Bedelini ödeme niyetiyle desteklenen müşteri isteğine, talep denir. Ürünün talebi, fiyat esnekliğine göre değişir. Türkiye’de ürünler genel olarak esnektir. Çünkü, halkın çok büyük bir kısmı yoksuldur

*******************

Kadın, erkeğin zamanla daha iyi yönlerde değişeceğini varsayarak evlenir. Ancak, erkek yedisinde ne ise yetmişinde de odur, hiç değişmez. Erkek, kadının zamanla değişmeyeceğini varsayarak evlenir.  Ancak, koşullar değiştikçe kadın da değişir. Bu dünyadaki bütün insanlar için geçerli bir gerçektir

**********

Çamurdan sürekli insan heykeli yapan Bektaşi’ye,

“Ne yapacaksın bu kadar insanı? diye sorduklarında

“Rızkını ben vermeyeceğim ya! İş yapar görünüyorum” demiş.

MŞ: Türkiye’deki 175 üniversite sürekli diploma verdiği mezunlarının rızkını garanti etmediği için, iş yapar görünmektedir

*****************

https://lambdaschool.com/about/

Okul, öğrencilerinden peşin hiçbir ücret almaz. Öğrenci kayıt olurken, mezun olduktan sonra yılda 50 bin dolardan fazla para kazandığında gelirinin yüzde 10’unu okula ödemeyi kabul eder. Eğer öğrenci bu gelir düzeyine ulaşamazsa okula hiç geri ödeme yapmaz

************

Paradigmaların (bilim inanlarının paylaştığı ortak değerlerin ve anlayışların) genel kabullerin, olaylara bakış açılarının ve bilimsel tanımların, büyük ölçüde değiştiği zaman birimine ÇAĞ denir. Türkiye’de uygulanan eğitim sistemi, artık dünyada çağ dışı kalmış PRUSYA sistemidir. Türkiye’nin bekası, bu sistemin derhal terk edilmesine bağlıdır

****************

Rekabet üstünlüğü; güncel bilgi üretim sürecine, güncel bilgi teknolojisine ve her gün kendisini güncelleyen bilgi çalışana bağlıdır. Google’dan bedava edinilen güncel olmayan bilgilere, ölü bilgi denir. Parayla alınan Knowhow, patent gibi AR_GE ürünü bilgiler, tekel altında olur. Türkiye’de AR_GE ürünü bilgi yok denecek kadar azdır. Neden acaba?

****************

MŞ HOCADAN SEÇİM SONRASI KRİZ YÖNETİMİ DERSİ PUANLARI

Recep Tayyip Erdoğan AA

Devlet Bahçeli               AA

Recep Kılıçdaroğlı         AA

Meral Akşener               AA

Ekrem İmamoğlı            AA

Bin Ali Yıldırım               CC

Mansur Yavaş               AB

Mehmet Özhaseki         BB

Tuncer Soyer                 AA

Nihat Zeybekçi              AB

Fatih Maçoğlu                AA

YSK                               AB

Anadolu Ajansı              FF

***************

Ekonomik kriz=Ekonomik yavaşlama=Ekonomik felaket

Yaşlı erkek politikacılar, yerini genç erkek ve kadınlara bırakmalıdır

Dünyadaki bilgi stoku, her 19 saatte bir iki katına çıktığına göre, müfredat bazlı eğitim terk edilmelidir

X kuşağı aynı ama Y ve Z kuşağı olağanüstü farklıdır

En geç 20 yıl içinde şu andaki tüm işler ve tüm eğitim sistemi yok olacaktır

-Hocam, rezalet ne demektir

-Toplumda büyük yankı uyandıran, toplumca hoş görülmeyen, toplumun duygularını inciten, küçük düşürücü, utanç verici olaya REZALET denir

-Hocam rezalete örnek verir misiniz

-1946 açık oy gizli sayım rezaleti ve 31 Mart 2019 gecesi ve bu kez de AK itirazın olması

**********

SINAVDA KOPYA ÇEKENLER VE YENİ NOTLARI

Recep Tayyip Erdoğan AA-CC

Devlet Bahçeli AA-CC

Kemal Kılıçdaroğlı CC

Meral Akşener CC

Ekrem İmamoğlı AA

Bin Ali Yıldırım FF

Mansur Yavaş AB

Mehmet Özhaseki CC-FF

Tuncer Soyer AA

Nihat Zeybekçi AA

Fatih Maçoğlu AA

YSK AA-FF

Anadolu Ajansı FF

**********

Bir fikir düzeyinden daha ileri bir fikir düzeyine geçişe, felsefede DEVİNİM denir. Devingen toplumlar ilerler, diğerleri gerileyip sömürülür veya BEKA sorunu yaşar. Demokrasisini, seçim ve sayım sistemini geliştirmeyi başarmayan, oy hırsızlığını marifet sayan millette BEKA olmaz

***********

Tüm sözcüklerde, ekonomi (iktisat)=tasarruf (tutumluluk)

Türkiye’nin 2019 nisan ve mayıs ayında döviz cinsinden büyük tutarda borç ödemesi gerekiyor. Eğer borç, daha yüksek faiz oranıyla alınacak dış borç ile ödenmeyecekse, döviz fiyatı artmaya devam edecektir. Çözüm, tasarruftur

***************

İlk çağlardan bugüne kadar hiç değişmeyen Yönetim Bilimi ilkesi, şu şekilde vurgulanır:

YETKİ=SORUMLULUK

Sorumsuz yetki, yozlaşır ve çıkarı maksimize edecek biçimde kötüye kullanılır

Yetkisiz sorumluluk; haksızlıktır, insafsızlıktır, zulümdür; insanlar sorumluluk almaktan kaçınır

*************

Küçük sebeplerle yenilgiyi kabul etmeyen, oyun bozan, yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan kişi ve kurumlara MIZIKÇI; bu duruma da MIZIKÇILIK denir.

Son 5 seçimde, Türkiye genelinde, seçimlerden sonra YSK’da, muhalefet ve iktidar partilerinde mızıkçılık, huy haline geldi. Mızıkçılık, kişi ve kurumlara güveni sıfırlar

************

Devlet ve halk, en az 5 yıl sürecek mecburi tasarruf dönemine girmiştir. Eğlence yerleri, AVM’ler, restoranlar, mağazalar, dayanıklı ve dayanıksız ürün satanlar, finansal kurumlar, gayrimenkul satıcıları, özel üniversiteler ve benzerleri,  çok büyük müşteri kaybına uğrayacaktır

************

Gerekli hızlı kararları, amirine sormadan kendi sağ duyusuna güvenerek anında almaya, İNİSİYATİF KULLANMA denir. Liyakat sahiplerinin inisiyatif kullanması, sosyal faydayı, üretkenliği, verimliliği ve karlılığı hızla artırır. Merkezden yönetimlerde, çalışanlar inisiyatif kullanmak istemez, sorumluluk üstlenmemeye çalışır

**********

Sayın Ekrem İmamoğlu’nun adaylığından 6 gün sonra, Beylikdüzü’nde “Akademisyenlerle İstanbul’un Geleceğinin Resmedilmesi” konferansında bir konuşma yapmıştım. Eşiyle bizi uğurlarken, “Böyle güzel ve akıllı bir hanımın gönlünü kazanan insan, İstanbul’u da kazanır” demiştim

**********

Kendini herkesten üstün görerek büyüklenmeye KİBİR denir. İslam inancına göre kibir, şeytanın sıfatlarından birisidir. Psikoloji bilimine göre kibir, aşağılık duygusunun görünümüdür. İnsanlık açısından kibir, negatif erdemdir. Kibir ve gururun bitiremiyeceği insan yoktur. Mütevazi olmalı, kalp kırmamalı, peygamberimizin hayatını örnek almalı

************

“Kadılar/ hakimler/ yargıçlar üç sınıftır. Birisi cennette, diğer ikisi ateştedir. Cennette olanı, hakkı bilip onunla hüküm verendir. İnsanlar arasında bilgisizce hüküm veren ile hakkı bilip hükümde haksızlık yapan ise ateştedir.” (Ebû Dâvud, Akdiye, 2; İbn Mâce, Ahkâm,3) Ya YSK?

***********

Elmanın yarısı sen yarısı ben

Günümüz gecemiz evimiz barkımız bir

Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter

Yalnızlık gittiğin yoldan gelir

OKTAY RIFAT

******************

Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan, 31 Mart 2019’dan önceki Beylikdüzü Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu, “Kenar Belediye Başkanı” olarak nitelendirip önemsemezken, bence kendine bir sonraki seçim için çok güçlü bir rakip çıkarmış oldu

******************

Dünyanın kendi ekseni etrafındaki her bir dönüşünde, küresel bilgi stokunda binlerce değişiklik ve bilgi patlaması olmaktadır. Dünya bilgi düzeyinde bu değişiklikler olurken, Türkiye üniversiteleri, diploma sahipleri ve devlet yöneticileri de kendi ekseni etrafında bir dönüverse!

**************

Öyle bir dünya ki, insan için gerekli olan her bileşenin özü içinde saklı. Öyle bir dünya ki, içinde olmayan bir element var edilemez, var olan bir madde de yok edilemez. Var olan maddelerin çok büyük kısmı da insan gereksinmelerini kendiliğinden karşılayamaz. Üretim yapmak gerekir. Türkiye’de yapılan üretimin katma değeri, yok denilecek kadar düşüktür

***************

Matematik ve İstatistik açıdan ekonomik, sosyolojik ve politik hareketin zaman içinde önce yükselmesi, duraklaması ve maksimum noktaya ulaştıktan sonra da alçalarak dibe vurmasına TREND denir. AK Parti, bu matematik ve istatistik süreci yaşamaktadır.

**********

Facebook Paylaşımı (40)

Akıl, karşılaştırma yeteneğidir. Akıllı insan, sürekli karşılaştırmalar yaparak düşünce, tutum ve davranışlarında yanıldığını anlar ve bunları daha iyileriyle değiştirir. Aptal insan ise, ne düşünce, tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu anlayabilir, ne de bunlardan ayrılabilir. Daha da kötüsü, kendisini akıllı sanır

************

12.12.2018

Olmaz olsun sonbahar!

Elinde iyilerin listesi,

Fazla mesai yapıyor Ölüm Meleği,

Osman’ı da düşürdü dalından!

Biliyordu, anlamıştı olgunlaştığını,

Üşenmedi, vedalaştı tek tek dostlarıyla başında

Ve sonunda son baharın

Elveda dedi fani yaşama,

Gökmenlerin Osman gitti;

İğde Ağacı’nın başı sağ olsun!

Osman Yücer’in mekanı Cennet olsun!

**********

Bir kadının gönlü kazanılırsa; erkeğin sözüne, samimiyetine ve sevgisine inanırsa, canı dahil neyi varsa tümünü, hiç gözünü kırpmadan verir. Bir erkek; akıllı, doğal, dişi, gülen ve güldüren, zayıf yönlerini yüzüne vurmayan, iyi ve kötü günlerinde yanında olan kadın için, canı dahil neyi varsa tümünü verir

********

21.yüzyılda var olmanın koşulu, teknoloji ve silah üstünlüğüdür. 1945’te Japonlar, moral üstünlüğe sahipti. Atılan 2 atom bombası, onları pes ettirmeye yetti. ABD, mecbur kalırsa her cinayeti işler. Keşke Camilerimiz teknoloji üreten tesisler olsaydı da ibadetimizi açık havada yapsaydık

*********

Aileden, kreşten, anaokulundan başlayıp profesörlüğe ve kıdemli profesörlüğe kadar uzanan eğitim, öğretim ve kültür sistemimiz, standart altı uygarlığa doğru hızla ilerlemektedir. Bilimi, işe uygunluğu ve hesap verilebilirliği esas almadıkça, hemen her gün nice kazalar göreceğiz

**********

Bir insanın çok istediklerinin, yüce umutlarının, içten beklentilerinin boşa çıkması halinde duyulan büyük üzüntüye, HAYAL KIRIKLIĞI denir. Cumhuriyet kuşağı, Türkiye’nin 21.yüzyılda çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkacağını bekliyordu. Ne yazık ki halk, şimdi büyük hayal kırıklığı yaşamaktadır

*********

Dünyadaki herkes, ağaçtan elmanın yere düştüğüne şartlanmışken, yalnızca Isaac Newton “Elma niçin ağaçtan gökyüzüne doğru düşmez” sorusunu sormuş ve YER ÇEKİMİ YASASINI bulmuştur. Türk kültürü, eğitim ve öğretim sistemi, Türk halkını şartlandırdı ve sorgulamayı engelledi. Sorgulamalı, şartlanmış kalmak, akıl kullanmamaktır

**********

1999’da yazdığım Yönetim Bilgi Sistemi kitabında, en geç 20 yıl sonra Türkiye’nin gündeminde Yapa Zeka, Bulanık Mantık, Sanal gerçeklik, Genetik Algoritma, Akıllı evler, Sanal Bellek, Yapay Duyular ve benzer konuların tartışılacağını ileri sürmüştüm. Verdiğim örneklere öğrenciler gülmüştü.

**********

Uzayda yer çekimi ve mikrop olmadığı için, dünyada doktor müdahalesiyle birkaç ayda iyileşen bir yara, uzayda bir iki dakikada iyileşecektir. En geç 20 yıl sonra, ileri ülkeler, tababeti (tedaviyi) şehir hastanelerinde değil, uzay hastanelerinde yapılacaktır. Türkiye, çağı yakalamalı

***********

Dünyada bir ağaçtan en çok 15-20 kilogram elma alınabilirken, uzayda yer çekimi ve mikrop olmadığı için ağacın dalları, elmaların ağırlığı ile kırılmayacak ve bir ağaçtan tonlarca elma alınabilecektir. 20 yıl sonra ziraat uzayda yapılacaktır. Türkiye, uyanmalı, çağı yakalamalıdır

**********

20 yıl sonra, yüksek gelir ve saygınlık sağlayacak birkaç meslek sıralaması:

Uzayda tababet

Uzayda ziraat

Uzayda mühendislik

Uzayda mimarlık

Uzayda diyanet

Uzayda eğitim

Uzayda insancıl ilişkiler

Uzayda madencilik

Uzayda ulaşım

Uzayda iletişim

Uzayda rekabet

Uzayda pazarlama

vb…

**********

İş başlangıçta gelir, statü ve psikolojik doygunluk sağlarken, zamanla nitelik değiştirirse, kişi fiziksel, sosyal ve psikolojik açılardan sorunlar yaşamaya başlar. Sorunları azaltmak için, kariyer basamakları açık tutulmalı kendisini sürekli eğitimle yenileyenler yükseltilmelidir

****************

Yönetim, organizasyon ve iş ortamlarında, ilişki halindeki insanların birbiriyle çelişen ve çatışan değişik amaçlarını dengeleyerek, kurumun amaçlarına doğru yöneltilebilmesi için, bilimsel “İletişim”, “Liderlik” ve “Motivasyon” en etkili yöntemdir. Siyasi partiler içinde AK parti, bunu çok iyi yapmaktadır

*********

İnsanın kendisini kendi yapan özelliğine, öz varlığına, kendiliğine BENLİK denir. Genellikle olgunlaşmamış ham benlik, kendi kişiliğini üstün görür. Bireysel benlik yanında bir de sosyal benlik vardır. Sosyal benlik, insanın ait olduğu toplumu, dini, üniversiteyi ve benzeri toplulukları içerir

**********

Maddi ve maddi olmayan varlıkların uyandırdığı tat, sevinç, cinsellik, ılımlılık ve doygunluk duygusuna, HAZ denir. Haz iyidir, ancak yaşamın birinci önceliği değildir. Hazda ölçü kaçırılırsa, yerini elem, üzüntü, acı, dert ve keder alır. Yer gök, bir ölçü üzerinde denge bulur

**********

Ortalama ömür, sağlıklı yaşam koşulları, okuryazarlık oranı, üniversite, yüksek lisans ve doktora oranı, eğitim kalitesi, insan haklarına riayet, kişi başı milli gelir ve benzeri göstergeler, ülkeleri gelişmiş, orta gelişmiş ve az gelişmiş olarak sıralar. Bu açıdan Türkiye, 188 ülke içinde 72.sırada orta gelişmiştir

**********

İnsanın aklına, yetenek ve becerisine verdiği öneme, ÖZ DEĞER denir. Öz değeri, kişinin yaşam algısını, yaşam seçimini ve yaşam biçimini etkiler. Kapitalist öz değerli insan, parası, bağı bahçesi, arabası, uçağı, malı ve mülküyle var olduğuna ve mutlu olmayı hak ettiğine inanır.

************

Şartlandırılmış bağnazlara göre insanlar cinsiyet, milliyet, ırk, dil, renk, din, mezhep, yaş, statü ve diğer ayrımcı yaklaşımlarla çeşitli sınıflara ayrılır. Yüce Allah indinde insanlar ikiye ayrılır: (1) İyi insanlar, (2) Kötü insanlar. İyileri koruyun, kötüleri Allah’a bırakın

*********

25-30 yıl sonra Türk halkı,  ya “Teknolojik İnsan”  ya da “Gereksiz İnsan” durumuna gelecektir. Bugün el ve kol hareketi sayesinde iş bulanlar, 25-30 yıl sonra ancak, çıkardıkları zihin sinyalleriyle yapay zeka ürettikleri ve onlara üretim yaptırabildikleri taktirde iş bulacaklardır

1.200 yıl önceki insanların kafasıyla ortaya konmuş kültür, fikir ve dini yorumlarla bu çağın dayattığı tehditlere karşı durulamaz. Türkiye’de hemen herkes din satar, din alır ve dini söylemler yapar, ancak hemen hiç kimse Yüce Kurandaki esas uygulamaları yapmaz, yaparmış gibi görünür. Kuran’ın hiç bir ayetinde kâr terimi yoktur. Kâr bir vergi usul kanunu tanımıdır. Kapitalistler, kârı kanuni yapabilir, ancak asla İslam dinine uygun yapamaz

*********

İleri ülkelerdeki metot, konu ve tanım sahibi saygın bilim insanları, günde en az 8-10 saat okumakta, 8-10 saat da okudukları üzerinde düşünmektedir. Türk bilim insanlarının günlük okuma ve okudukları üzerinde düşünme süresi henüz ölçülmemiştir. Halkın geneli ise, ne okur ne düşünür; yalnızca kendi çapsız kafasına uygun bulmadığı okuyan insanları ve düşünürleri eleştirir, taşlar, suçlar ya da cezalandırır

*********

Eğitim, öğretim, zanaat, sanat, hizmet sanayi, tarım, kısacası hangi alanda olursa olsun, o alandan ekmek yiyen kişi, önce o alanın en son bilgi düzeyine ulaşmalı, sonra da olanı daha da iyileştirme yönünde kafa yormalı, düşünmeli yeni yaratıcılıklar yapmalıdır. Daha iyiyi bulmalıdır

********

Türkiye’nin ve çağdaşlaşma politikasını iyileştirmek için ve kendi fikir düzeyinizi genişletmek ve yükseltmek için, şu adresteki Videoları, fırsat buldukça dikkatle dinlemenizi öneririm:

http://www.ulusaldemokrasienstitusu.org/category/videolar/

***********

3 KITADAKİ TOPRAKLARIMIZI KAYBETTİREN ANTLAŞMALAR

Karlofça Antlaşması 1699

Küçük Kaynarca Antlaşması 1774

Yaş Antlaşması 1792

Edirne Antlaşması 1829

Londra Antlaşması 1913 (Ege adaları tümüyle kaybedilmiştir)

Sevr Antlaşması (Osmanlı Devleti yok sayılmıştır)

***********

Sıfır gelir= f ((Değişmez maliyet)/(Satış fiyatı-Birim değişmez maliyet))

Bir ülkenin ithalatı ihracatından büyükse ve bu sürekli böyleyse, o ülke sürekli sömürülüyor demektir.  Yani, o ülke sürekli zarar ediyor; ihracatı ithalatından daha büyük ülkelere göre sürekli geri gidiyor, demektir

*******************

İki kıta üzerindeki tek şehir, İstanbul’dur. İstanbul’u birinci kez yabancılardan alan Fatih ve ikinci kez yabancılardan alan Atatürk, bize hiçbir ülkenin sahip olmadığı fırsatlar sunmuştur. Ancak, 1960’lardan sonra İstanbul üzerinde karar verenler, fırsatı tehlikeye ve çirkinliğe dönüştürmüş, dünyadaki tek coğrafi özelliği, asla çözülemez sorunlar düğümü haline getirmiştir

***********

ANT OLABİLECEK BİR BİLİMSEL GERÇEK ÖNERİSİ:

Boş duran ne varsa israftır, israf masraftır, masraf maliyet artışıdır, maliyet artışı fiyat artışıdır, fiyat artışı talep azalışıdır, talep azalışı gelir azalışıdır, gelir azalışı; problem çoğalışı, anarşi, terör, kargaşa, kaos ve mutsuzluktur.

SORU: Başarılı bir yönetimin göstergesi nedir?

YANIT: Varlıkların boş bekletilmesi nedeniyle oluşan ve giderek daha da büyüyen boşa geçen zaman maliyetini sıfırlamak, böylece kişisel ve toplumsal mutluluğa katkıda bulunmak, refah düzeyini yükseltmektir

*********

YENİ PARADİGMALAR

  • Eğer bir varlığa dokunabiliyorsanız, o varlığın çok fazla bir değeri yok demektir. Bilgiye, dolayısıyla markaya dokunulamadığı için değeri çok yüksektir
  • Üretim maliyeti 15 YTL olan bir pantolona, Levi’s markası yapıştırınca değeri 175 YTL’ye yükselmektedir
  • Geri medeniyette yaşayan insanlar, ileri medeniyetin sahip olduğu tüm imkanları hemen şimdi istiyor ve bu nedenle medeniyete göç yolunda ya ölüyor ya da geriye döndürülüyor
  •  Dünyada medeniyetler savaşı yapılmaktadır
  • Dünyadaki 3 milyarı aşkın insan, uluslararası pazarları görüyor ve geliri müsaitse, bu pazarlara anında erişip ihtiyacını karşılıyor

******************

Korkunun olduğu yerde mutluluk yoktur. Koca karısından kadın kocasından, çocuk babasından baba çocuğundan, yönetilen yönetenden yöneten yönettiğinden, bilim insanı rektörden rektör bilim insanından, sanatçı devletten devlet sanatçıdan korkuyorsa, mutluluk şöyle dursun azap vardır

*********

Moliere, Nasrettin Hoca, Aziz Nesin ve tüm diğer güldürü ustaları, duydukları toplumsal acı nedeniyle aslında kahkahayla hiç gülmeyen insanlardır. İnsanları ağlatmak çok kolaydır; akıl gerektirmez. Ancak, insanları güldürmek çok zordur; büyük akıl ister. Akıllı insanlar korunmalı

*********

Bir olayın, olgunun, yapının, işleyişin, varlığın kötü bir benzerine MÜSVEDDE denir. ABD başkanı Donald Tramp başkan Abrahan Lincol’ün, Kenan evren Atatürk’ün, Ahmet Kural Metin Akpınar’ın, Kılıçdaroğlu Ecevit’in müsveddesi sayılır

*************

Enini sonunu düşünerek seçtiğin bir işin, bir eşin, bir dostun varsa, yaşamın kurtulmuş demektir, onlar sana yeter, başkasını arama, daha iyisini bulacağım sanırsın ama asla bulamazsın. Yürekten severek seçilenler en iyisidir. Sonrakiler, mantıktır

*****************

Kendi değerleriyle çelişse bile, başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmelerinden rahatsız olmama, onların fikir, söylem ve tutumlarına karşı tepki göstermeme davranışına, felsefede HOŞGÖRÜ (TOLERANS) denir. Hoşgörü bulaşıcıdır. Politikacılar hoşgörülü olursa, halk da hoşgörülü olur

************

Ömrümün 50 yılı üniversitelerde geçti. Öğrencilere ders notu, teksir veya kitap diye satılıp ezberletilmeye çalışılan ders materyallerinin hemen hemen hepsi, ya intihal, ya yanlış tercüme ya da test edilerek doğrulanmamış kanaatler şeklindeydi

***********

Türkiye bütçesinin yaklaşık yarısı eğitime harcanır. Eğitim bir işe yarasaydı, halk bu günkü olumsuzlukları, çözülmesi uzun yıllar alacak problemleri (sorunları) yaşar mıydı? Saçma Eğitimin içinden geçenlerin mutsuz yaşamının sebebi, yanlışta ısrar eden bağnaz eğitim bakanlarıdır. Hangisi olursa olsun, bugünkü sorunların nedeni, kesinlikle geçmişte alınan yanlış kararlardır

**********

“Eskiden derdim ki, insanın başına gelebilecek en kötü şey, bir gün yapayalnız kalmasıdır!

“Bugün öğrendim ki, hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey, yapayalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır!”

Johann Wolfgang Von Goethe

***********

Musa Heykeli şaheserini nasıl yaptın diyenlere Mikelanjelo, “Mermer bloğun fazlalıklarını attım” diye yanıt vermiştir. Buna göre, aşkın fazlalıkları atılınca sevgi, sözün fazlalıkları atılınca şiir, çizginin fazlalıkları atılınca resim, delinin fazlalıkları atılınca deha olur mu?

**********

Önemli bir konunun tartışıldığı bir yönetim kurulu toplantısında fikrimi açıkça söyleyince, Rektörüm Y. Büyükerşen “Kurumu zarara sokacak kadar dürüstsün” demişti. Şaşırdığımı gören rahmetli İ. Sarıkardeşoğlu “Üzülme seni övmüş oldu” demişti. Nur içinde yatsın

*********

Çok ileri ülkelerde her insan, şu felsefe türlerinden en az birini, birkaçını veya tümünü ders olarak almıştır: Bilim, dil, eğitim, estetik, sanat, siyaset, matematik, fizik, biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve diğer bilim dalları felsefesi. Türkler, alanlarına ilişkin felsefeyi bilmediği için, düşünceleri ve fikirleri evrensel değil, yerel ve yüzeyseldir

*********

Fransızcada varlıklar ya erkek ya da dişidir. Erkek varlığı belirten sözcüğün başına Le, dişinin başına La gelir. Dişilik erkeklik devletler için de geçerlidir. Ana devletlerin başına La, sonradan devlet olanlara Le varlık belirteci konur. Türkiye ve Fransa La ile ABD Le ile belirtilir

*********

İnsanlar; geçmiş, an ve gelecek yaşamlarına ilişkin olarak sürekli iletişim halinde olur. 21.yüzyıl yaşam türü, insanları teknik iletişim araçlarına bağımlı kılmıştır. Bilgiye, eğitime ve eğlenceye ilişkin görsel, işitsel ve hem görsel hem işitsel iletişim araçlarına MEDYA denir

*********

Ölüm kesin ve her an, yaşam var ve şu an, sonrası ve yarın belirsiz, hiçbir garantisi yok. Post modern (çağ ötesi) şartlandırılmamış akıllı gençler, bu gerçeğin farkında oldukları için, geçmişi ve geleceği değil, anı yaşama bilinci içinde eylemlerde bulunmaktadır

***********

Türkiye milletinin geçmişinde ve bugünün, çok çeşitli ve çelişkili düşünceler, fikirler ve yaklaşımlar olmuştur ve olmaktadır. Ancak bu büyük millet, tarihinin her sıkıntılı yıllarında ve günlerinde, inanılacak sağlam düşünce, fikir ve yaklaşımlar bulmayı bilmiştir

***********

Birleşmiş Milletler Çevre Koruma Programı’nın bilimsel araştırmasına göre insanoğlu, dünyadaki 8 milyon 700 bin canlı türünden yalnızca biridir. Ancak insan türü, diğer canlılar içinde algılama, düşünme, tasarlama, üretme, tanrıdan bekleme gibi özelliklere sahiptir

***********

İstek, arzu ve özlemlere sürekli ve kaliteli olarak ulaşılmaktan duyulan hoşnutluk haline, MUTLULUK denir. İstek, arzu ve özlemler; zihinsel, bedensel ve parasal imkanlarla uyumluysa mutluluk düzeyi yüksek, değilse düşük olur. Ulaşılamaz özlemlerin peşinde gidilirse, mutsuz olunur

**********

Siborg sözcüğü, İngilizcedeki cybernetic organism (Sibernetik Organizma) söcüklerinin kısaltmalarından oluşturulmuştur. Siborg çağda, insan kilometrelerce ötesini net görecek, tek eliyle tonlarca ağırlığı kaldıracak, bir dili saniyeler içinde öğrenecektir

***********

Ciddi bilimsel eserleri okuyarak beynini yormak çok zor geldiği için, Türk insanı genelde, sürü psikolojisiyle enini sonunu hiç düşünmeden çoğunluğun yaptığını yapar ve büyük olasılıkla da yanlış yapar. Liderler açısından TV ve sosyal medya, sürü psikolojisiyle hareket eden insanları yönetmenin en kolay yoludur

************

Tüm geleneksel yapı ve işleyişleri temelden yıkarak, yerine hız, kolaylık, etkinlik ve mükemmellik getiren ileri teknolojilere,YIKICI TEKNOLOJİLER denir.Bilgisayar daktiloyu,internet bankacılığı bankaya gitmeyi, e-posta mektubu ortadan kaldırmıştır. 20-25 yıl sonra insanlar bugün yapmakta oldukları işlerin hiç birisini yapmayacaktır. İnsanlar, GEREKLİ VE GEREKSİZ İNSAN olarak iki gruba ayrılacaktır. Gerekliler yeni teknolojiler tasarlayabilenler, gereksizler yoksulluk maaşı ile hayatta kalmaya çalışanlar olacaktır

**********

2010-2017 tarihleri arasında yayınlanan ABD işletme ve ekonomi ders kitaplardaki tanımlarla aynı dönemde Türkiyedeki ders kitaplarındaki tanımları karşılaştırırsanız,bizimkilerin yaklaşık 50 yıl önceki ABD tanımları olduğunu hayretle görürsünüz.YÖK tembel bilim insanı yaratmıştır

*********

‪Sorulacak sorunuz yoksa, yaşamanızın bir anlamı yoktur. Şimdi aklınıza gelerek sorduğunuz soruları, aslında 2500, 1500, 500, 100, 1 yıl önce bilim insanları sormuş ve yanıtını bulup yayınlamıştır. Örneğin, “Demokrasi nedir?” sorusunu siz yanıtlarsanız, yüzde yüz yanlış yanıt vermiş olursunuz

**********

Bütün olumsuzluklarına rağmen Türkiye’de yaşamak, Türkçe konuşmak, Türk insanı ile etkileşmek, günde 5 kez ezan dinlemek, Allah’ın rızası için iyilikler yapmaya çalışmak, giderek artan oranda genç kuşaklarda uygar davranışlar görmek, öyle güzel, öyle coşkulu, öyle mutluluk verici bir yaşam 

**********

DÜNYA PASTASININ PAYLAŞIMI
24.01.2016’da İngiliz kuruluşu Oxfam, 62 zenginin servetleri toplamının dünya nüfusu servetleri toplamının yarısından daha fazla olduğunu; 22.01.2018’de 26 zenginin servetleri toplamının dünya nüfusu servetleri toplamının yarısından daha fazla olduğunu açıkladı. NE OLACAK BU DÜNYANIN HALİ?

************

Öğretim üyeliğim süresince, ders verdiğim öğrenci sayısı, 12.01.2019 itibariyle tam 100 bin 127 oldu. Doktora derslerimi alanlardan yalnızca 1 tanesi, bana hocalık yapma bilgi düzeyine ve ayrıca rektörlük yönetim düzeyine ulaşmış olmasına rağmen, beni her fırsatta tekrar yüceltir ve hayranlığını belirtir

***********

SEÇMENLE İLİŞKİ İLKELERİ

Doğruluk

İnandırıcılık

Süreklilik

Planlılık

Basınla olumlu ilişki

Bilgi verme

Sıcak ilişki

Güler yüzle kabul

Tokalaşma

Açılış törenine davet

Kuruluş yıl dönümü kutlama

Basılı yayınlar dağıtma

Açık oturumlar yapma

Dertleri dinleme

Diğerleri…

HANGİ PARTİ DAHA BAŞARILI

***********

AŞK TANISI

Gönülde yara mı

Kederi şifa mı

Güler yüzü ısıtır mı

Asık yüzü üşütür mü

Davranışı naz mı

Doyulmaz haz mı

Gurbette özlem mi

Gönülde arzu mu

Çilesi çekilir mi

Kokusu Amber mi

Sitemi kıskançlık mı

Ne isterse vermek mi

Sevgisi sonsuz mu

Varlığı ömür

Yokluğu ölüm mü

EVET İSE, AŞKSIN SEN

*********

BAZI BİLGE SÖZLERİ:

“Allah, İnsanı iddiasından, gururundan, kibrinden ve kininden vurur.”

“Bilenler, bilmeyenler tarafından lanetlenir.”

“Kötü niyetliler, kötü niyetlerini örtecek bir çareyi kolayca bulur”

“Çok küçük kaldıklarını bilen insanlar, kompleksten kurtulacaklarını sanarak, büyük insanları kendi düzeylerine indirmeye çalışır.”

*********

DUA: Allah’ım, bütün iyi insanları her türlü kazadan ve beladan koru; benden yaşça küçük sevdiklerimin acısını gösterme; yalnız sana inanır, yalnız sana güvenir ve yalnız senden yardım dilerim. Hayırlı bir gün, hayırlı işler ve hayırlı yöneticiler nasip eyle, akıl ve beden sağlığı ver

**********

Facebook Paylaşımı (40)

Akıl, karşılaştırma yeteneğidir. Akıllı insan, sürekli karşılaştırmalar yaparak düşünce, tutum ve davranışlarında yanıldığını anlar ve bunları daha iyileriyle değiştirir. Aptal insan ise, ne düşünce, tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu anlayabilir, ne de bunlardan ayrılabilir. Daha da kötüsü, kendisini akıllı sanır

************

12.12.2018

Olmaz olsun sonbahar!

Elinde iyilerin listesi,

Fazla mesai yapıyor Ölüm Meleği,

Osman’ı da düşürdü dalından!

Biliyordu, anlamıştı olgunlaştığını,

Üşenmedi, vedalaştı tek tek dostlarıyla başında

Ve sonunda son baharın

Elveda dedi fani yaşama,

Gökmenlerin Osman gitti;

İğde Ağacı’nın başı sağ olsun!

Osman Yücer’in mekanı Cennet olsun!

**********

Bir kadının gönlü kazanılırsa; erkeğin sözüne, samimiyetine ve sevgisine inanırsa, canı dahil neyi varsa tümünü, hiç gözünü kırpmadan verir. Bir erkek; akıllı, doğal, dişi, gülen ve güldüren, zayıf yönlerini yüzüne vurmayan, iyi ve kötü günlerinde yanında olan kadın için, canı dahil neyi varsa tümünü verir

********

21.yüzyılda var olmanın koşulu, teknoloji ve silah üstünlüğüdür. 1945’te Japonlar, moral üstünlüğe sahipti. Atılan 2 atom bombası, onları pes ettirmeye yetti. ABD, mecbur kalırsa her cinayeti işler. Keşke Camilerimiz teknoloji üreten tesisler olsaydı da ibadetimizi açık havada yapsaydık

*********

Aileden, kreşten, anaokulundan başlayıp profesörlüğe ve kıdemli profesörlüğe kadar uzanan eğitim, öğretim ve kültür sistemimiz, standart altı uygarlığa doğru hızla ilerlemektedir. Bilimi, işe uygunluğu ve hesap verilebilirliği esas almadıkça, hemen her gün nice kazalar göreceğiz

**********

Bir insanın çok istediklerinin, yüce umutlarının, içten beklentilerinin boşa çıkması halinde duyulan büyük üzüntüye, HAYAL KIRIKLIĞI denir. Cumhuriyet kuşağı, Türkiye’nin 21.yüzyılda çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkacağını bekliyordu. Ne yazık ki halk, şimdi büyük hayal kırıklığı yaşamaktadır

*********

Dünyadaki herkes, ağaçtan elmanın yere düştüğüne şartlanmışken, yalnızca Isaac Newton “Elma niçin ağaçtan gökyüzüne doğru düşmez” sorusunu sormuş ve YER ÇEKİMİ YASASINI bulmuştur. Türk kültürü, eğitim ve öğretim sistemi, Türk halkını şartlandırdı ve sorgulamayı engelledi. Sorgulamalı, şartlanmış kalmak, akıl kullanmamaktır

**********

1999’da yazdığım Yönetim Bilgi Sistemi kitabında, en geç 20 yıl sonra Türkiye’nin gündeminde Yapa Zeka, Bulanık Mantık, Sanal gerçeklik, Genetik Algoritma, Akıllı evler, Sanal Bellek, Yapay Duyular ve benzer konuların tartışılacağını ileri sürmüştüm. Verdiğim örneklere öğrenciler gülmüştü.

**********

Uzayda yer çekimi ve mikrop olmadığı için, dünyada doktor müdahalesiyle birkaç ayda iyileşen bir yara, uzayda bir iki dakikada iyileşecektir. En geç 20 yıl sonra, ileri ülkeler, tababeti (tedaviyi) şehir hastanelerinde değil, uzay hastanelerinde yapılacaktır. Türkiye, çağı yakalamalı

***********

Dünyada bir ağaçtan en çok 15-20 kilogram elma alınabilirken, uzayda yer çekimi ve mikrop olmadığı için ağacın dalları, elmaların ağırlığı ile kırılmayacak ve bir ağaçtan tonlarca elma alınabilecektir. 20 yıl sonra ziraat uzayda yapılacaktır. Türkiye, uyanmalı, çağı yakalamalıdır

**********

20 yıl sonra, yüksek gelir ve saygınlık sağlayacak birkaç meslek sıralaması:

Uzayda tababet

Uzayda ziraat

Uzayda mühendislik

Uzayda mimarlık

Uzayda diyanet

Uzayda eğitim

Uzayda insancıl ilişkiler

Uzayda madencilik

Uzayda ulaşım

Uzayda iletişim

Uzayda rekabet

Uzayda pazarlama

vb…

**********

İş başlangıçta gelir, statü ve psikolojik doygunluk sağlarken, zamanla nitelik değiştirirse, kişi fiziksel, sosyal ve psikolojik açılardan sorunlar yaşamaya başlar. Sorunları azaltmak için, kariyer basamakları açık tutulmalı kendisini sürekli eğitimle yenileyenler yükseltilmelidir

****************

Yönetim, organizasyon ve iş ortamlarında, ilişki halindeki insanların birbiriyle çelişen ve çatışan değişik amaçlarını dengeleyerek, kurumun amaçlarına doğru yöneltilebilmesi için, bilimsel “İletişim”, “Liderlik” ve “Motivasyon” en etkili yöntemdir. Siyasi partiler içinde AK parti, bunu çok iyi yapmaktadır

*********

İnsanın kendisini kendi yapan özelliğine, öz varlığına, kendiliğine BENLİK denir. Genellikle olgunlaşmamış ham benlik, kendi kişiliğini üstün görür. Bireysel benlik yanında bir de sosyal benlik vardır. Sosyal benlik, insanın ait olduğu toplumu, dini, üniversiteyi ve benzeri toplulukları içerir

**********

Maddi ve maddi olmayan varlıkların uyandırdığı tat, sevinç, cinsellik, ılımlılık ve doygunluk duygusuna, HAZ denir. Haz iyidir, ancak yaşamın birinci önceliği değildir. Hazda ölçü kaçırılırsa, yerini elem, üzüntü, acı, dert ve keder alır. Yer gök, bir ölçü üzerinde denge bulur

**********

Ortalama ömür, sağlıklı yaşam koşulları, okuryazarlık oranı, üniversite, yüksek lisans ve doktora oranı, eğitim kalitesi, insan haklarına riayet, kişi başı milli gelir ve benzeri göstergeler, ülkeleri gelişmiş, orta gelişmiş ve az gelişmiş olarak sıralar. Bu açıdan Türkiye, 188 ülke içinde 72.sırada orta gelişmiştir

**********

İnsanın aklına, yetenek ve becerisine verdiği öneme, ÖZ DEĞER denir. Öz değeri, kişinin yaşam algısını, yaşam seçimini ve yaşam biçimini etkiler. Kapitalist öz değerli insan, parası, bağı bahçesi, arabası, uçağı, malı ve mülküyle var olduğuna ve mutlu olmayı hak ettiğine inanır.

************

Şartlandırılmış bağnazlara göre insanlar cinsiyet, milliyet, ırk, dil, renk, din, mezhep, yaş, statü ve diğer ayrımcı yaklaşımlarla çeşitli sınıflara ayrılır. Yüce Allah indinde insanlar ikiye ayrılır: (1) İyi insanlar, (2) Kötü insanlar. İyileri koruyun, kötüleri Allah’a bırakın

*********

25-30 yıl sonra Türk halkı,  ya “Teknolojik İnsan”  ya da “Gereksiz İnsan” durumuna gelecektir. Bugün el ve kol hareketi sayesinde iş bulanlar, 25-30 yıl sonra ancak, çıkardıkları zihin sinyalleriyle yapay zeka ürettikleri ve onlara üretim yaptırabildikleri taktirde iş bulacaklardır

1.200 yıl önceki insanların kafasıyla ortaya konmuş kültür, fikir ve dini yorumlarla bu çağın dayattığı tehditlere karşı durulamaz. Türkiye’de hemen herkes din satar, din alır ve dini söylemler yapar, ancak hemen hiç kimse Yüce Kurandaki esas uygulamaları yapmaz, yaparmış gibi görünür. Kuran’ın hiç bir ayetinde kâr terimi yoktur. Kâr bir vergi usul kanunu tanımıdır. Kapitalistler, kârı kanuni yapabilir, ancak asla İslam dinine uygun yapamaz

*********

İleri ülkelerdeki metot, konu ve tanım sahibi saygın bilim insanları, günde en az 8-10 saat okumakta, 8-10 saat da okudukları üzerinde düşünmektedir. Türk bilim insanlarının günlük okuma ve okudukları üzerinde düşünme süresi henüz ölçülmemiştir. Halkın geneli ise, ne okur ne düşünür; yalnızca kendi çapsız kafasına uygun bulmadığı okuyan insanları ve düşünürleri eleştirir, taşlar, suçlar ya da cezalandırır

*********

Eğitim, öğretim, zanaat, sanat, hizmet sanayi, tarım, kısacası hangi alanda olursa olsun, o alandan ekmek yiyen kişi, önce o alanın en son bilgi düzeyine ulaşmalı, sonra da olanı daha da iyileştirme yönünde kafa yormalı, düşünmeli yeni yaratıcılıklar yapmalıdır. Daha iyiyi bulmalıdır

********

Türkiye’nin ve çağdaşlaşma politikasını iyileştirmek için ve kendi fikir düzeyinizi genişletmek ve yükseltmek için, şu adresteki Videoları, fırsat buldukça dikkatle dinlemenizi öneririm:

http://www.ulusaldemokrasienstitusu.org/category/videolar/

***********

3 KITADAKİ TOPRAKLARIMIZI KAYBETTİREN ANTLAŞMALAR

Karlofça Antlaşması 1699

Küçük Kaynarca Antlaşması 1774

Yaş Antlaşması 1792

Edirne Antlaşması 1829

Londra Antlaşması 1913 (Ege adaları tümüyle kaybedilmiştir)

Sevr Antlaşması (Osmanlı Devleti yok sayılmıştır)

***********

Sıfır gelir= f ((Değişmez maliyet)/(Satış fiyatı-Birim değişmez maliyet))

Bir ülkenin ithalatı ihracatından büyükse ve bu sürekli böyleyse, o ülke sürekli sömürülüyor demektir.  Yani, o ülke sürekli zarar ediyor; ihracatı ithalatından daha büyük ülkelere göre sürekli geri gidiyor, demektir

*******************

İki kıta üzerindeki tek şehir, İstanbul’dur. İstanbul’u birinci kez yabancılardan alan Fatih ve ikinci kez yabancılardan alan Atatürk, bize hiçbir ülkenin sahip olmadığı fırsatlar sunmuştur. Ancak, 1960’lardan sonra İstanbul üzerinde karar verenler, fırsatı tehlikeye ve çirkinliğe dönüştürmüş, dünyadaki tek coğrafi özelliği, asla çözülemez sorunlar düğümü haline getirmiştir

***********

ANT OLABİLECEK BİR BİLİMSEL GERÇEK ÖNERİSİ:

Boş duran ne varsa israftır, israf masraftır, masraf maliyet artışıdır, maliyet artışı fiyat artışıdır, fiyat artışı talep azalışıdır, talep azalışı gelir azalışıdır, gelir azalışı; problem çoğalışı, anarşi, terör, kargaşa, kaos ve mutsuzluktur.

SORU: Başarılı bir yönetimin göstergesi nedir?

YANIT: Varlıkların boş bekletilmesi nedeniyle oluşan ve giderek daha da büyüyen boşa geçen zaman maliyetini sıfırlamak, böylece kişisel ve toplumsal mutluluğa katkıda bulunmak, refah düzeyini yükseltmektir

*********

YENİ PARADİGMALAR

  • Eğer bir varlığa dokunabiliyorsanız, o varlığın çok fazla bir değeri yok demektir. Bilgiye, dolayısıyla markaya dokunulamadığı için değeri çok yüksektir
  • Üretim maliyeti 15 YTL olan bir pantolona, Levi’s markası yapıştırınca değeri 175 YTL’ye yükselmektedir
  • Geri medeniyette yaşayan insanlar, ileri medeniyetin sahip olduğu tüm imkanları hemen şimdi istiyor ve bu nedenle medeniyete göç yolunda ya ölüyor ya da geriye döndürülüyor
  •  Dünyada medeniyetler savaşı yapılmaktadır
  • Dünyadaki 3 milyarı aşkın insan, uluslararası pazarları görüyor ve geliri müsaitse, bu pazarlara anında erişip ihtiyacını karşılıyor

******************

Korkunun olduğu yerde mutluluk yoktur. Koca karısından kadın kocasından, çocuk babasından baba çocuğundan, yönetilen yönetenden yöneten yönettiğinden, bilim insanı rektörden rektör bilim insanından, sanatçı devletten devlet sanatçıdan korkuyorsa, mutluluk şöyle dursun azap vardır

*********

Moliere, Nasrettin Hoca, Aziz Nesin ve tüm diğer güldürü ustaları, duydukları toplumsal acı nedeniyle aslında kahkahayla hiç gülmeyen insanlardır. İnsanları ağlatmak çok kolaydır; akıl gerektirmez. Ancak, insanları güldürmek çok zordur; büyük akıl ister. Akıllı insanlar korunmalı

*********

Bir olayın, olgunun, yapının, işleyişin, varlığın kötü bir benzerine MÜSVEDDE denir. ABD başkanı Donald Tramp başkan Abrahan Lincol’ün, Kenan evren Atatürk’ün, Ahmet Kural Metin Akpınar’ın, Kılıçdaroğlu Ecevit’in müsveddesi sayılır

*************

Enini sonunu düşünerek seçtiğin bir işin, bir eşin, bir dostun varsa, yaşamın kurtulmuş demektir, onlar sana yeter, başkasını arama, daha iyisini bulacağım sanırsın ama asla bulamazsın. Yürekten severek seçilenler en iyisidir. Sonrakiler, mantıktır

*****************

Kendi değerleriyle çelişse bile, başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmelerinden rahatsız olmama, onların fikir, söylem ve tutumlarına karşı tepki göstermeme davranışına, felsefede HOŞGÖRÜ (TOLERANS) denir. Hoşgörü bulaşıcıdır. Politikacılar hoşgörülü olursa, halk da hoşgörülü olur

************

Ömrümün 50 yılı üniversitelerde geçti. Öğrencilere ders notu, teksir veya kitap diye satılıp ezberletilmeye çalışılan ders materyallerinin hemen hemen hepsi, ya intihal, ya yanlış tercüme ya da test edilerek doğrulanmamış kanaatler şeklindeydi

***********

Türkiye bütçesinin yaklaşık yarısı eğitime harcanır. Eğitim bir işe yarasaydı, halk bu günkü olumsuzlukları, çözülmesi uzun yıllar alacak problemleri (sorunları) yaşar mıydı? Saçma Eğitimin içinden geçenlerin mutsuz yaşamının sebebi, yanlışta ısrar eden bağnaz eğitim bakanlarıdır. Hangisi olursa olsun, bugünkü sorunların nedeni, kesinlikle geçmişte alınan yanlış kararlardır

**********

“Eskiden derdim ki, insanın başına gelebilecek en kötü şey, bir gün yapayalnız kalmasıdır!

“Bugün öğrendim ki, hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey, yapayalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır!”

Johann Wolfgang Von Goethe

***********

Musa Heykeli şaheserini nasıl yaptın diyenlere Mikelanjelo, “Mermer bloğun fazlalıklarını attım” diye yanıt vermiştir. Buna göre, aşkın fazlalıkları atılınca sevgi, sözün fazlalıkları atılınca şiir, çizginin fazlalıkları atılınca resim, delinin fazlalıkları atılınca deha olur mu?

**********

Önemli bir konunun tartışıldığı bir yönetim kurulu toplantısında fikrimi açıkça söyleyince, Rektörüm Y. Büyükerşen “Kurumu zarara sokacak kadar dürüstsün” demişti. Şaşırdığımı gören rahmetli İ. Sarıkardeşoğlu “Üzülme seni övmüş oldu” demişti. Nur içinde yatsın

*********

Çok ileri ülkelerde her insan, şu felsefe türlerinden en az birini, birkaçını veya tümünü ders olarak almıştır: Bilim, dil, eğitim, estetik, sanat, siyaset, matematik, fizik, biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve diğer bilim dalları felsefesi. Türkler, alanlarına ilişkin felsefeyi bilmediği için, düşünceleri ve fikirleri evrensel değil, yerel ve yüzeyseldir

*********

Fransızcada varlıklar ya erkek ya da dişidir. Erkek varlığı belirten sözcüğün başına Le, dişinin başına La gelir. Dişilik erkeklik devletler için de geçerlidir. Ana devletlerin başına La, sonradan devlet olanlara Le varlık belirteci konur. Türkiye ve Fransa La ile ABD Le ile belirtilir

*********

İnsanlar; geçmiş, an ve gelecek yaşamlarına ilişkin olarak sürekli iletişim halinde olur. 21.yüzyıl yaşam türü, insanları teknik iletişim araçlarına bağımlı kılmıştır. Bilgiye, eğitime ve eğlenceye ilişkin görsel, işitsel ve hem görsel hem işitsel iletişim araçlarına MEDYA denir

*********

Ölüm kesin ve her an, yaşam var ve şu an, sonrası ve yarın belirsiz, hiçbir garantisi yok. Post modern (çağ ötesi) şartlandırılmamış akıllı gençler, bu gerçeğin farkında oldukları için, geçmişi ve geleceği değil, anı yaşama bilinci içinde eylemlerde bulunmaktadır

***********

Türkiye milletinin geçmişinde ve bugünün, çok çeşitli ve çelişkili düşünceler, fikirler ve yaklaşımlar olmuştur ve olmaktadır. Ancak bu büyük millet, tarihinin her sıkıntılı yıllarında ve günlerinde, inanılacak sağlam düşünce, fikir ve yaklaşımlar bulmayı bilmiştir

***********

Birleşmiş Milletler Çevre Koruma Programı’nın bilimsel araştırmasına göre insanoğlu, dünyadaki 8 milyon 700 bin canlı türünden yalnızca biridir. Ancak insan türü, diğer canlılar içinde algılama, düşünme, tasarlama, üretme, tanrıdan bekleme gibi özelliklere sahiptir

***********

İstek, arzu ve özlemlere sürekli ve kaliteli olarak ulaşılmaktan duyulan hoşnutluk haline, MUTLULUK denir. İstek, arzu ve özlemler; zihinsel, bedensel ve parasal imkanlarla uyumluysa mutluluk düzeyi yüksek, değilse düşük olur. Ulaşılamaz özlemlerin peşinde gidilirse, mutsuz olunur

**********

Siborg sözcüğü, İngilizcedeki cybernetic organism (Sibernetik Organizma) söcüklerinin kısaltmalarından oluşturulmuştur. Siborg çağda, insan kilometrelerce ötesini net görecek, tek eliyle tonlarca ağırlığı kaldıracak, bir dili saniyeler içinde öğrenecektir

***********

Ciddi bilimsel eserleri okuyarak beynini yormak çok zor geldiği için, Türk insanı genelde, sürü psikolojisiyle enini sonunu hiç düşünmeden çoğunluğun yaptığını yapar ve büyük olasılıkla da yanlış yapar. Liderler açısından TV ve sosyal medya, sürü psikolojisiyle hareket eden insanları yönetmenin en kolay yoludur

************

Tüm geleneksel yapı ve işleyişleri temelden yıkarak, yerine hız, kolaylık, etkinlik ve mükemmellik getiren ileri teknolojilere,YIKICI TEKNOLOJİLER denir.Bilgisayar daktiloyu,internet bankacılığı bankaya gitmeyi, e-posta mektubu ortadan kaldırmıştır. 20-25 yıl sonra insanlar bugün yapmakta oldukları işlerin hiç birisini yapmayacaktır. İnsanlar, GEREKLİ VE GEREKSİZ İNSAN olarak iki gruba ayrılacaktır. Gerekliler yeni teknolojiler tasarlayabilenler, gereksizler yoksulluk maaşı ile hayatta kalmaya çalışanlar olacaktır

**********

2010-2017 tarihleri arasında yayınlanan ABD işletme ve ekonomi ders kitaplardaki tanımlarla aynı dönemde Türkiyedeki ders kitaplarındaki tanımları karşılaştırırsanız,bizimkilerin yaklaşık 50 yıl önceki ABD tanımları olduğunu hayretle görürsünüz.YÖK tembel bilim insanı yaratmıştır

*********

‪Sorulacak sorunuz yoksa, yaşamanızın bir anlamı yoktur. Şimdi aklınıza gelerek sorduğunuz soruları, aslında 2500, 1500, 500, 100, 1 yıl önce bilim insanları sormuş ve yanıtını bulup yayınlamıştır. Örneğin, “Demokrasi nedir?” sorusunu siz yanıtlarsanız, yüzde yüz yanlış yanıt vermiş olursunuz

**********

Bütün olumsuzluklarına rağmen Türkiye’de yaşamak, Türkçe konuşmak, Türk insanı ile etkileşmek, günde 5 kez ezan dinlemek, Allah’ın rızası için iyilikler yapmaya çalışmak, giderek artan oranda genç kuşaklarda uygar davranışlar görmek, öyle güzel, öyle coşkulu, öyle mutluluk verici bir yaşam 

**********

DÜNYA PASTASININ PAYLAŞIMI
24.01.2016’da İngiliz kuruluşu Oxfam, 62 zenginin servetleri toplamının dünya nüfusu servetleri toplamının yarısından daha fazla olduğunu; 22.01.2018’de 26 zenginin servetleri toplamının dünya nüfusu servetleri toplamının yarısından daha fazla olduğunu açıkladı. NE OLACAK BU DÜNYANIN HALİ?

************

Öğretim üyeliğim süresince, ders verdiğim öğrenci sayısı, 12.01.2019 itibariyle tam 100 bin 127 oldu. Doktora derslerimi alanlardan yalnızca 1 tanesi, bana hocalık yapma bilgi düzeyine ve ayrıca rektörlük yönetim düzeyine ulaşmış olmasına rağmen, beni her fırsatta tekrar yüceltir ve hayranlığını belirtir

***********

SEÇMENLE İLİŞKİ İLKELERİ

Doğruluk

İnandırıcılık

Süreklilik

Planlılık

Basınla olumlu ilişki

Bilgi verme

Sıcak ilişki

Güler yüzle kabul

Tokalaşma

Açılış törenine davet

Kuruluş yıl dönümü kutlama

Basılı yayınlar dağıtma

Açık oturumlar yapma

Dertleri dinleme

Diğerleri…

HANGİ PARTİ DAHA BAŞARILI

***********

AŞK TANISI

Gönülde yara mı

Kederi şifa mı

Güler yüzü ısıtır mı

Asık yüzü üşütür mü

Davranışı naz mı

Doyulmaz haz mı

Gurbette özlem mi

Gönülde arzu mu

Çilesi çekilir mi

Kokusu Amber mi

Sitemi kıskançlık mı

Ne isterse vermek mi

Sevgisi sonsuz mu

Varlığı ömür

Yokluğu ölüm mü

EVET İSE, AŞKSIN SEN

*********

BAZI BİLGE SÖZLERİ:

“Allah, İnsanı iddiasından, gururundan, kibrinden ve kininden vurur.”

“Bilenler, bilmeyenler tarafından lanetlenir.”

“Kötü niyetliler, kötü niyetlerini örtecek bir çareyi kolayca bulur”

“Çok küçük kaldıklarını bilen insanlar, kompleksten kurtulacaklarını sanarak, büyük insanları kendi düzeylerine indirmeye çalışır.”

*********

DUA: Allah’ım, bütün iyi insanları her türlü kazadan ve beladan koru; benden yaşça küçük sevdiklerimin acısını gösterme; yalnız sana inanır, yalnız sana güvenir ve yalnız senden yardım dilerim. Hayırlı bir gün, hayırlı işler ve hayırlı yöneticiler nasip eyle, akıl ve beden sağlığı ver

*********

Facebook Paylaşımı (39)

Bir düşünceye, fikre, görüşe, teze ve felsefeye çok sağlam biçimde, içten, gönülden bağlı bulunmaya ve onu kesin doğru saymaya, İNANÇ denir.

Doğruluğu deneylerle kanıtlanmadıkça inançlar, yalanlardan daha tehlikelidir. Bir ülkede inançlar ve yalanlar yaygınsa, o ülke tehlikededir

**********

Başta yöneticilere küçük ve önemsizmiş gibi görünen ekonomik, sosyal, psikolojik ve dini durumlar, ülke insanlarının davranışlarını büyük ölçüde etkiler. Türk halkı, akıllı (rasyonel) davranıştan uzaklaştı. Görmek istemesek bile, akıl dışılık her yerdedir. TV haberlerine göz atmak yeter

***********

SÜTÜN TÜREVLERİ=SÜTTEN TÜREYENLER: Yoğurt, peynir, sütlaç, çökelek vb.

DOMATESİN TÜREVLERİ=DOMATESTEN TÜREYENLER: Salça, melemen vb

İNSANIN TÜREVLERİ=İNSANDAN TÜREYENLER: Sanatçı, alim, dalkavuk, hırsız, kaypak, yalancı, demagog, sahtekâr, yobaz, vatansever, katil, nankör, kalleş, bencil, iyiliksever vb…

MŞ SORUSU: Türkiye’de yukarıdaki insan türlerinden hangileri çoğunluğu teşkil eder?

***********

Kısa, orta ve uzun döneme ilişkin ülke sorunlarını, rakiplerine oranla daha iyi çözebilecek projeler geliştiren ve seçmenleri buna inandırabilen siyasi partiler, seçimde çoğunluğu elde eder. Muhalefet partileri, bir sistem içinde bilimsel karar alma yeteneğinden yoksun davranıyor

**********

Varlık ve Hiçlik eserinde J.P. Sartre, “Sahiplenme arzusu var olama savaşıdır” der. Aşk, bir savaştır. Savaş için geçerli olan kuşatma, manevra, tuzak, saldırı ve benzer strateji ve taktikler, aşk için de geçerlidir. Pirus Zaferi’ndeki gibi savaş kazanılsa bile geride enkaz kalır

*********

Fransız beyni, Alman beyni, İngiliz  beyni, Türk beyni diye farklı insan beyinleri yoktur. Yapı olarak bütün beyinler aynıdır. Fark, beyinleri işleten işletim sistemindedir. Türk devlet yöneticileri, Türk halkının beynini, güncellenmemiş Orta Çağ kültürüyle işletmeyi uygun görmüştür

*********

STOKSUZ EKONOMİ (JIT)

Japonların geliştirdiği stoksuz ekonomi veya stoksuz yaşam, israfı önleme felsefesinin ifadesidir. Boş duran ya da boş bekletilen tüm varlıklar stoktur ve bu nedenle israftır. Örneğin, çift kişilik yatakta tek kişinin yatması, büyük evlerde ya da büyük odalarda ikamet etmek, stokta mal bekletmek, yarısı yenip yarısı çöpe atlan yiyecek, boş oturmak, boşboğazlık yapmak, boş duran salon ve derslikler vb. stoktur ve bu nedenle israftır. İsraf, Yüce Kuran’a göre günahtır

***********

Yılanlar, değişim yasasına uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürebilmek için her yıl derilerini değiştirirler. “Değişmeyen tek gerçek değişimdir” Heraklitos, M.Ö. yaklaşık540-480. Evrende dolayısıyla Dünyada geriye doğru değişim yoktur.Türkiye neden geriye doğru değişimde ısrar eder ki

***********

Uzaklarda duran, ulaşılamayan varlıklara, hatta gerçekte var olamayan imgelere, düzen ve işleyişlere ya da artık yaşamda olmayan insanlara duyulan sevgiye ve kavuşma arzusuna, ÖZLEM denir. Türkiye’nin olması gerektiği yerde olmasını öyle özlüyorum ki! Ancak, gidilen yol çok yanlış. Yanlış yolda kaybolmayan yok, doğru yolda kaybolan yok

***********

Bir insanı dirsekle böğründen dürterek uyarmaya, dürtme (nudge) denir.  Dürtü emir verme, zorlama veya yasak koyma amacıyla değil, seçmeni uyarma ve ona doğru seçeneği buldurma ya da gösterme amacıyla yapılan bir ikna etme yöntemidir. Muhalefet mi yoksa iktidar mı seçmeni iyi dürtüyor

**********

Anlaşmazlık, uyumsuzluk ve zıtlaşma yaratma yöntemini kullanarak, kendi çıkarını en çoklama davranışına, ÇATIŞMA ORTAMI YARATMA denir. Sendikalar, şirketler, spor kulüpleri ve siyasi partiler, halkı birbirine karşı ötekileştirerek savaştırır. Zıt taraflar, zafer kazanıp, zaferin hazzını yaşama yarışına girer

*********

KARİYERNİ RİSKE ATMA DAVRANIŞLARI

Çevredekilere sataşma

Kaba, patavassız ve dangalak olma

Arabozanlık yapma

Boş zamanlarını kötü kullanma

İşten kaytarma ya da sıvışma

Başarılı gençleri kıskanma

Bezdiri (mobbing) yapma

Amirleri kapalı veya açık olarak eleştirme

Yeniliklere direnme

*********

PSİKOLOJİK TACİZ (BEZDİRİ=MOBBING)

Bir kişi veya grubun, başka bir kişi veya gruba psikolojik baskı, şiddet, taciz, kuşatma, rahatsız etme, sıkıntı verme ve benzeri kötü amaçlı davranışlarda bulunmasına BEZDİRİ (MOBBING) denir. Mobbing suçtur. Kanıtlandığında yapan cezalandırılır

***********

Doğal dillerdeki cümle kurma kurallarını inceleyen bilim dalına, SÖZDİZİMİ (SENTAKS) denir. Çekim ekli bir dil olan Türkçeden örnek:

Mehmet dün bozkırda yılanı öldürdü

Dün bozkırda Mehmet yılanı öldürdü

Bozkırda Mehmet yılanı dün öldürdü

Yılanı bozkırda dün Mehmet öldürdü

Yılanı Mehmet dün bozkırda öldürdü

************

BİR İNSAN DİĞER İNSANA SAHİP OLABİLİR Mİ?

Kölelik döneminde insanın değeri, para ile belirlendiği için, parasını verenin köle üzerinde sahiplik hakı vardı. Güncel dönemde, bir insana yarı yarıya ya da tam olarak sahip olunamaz. Ancak, aşkta karşılıklı olarak gönül sahipliği olabilir

*******

Daha sağlıklı, daha cesaretli, daha üretken, daha doyumlu bir yaşam için; daha hareketli, daha bakımlı, daha yardım sever, daha bilgili, daha sanatsever, daha kültürlü ve daha gerçek âşık olmak ve sevmek gerekir

********

Trafik kazasını aynı anda görenlerden

A)“Suçlu öteki şoför”

B)“Suçlu bu şoför”

C)“Bu marka arabalar hep kaza yapar”

D)“Yollar çok bozuk”

E)“Kurallara uyulmuyor”

F)“Ehliyetler torpille alınıyor”

G)“…”

H)“…”

diyor. Hangisi; hangileri; hepsi mi haklı? Olay, asla tek nedenle olmaz mı demeli?

*********

Bilgisayarda dosyalar açılır, ad verir, içine bilgi depolanır, gerektiğinde güncellenir. Karar aşamasında dosyalar açılır, yararlanılır ve karar verilir. İnsan beyni de aynısını ışık hızıyla yapar. Milyarlarca farklı beyin çipine, çağ dışı farklı bilgiler doldurulmuşsa, kararlar çağ dışı olur

*********

Ali, Ece’yle evlenmesinin nasip olması için 2 yıl namazlarında dua etmiş. Ayşe, İsa’yla evlenmesinin nasip olması için 2 yıl namazlarında dua etmiş. Ayşe, Veli’yle evlenmiş. “Allah hüsnü kalple yapılan duaları kabul eder” inancıyla 2 yıl dua eden Ali, şüpheye düşmüş.

SORU: Bir yobaz Ali’yi nasıl teselli eder? Konunun ehli bir bilim insanı Ali’yi nasıl teselli eder?

.

*******

Aslında her çocuk, küçük bir filozoftur. Çünkü çocuklar, sürekli soru sorar. Evrenin, yaşamın, insanlığın, sanatın, her varlığın yapısının ve işleyişinin özünü öğrenmek, beynindeki bilinç birimlerini bilgiyle doldurmak ister. Büyümek soru sormaz duruma gelmektir. Çocuk kalmak, filozofça düşünmek ve insanca yaşamak için, bilgilerin sürekli sorgulanması ve güncellenmesi gerekir

********

Belirli bir grup içinde birbiriyle rekabet eden insanlar arasında, bir insanın kendinde geliştirdiği temel üstün yeteneği, onu rekabet üstü yapar. Bir kurumda yetenekleri aynı olan insanlar, yan tutulmuyorsa aynı geliri elde eder. Üstün gelir, aynılıktan değil farklılıktan elde edilir

*********

Mal, hizmet ve bilginin küresel pazarı, büyük boyutlu müşteri ve çok yoğun rekabet anlamına gelir. Küresel ölçekte rekabet, girişimlerin rekabetinden daha çok ülkelerin rekabeti durumuna gelmiştir. Ülkemiz, küresel gelişmeleri öngörememiş ve kaçırdığı fırsatların arkasından bakakalmıştır. İhraç etmeye çalıştığımız ürünler, ileri ülkelerin üretmekten vazgeçtiği ürünlerdir. İleri ülkeler katma değeri çok yüksek ürünler üretmeye odaklanmıştır

*********

Tevazu sahibi insan, dolu insandır. Kibirli insan, bilgi açısından eksik veya boş insandır. Soru sorulmasından korktuğu için burnu havada gezer. Bilgi hiçliğini, kasılarak gizleyebileceğini sanır. Kibirli, kaba, sinirli, öfkeli ve negatif insanlar, aslında acınası birer zavallıdır

*************

Türk insanı için genellikle değişmemek, değişmekten daha kolay göze alınan bir karardır. Türk halkının 1900’lerin ilk çeyreğindeki giyimi, yaşam biçimi, olaylara bakışı ve olayları yorumlayışı bugün % yüz değişmiştir. Madem günün birinde bugünkü gibi olacaktı, neden zaman yitirildi? Tüm Türk kültürü, 50 yıl sonra da % 100 değişecektir. 1900’lerin tutuculuğu gibi bugünün tutuculuğu da 50 yıl sonra fosil olacaktır.

*********

Kamu kesimindeki üst yöneticiler; öz yetenek (core competence), süreçlerin yeniden tanımlanması (reengineering), kıyaslama (benchmarking), personel güçlendirme (empowerment), küçülerek büyüme (downsizing), öğrenen organizasyon (learning organization) konularını öğrenip kendi birimlerinde uygularlarsa; kaynak tasarrufu, verimlilik ve halkın hizmetlerden memnuniyeti, en az bir kat artacaktır

*********

“Her olay, oluş, olgu ve varlık; başka olay, oluş, olgu ve varlıklarla ilişki halindedir ve bu ilişkiler sürekli değişir” şeklinde özetlenen kuantum kuramı, yönetimde kaos ve karmaşıklığın başlıca nedenini gösterir. Yönetim ve yönetilen ortamlarındaki kaos ve karmaşıklık; bilimsel iletişim, liderlik ve motivasyonla dengelenmeye çalışılır

***************

Gideniyle, geleniyle 18 milyonluk koskoca İstanbul’da yalnızlık ve yabancılaşma yaşanır mı? Şiirli, esprili, felsefi, sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve hatta antropolojik konularda derinlemesine sohbet edilecek insan bulmak, samanlıkta iğne aramaktan daha zorsa, evet yaşanabilir

**********

İSTANBUL’DA YALNIZLIK

Ruhsuz dizeler

Yontulmamış duygular,

Yığınla şiir kitabı,

İstanbul’da şairsizlik

İstanbul’da şiirsizlik,

İstanbul’da yalnızlık!

*********

Hani ince anlamlı güldürü sözleri?

Zarif söz ve şakalar,

Yazıda, karikatürde, sözde, davranışta derin anlam,

Hani Aziz Nesin, Bal Mahmut, Turhan Selçuk, Dümbüllü?

İstanbul’da güldürüsüzlük,

İstanbul’da esprisizlik,

İstanbul’da yalnızlık!

*********

Vesveseye din diyenler,

Her davranışta ayrı çelişki,

Tutarsızlık felsefe,

Münafıklık huy olmuş

İstanbul’da sorgulamasızlık,

İstanbul’da düşüncesizlik,

İstanbul’da Descartessizlik,

İstanbul’da Sokratessizlik,

İstanbul’da yalnızlık!

**********

İstanbul’da sosyolojik sosyalsizlik,

İstanbul’da psikolojik pisikolojiksizlik,

İstanbul’da ekonomik ekonomiksizlik,

İstanbul’da antropolojik antropolojiksizlik

İstanbul’da insansızlık,

İstanbul’da yalnızlık!

İstanbul’da sonlu sonsuzluk.

**********

Doğru, dürüst, yardımsever, bilge, alçak gönüllü, yiğit ve ölçülü kimselere İYİ İNSAN, bu nitelikleri taşımayan veya biraz azını taşıyan kimselere de KÖTÜ İNSAN denir.

SORU: Her insan hata yapabileceğine göre, yaptığı büyük bir hata, o insanın kötü olduğunun kanıtı sayılabilir mi?

**********

“Kötü bir son, sonu diğer insanları bugün, yarın ve tarih boyunca olumsuz etkileyecek bir sondan daha iyidir” denilebilir mi?

“İki tiren kavuşacaksa mutlaka çarpışır” denilebilir mi?

“İhanetin en ağırı, en güvendiğin insandan gelir” denilebilir mi?

“Aşk, miyop bakıştır” denebilir mi?

**********

A inanmıyorum. Türkiye’de 11 milyon 985 bin 118 kişi terörist, vatan haini, dış mihrak ajanı ve benzeri suçlardan şüpheliymiş.

*************

“Kaybetmek kazanmanın kardeşidir” denilebilir mi?

“Korkunun olduğu yerde aşktan söz edilemez” denilebilir mi?

“Bir olay olmuşsa başka türlü olamayacağı için olmuştur” denilebilir mi?

“İyiliği karşılığını beklemek için yapma, gerektiği için yap” denilebilir mi?

“Benden bu kadar” denilebilir m?

*********

Ürün ve ürün bileşenlerinin dijital fotoğrafı girilince, tasarımını elektronik hızla yapan yazılıma CAD, tasarımı yapılan ürünün maliyetini bulan yazılıma CAE, üretim işlemlerini yapan yazılıma CAM ve pazarlamasını yapan yazılıma da CPC denir. Türkiye eğitim ve öğretim sistemi nerede, üniversiteleri nerede, üst yönetimin vizyonu nerede

*********

Dönüştürücü liderler geleceği projektörle, klasik liderler uzun farlarla, yöneticiler kısa farlarla, sıradan insanlar da kedi farlarıyla vizyonlar. NASA, Walmart, Berksihre, Apple gibi ABD kuruluşlarının stratejik yöneticileri, 75 yıl sonraki evren ve dünya koşullarını görebildiklerini söylüyor

*********

İleri teknolojilerin % 90’nının son 2 yılda üretildiği belirlendi. Çağın adı da uzay çağı, iletişim çağı, bilgi çağı aşamalarından sonra  “Teknoloji Çağı” olarak tescillendi. Türkiye ise, tarım çağından sanayi çağına doğru emekleyerek gitmektedir. Eğitim sistemi yenilik ve yaratıcılığa dönük olmalıdır

*********

FACEBOOK YAKLAŞIMLARI (38)

2000-2012 dönemi öğrencilerim anımsayacaktır. 2000 yılında yazdığım Yönetim Bilgi Sistemi kitabımda “Evrenin oluşumu, yaşamın başlaması ve yapay zekânın yazılımı, insanlığın kaderini çizecektir” demiştim. Bugün Türkiye’de Analog dünyanın Dijital dünyaya dönüşmekte olduğu tartışılıyor

**********

Yeni dijital nesil, sahipliğin çok büyük sorumluluk yüklediğinin bilincine vardığı için, borçlanarak veya uzun yıllar taksit ödeyerek gayrimenkul veya araba almaktansa kiralayıp kullanmayı ve hatta evlenme yerine birlikte yaşamayı tercih etme yönünde ilerlemektedir

************

En eski ve en yeni bilimsel araştırma yöntemi gözlemdir. Gözlemlerin kaydedilmesine veri, verilerin düzenlenmesine veri işlem, düzenlenen verilerin değerlendirilmesine bilgi işlem, bilgi işlem sürecinin çıktısına bilgi denir. Google ve diğer internet araçları gözlemi ve bilgiye dönüştürmeyi elektronik hızla yapar

**********

İnternet ve internete bağlanabilen tüm elektronik aygıtlar, büyük akıl için veri toplar, bilgiye dönüştürür ve büyük aklın dünyaya istediği biçimi vermesini sağlar. Bugünün dünyasında BÜYÜK VERİi, en büyük güçtür. İnternet hizmeti sağlayanlar, en başa Google’yi koymuştur

*********

Ekonomi bilimi mikro ekonomi, makro ekonomi, genel ekonomi, uluslararası ekonomi, işletme ekonomisi, tarım ekonomisi gibi birçok dala ayrılmıştır. İnternetin dünya ölçeğinde yaygınlaşmasından sonra, ekonomi bilimine PAYLAŞIM EKONOMİSİ adı verilen yeni bir dal eklenmiştir

**********

Özellikle güney ve güneydoğu Anadolu’da, toprağın sahibi olan ağanın tarlasını, tarım araçlarını ve tohumlarını kullanarak tarım yapan ve üründen çok cüzü pay alarak geçinmeye çalışan kişiye MARABA denir. Benim açımdan Türkiye, ABD’nin stratejik ortağı değil, onun marabasıdır. Ters düşülürse,Türkiye’nin rızkını keser

************

Bazı arkadaşlarım, özel mesajlarla “Hocam gerçekleri, herkesin kolayca anlayacağı şekilde ve çok kısa olarak açıklıyorsunuz, neden genel medyada yazmıyorsunuz? diye soruyor. Onlara “Hiçbir dernek, kulüp ve benzeri resmi veya gayri resmi kuruluşun üyesi değilim ve özgürlüğü seviyorum” yanıtını gönderiyorum

***********


Aşağıdaki önermelerden hangisi evrensel doğrudur?

Seçenek-1) Fikri tutsak, vicdanı tutsak, irfanı tutsak nesiller yetiştirmek

Seçenek-2) Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek

***********

Türkiye kırsal kesiminde gençler ve orta yaşlılar, atalarından kalanların tümünü satarak, şu veya bu nedenle şehirlere göç ederken, topraklar belirli ellerde toplanmakta. Şehirlerde de mülkiyet, belirli ellerde toplanmakta. Mülkiyetten mahrum yeni nesil, miras sorununu çözümlüyor

************

Geleneksel ekonomik kuramda, değişim ve tasarruf aracı olan paranın altın, mal veya diğer çok değerli varlıklar olarak bir karşılığı vardı. Enflasyon yarattığı için, ciddi devletler karşılıksız para basmazdı. 2018’de dünya geliri 87 trilyon dolardır. Ancak, bu paranın karşılığı yoktur

***********

Bir konuyu bildiğini sanan öğretmenler ve öğretim üyeleri, konuya başka bir açıdan veya açılardan da bakmalıdır. Belki de düz diye bildikleri dünya, aslında yuvarlaktır. Eğitim, kendi başına düşünmeyi, araştırmayı, bilgi üretmeyi ve öğrenmeyi öğrenmektir

**********

İstisnasız her insanın kabul görmeye ihtiyacı vardır. Kabullenilmek için, insanın yalnızca kendisi olması yeterlidir. Yapmacık davranışlarda bulunmayı adet haline getiren insan, uzun dönemde yapmacıklığını gizleyemez olur. Aslında kendisi olsa, güvenilir insan ve kabul edilebilir insan olacaktır

**********

Türk eğitim sisteminin ve Türk devleti kurumlarının işletim sistemi, bir kuşun beynine takılsa, kuş geri geri uçmaya başlar. Neden mi, Atatürk’ten sonra ve Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra, işletim sistemi, gelişmiş ülkelerin işletim sistemleriyle benchmarking (kıyaslama, nirengileme) yapılarak güncellenmedi

**********

Televizyon açık oturumlarında konuşmacıları yönlendiren kişilere MODERATÖR denir. Bizdeki moderatörler hem yönlendiremez hem de korsan konuşmacılık yapar. Her konuşmacı, konuşmakta olanın sözünü istediği zaman keser, ortam yenge çekişmesine dönüşür

**********

OLGU, ALGI YÖNETİMİ ve KURGU İLİŞKİSİ

Varlığı deneyle kanıtlanmış gerçeklere olgu denir.

Gerçeği gizlemeye çalışan söylem ve eylemlere algı yönetimi denir.

Gerçek olmayan, kişinin hayal gücünün yarattığı durumlara kurgu denir

********

FIKRA

Karısı, “eşek” olan soyadlarının değiştirilmesi için, sürekli olarak kocasına rica eder. Kocası, karısını memnun etmek için mahkemeye başvurur. Mahkeme, kocayı haklı bulur ve değiştirir. Çok mutlu olan koca, hemen karısına koşup, soyadımızı “değiştirdim” der.
“Ne oldu?”
“SIPA”

*********

Çocuklukta, gençlikte, orta yaşta ve ileri yaşta; insanın yakın ve uzak çevresinde güler yüzlü, sıcakkanlı, sert, iyimser, kötümser, karamsar, huysuz ve daha benzer birçok kişilik yapısında insan vardır. İnsan, herkesin kendisine benzemesini isterse, genel mutluluğu asla bulamaz

*********

Başkalarının kendisi hakkındaki övücü düşünce ve duygularını aşırı derecede önemseyen, ama önemsemiyormuş gibi tavır takınanlara, PATOLOJİK NARSİST” denir. Patolojik narsist kişi, aslında kendinin fanatiğidir. Beğenildiğini yüksek sesle duymak mecburiyetindedir

**********

Kişinin, işletmenin, kurumun ve en büyük kurum olan devletin bugün karşılaştığı olumlu ve olumsuz sonuçların gerçek sebebi, geçmişte aldığı doğru veya yanlış kararlardır. Örneğin, Türkiye’nin bugün yaşamakta olduğu acı ekonomik durum, geçmişte alınan yanlış kararların sonucudur

***********

Dün, bugün, yarın ve gelecekte olanları veya olabilecekleri, telaş göstermeden karşılama ve öfkelenmeden bekleme durumuna SABIR denir. “Sabrın sonu selamettir.” Çünkü, sabırla geçirilen zaman, insanı değişikliğe hazırlar, değişime alıştırır ve tüm sorunları şu veya bu biçimde çözer

**********

Radyo, televizyon, gazete, dergi ve benzeri kitle iletişim araçlarının ortak adına MEDYA denir. Merkez medya ve sosyal medya olarak iki gruba ayrılır. Türk halkı, bunlara bir de HAVUZ MEDYASI terimini ekledi. Sosyal medya, havuz medyasının olumsuz etkilerini engellemeye çalışıyor

**********

Merkez medya ya da havuz medyası, bir konuyu abartıyorsa ve tekrar tekrar vurguluyorsa, medya aracıyla hedefe ulaşma yönünde bir algı yönetimi devrede demektir. Bu açıdan bakıldığında, sosyal medyanın varlığı, dünyanın şansı demektir. Ya olmasaydı gerçekler nasıl ortaya dökülebilirdi ki?

*********

İnsanın, ailenin ve kurumların eski eşyaları, teknolojileri, gelenekleri, yasa ve yönetmelikleri, yaklaşımları, inançları, tutum ve davranışları işlevini yitirdiği, artık bir yarar sağlamadığı için terk edilmiş, yerine daha fazla yarar sağlayanları ikame edilmiştir. Eskiye övgü yanlıştır

*********

Aşkın ilk aşamalarında eklenen her anı; toplam haz, coşku ve yaşam kalitesini, önce artırarak en doruğa ulaştırır. Ancak, daha sonra her ek anı; haz, coşku ve yaşam kalitesini bir öncekine göre azaltır ve en sonunda elem vermeye başlar. Bu duruma, AZALAN MARJİNAL aşk yasası denir

***********

Her türlü veriyi elektronik hız ve güvende sıfır (0) ve bir (1) dizilişlerinden oluşan karakterlere çevren, sonra bu karakterleri mantık, matematik, algoritma ve bilgi işlem yöntemleriyle anlamlı hale getirerek uygulanabilir sonuçlar elde etmeyi sağlayan teknolojilere DİJİTAL denir

********

Geleneksel tüm iş, işlem ve araçların dijital baskı, dijital saat, dijital para, dijital bankacılık, dijital pazarlama, dijital yönetim gibi elektronik ortamlarda daha hızlı, verimli, etkin ve etkili olarak yapılır hale gelmesi, DİJİTAL UYGARLIK adı verilen yeni bir dünya tasarımını gündeme getirmiştir

*********

Dijital uygarlık; devlet, vatandaş ve dünya arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Kimliksiz bir insan, dijital bir devlet, devletsiz bir dünyadaş ve en sonunda da BİYOMETRİK bir dünya tasarlanmaktadır. İnternet kullanmayanlar, bu oluşumun en büyük engelidir

**********

m

“Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Zümer Suesi-9)

HANGİLERİ BİLENLER GRUBUNA GİRER?
Pozitif bilim sahipleri
İlahiyatçılar
Sanatçılar
Felsefeciler
İrfan sahipleri
Aklını kullananlar
Mantıklı düşünenler
Politikacılar

MŞ RİCASI: Bilmeyenlere örnek veriniz lütfen

*************

Saygı görme, değerli bulunma, güvenilir olma durumuna İTİBAR denir. İtibarlı kurumların varlığı, devletin temel taşları durumundadır. Ordu, yargı, üniversite, ilahiyat, tapu, noterlik, banka, TBMM, TDK, TTK ve diğerleri itibarlı kalmalıdır. Kurumları itibarsızlaştırma, devleti çökertir

***********

İnsanın duyumsadığı kafa ve gönül dinginliğine, iç ve dış rahatlığına, gelecekle ilgili iyimser düşünmesine, HUZUR denir. Huzur isteyen insan, huzur vermeyen ortamlardan ve huzur vermeyen insanlardan kesinlikle uzak durmalıdır. Huzur, huzur veren insanlarla ve ortamlarla elde edilir

***********

İsteksizmiş gibi görünerek kendini beğendirmek, kendisine biraz yalvartmak amacıyla yapılan hoş davranışa ya da cilveye NAZ denir. Yer yüzünde göründüğü günden bu tarafa, kadın erkeğe oranla daha nazlıdır. Erkek, nazını çekemeyecekse, daha baştan bir kadınla ilişki kurmamalıdır

***********

1923’te Türkiye’de kapalı aile ekonomisi vardı. Üretilen ne varsa ailede tüketiliyordu, tüketilen ne varsa ailede üretiliyordu. Toplu iğne, şeker, çelik, kumaş dahil tüm sanayi ürünleri ithal edilmek durumundaydı. Kefen bezini bile halk evde üretiyordu. Bütçe yok denecek kadar küçüktü. 1938’de sorun

***********

Atatürk’ün kurduğu partiden ayrılarak Demokrat Partisini kuranlar, 1950’de iktidara geldi. Türkiye’yi,  ABD’NİN gizli yörüngesi ya da eyaleti durumuna getirecek kararlar aldılar. 1956’ya kadar Türkiye’de bolluk oldu. 1957’de kıtlık başladı. Menderes, akıllanıp ABD’den çark edince asıldı

**********

1980 ortalarına doğru, Türk hakkı artık ABD’nin oyunlarını bozmak üzereyken, 12 Eylül 1980 darbesi ve tek adamlığı, YÖK ucubesini kurarak başına, 33 derece mason olan Prof. Dr. İhsan Doğramacı’yı getirdi. “Bir ülkeyi sömürmek istiyorsan, eğitim sistemini çökert” ilkesi gerçekleşmiş oldu

***********

İKTİSAT YÜKSEK EĞİTİM DİPLOMASI OLANLARA SORU: Bir ülke, vadesi gelen dolar borçlarını ödemek için, yüksek faizle dolar cinsinden borç para alırsa, dolar kuru düşer, Türk lirası değer kazanır mı? Bu durumda, gelecek yıl dolar kuru katlanarak artar mı? Niçin? Gerekçeleriniz nedir?

**********

“Türk köylüsü EFENDİ yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!” Mustafa Kemal Atatürk.

Acı haberleri dikkatle dinlediğinizde, şehitlerin ya köylerden ya da şehirlere yeni göç etmiş ailelerin ocaklarından çıktığını anlarsınız. Türkiye’nin gücü köyler ve çilekeş köylülerdi

**********

Bir tarafta mısır patlağı gibi çoğalıp bir süre sonra yok olup giden uydurma beste türküler, diğer tarafta acılardan, çilelerden, sevdalardan, ayrılıklardan ve benzeri açık veya gizli yaşanmışlardan esinlenerek yakılmış elli, yüz, bin yıldır dillerden düşmeyen türküler

**********

İstiklal savaşında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında köylünün fedakarlıklarına, kahramanlıklarına ve dayanıklılığına bizzat şahit olan devlet yöneticileri, köylüğü köyde tutacak politikalar izledi. 1970’lerden sonra köylüyle yalnızca oyunu almak için ilgilendiler

**********

1940’ta kurulan Köy Enstitüleri, ABD’nin Demokrat Partisine, “buralarda komünist öğretmenler yetiştiriyor” dayatması sonucu, 1953 yılında kapatıldı. Köy enstitüleri, köylerde tarım ve sağlık görevlisi olarak da çalışacak öğretmenler yetiştirmiş ve köylüler aydınlanmaya başlamıştı

**********

Ülkenin denizlerini, akar sularını, madenlerini, tarlalarını, meralarını, ormanlarını, tasarruflarını, girişimcilerini, yediden yetmişe tüm insanlarını akılcılığa, verimliliğe, üretkenliğe yöneltebilenlere İYİ YÖNETİCİ, söz konusu kaynakları israf edenlere KÖTÜ YÖNETİCİ denir

*********

Demagoji üstatları tarafından şartlandırılmış ya da akılları rehin alınmış kişilerle tartışmaya girmeyin. Bunların doğrusu tektir. Bin bilimsel kanıt göstersen yine de “dediğim dedik çaldığım düdük” der, ikna olmazlar. Kafaları değişmez ama nefisleri değişimin nimetlerinden yararlanır

**********

Türk insanı da bir gün, körü körüne kurnaz insanlara ve tutucu geleneklere itaat etmeyi bırakıp kendisi için düşünmeyi, akıl yürütmeyi ve kendi yüreğinin sesini dinlemeyi öğrenecektir. O gün geldiğinde, insanların inançlarını istismar ederek gününü gün eden asalaklar, aç kalacaktır

************

Gül suyuyla temizlenmiş, misk-i anber kokusuyla kokulanmış, nakışlı giysilerle donanmış, saçları ipek yorgan olmuş, tükürüğü yaşam suyu sevgilinin cefası, yürekten seven için çekilmez mi? Hücreleriyle seven buna katlanmaz mı? Cefayı görmezden gelmez mi?

***********

Yer çekimi doğal yasadır. Yapı ve işleyişini; devletin yasa, yönetmelik ve kararnameleriyle değiştirmek mümkün değildir. Ekonomi yasaları da doğaldır; yapı ve işleyişi, devletin yasa, yönetmelik ve kararnameleriyle değiştirilemez. Döviz arzı ve talebinin dengelendiği yere kur denir

*********

Bu dünyada tekrarlanması mümkün olmayan tek algı, ilk izlenimdir. İlk izlenim, en çok 30 saniye içinde oluşur. Sosyal yaşamda “Bir görüşte aşık olma” olgusunun, iş görüşmesindeki karşılığı, adayın yarattığı ilk izlenimdir. İlişkilerde vereceğiniz ilk izlenim olumlu ve hoş olmalıdır

*********

İnsanlar birbirine aşık olduğu zaman daha enerjik, daha dinç, daha genç bir görünüm alır. Başka deyişle karşılıklı aşk, aşıkları gençleştirir ve güzelleştirir. Araştırmalar, aşık olan kişilerin ten, saç ve göz parlaklığının arttığını ortaya koymuştur. Gönüllerde yaş olmaz. Genç kalın

*********

Organizmanın algıladığı su, hava, 36,5-37 derece sıcaklık, gıda ve sevgi eksikliğine İHTİYAÇ denir. Çevredeki insanların ve pazarlamacıların öğrettiği mal, hizmet ve sevgi eksikliğine İSTEK denir. Şiddetli isteğe, ARZU denir. İhtiyaç, istek ve arzuların karşılanmasına da MUTLULUK denir

**********

Beğenilerek satın alınan mal ve hizmetler, belirli bir süre kullanıldıktan sonra, fiziksel olarak sapa sağlam olmasına rağmen, pazarlamacılar tarafından psikolojik olarak eskitilir. Tüketiciler, kafalarında psikolojik olarak eskiyen mal ve hizmetleri kullanmaktan vaz geçer ve yenilerini satın alır.

**********

Yaşam, bir kez oynanan kumardır. Güçlü kozlar yokken BLÖF yapılır ve yenik düşülürse, toplamak mümkün değildir. Öz yeteneğe uygun kariyer planlanır, geliştirilir ve değişen koşullara göre güncellenir ve aynı çizgide ilerlenirse, maddi ve manevi doyum sağlayan bir ömür geçirilmiş olur

*********

20.yüzyılın tasarruf, sosyal güvenlik, kredi piyasası, çevre politikası, sağlık sigortası, evlilik anlayışı ile 21.yüzyılın tasarruf, sosyal güvenlik, kredi piyasası, çevre politikası, sağlık sigortası, evlilik anlayışı bütünüyle farklıdır. Ancak Türkiye’nin bu kavramlara yaklaşımı, 20.yüzyıl anlayışıdır

**********

Milattan önce 500 yılda Herakleitos tarafından keşfedilen değişim yasasının rüzgarı, hızını giderek artırarak, önüne kattığı faydasız düşünceleri, kavramları, yaklaşımları fosil haline koyar; yerine daha iyi ve faydalı olanları getirir. Yılan, yılda bir kez derisini değiştiremezse ölür

***********

Projesi, büyüklüğü, teknolojisi ve diğer maddi ögeleri ne kadar mükemmel olursa olsun, kurumların esas sahip olduğu değer, çalışanlarıdır. Temizlikçisinden memuruna, müdürüne, genel müdürüne kadar tüm çalışanların taktir edilmesi, güdülenmesi ve saygın insan yerine konulması gerekir

**********

Hayvan yasası çıkacak. Umarım önce hayvan tanımı yapılır. Eşek arısı, karınca, sivri sinek, fare, kara sinek, kara fatma, yılan ve benzerleri de hayvan sayılacak mı? Bunlara zarar veren, işkence eden veya öldüren de yargılanacak mı? Tüm hayvanlar, eşit haklara sahip denebilir mi?

***********

Varlığı deneylerle kanıtlanmış gerçeklere OLGU (fenomen); görülebilen veya dokunulabilen varlıklara nesne (object); yer ve zamanı gösterilebilen oluşlara, oluşumlara ve işlere OLAY: yer ve zamanı gösterilemeyen oluşlara, oluşumlara, işlere, kurgulara veya hayallere de MASAL denir

**********

İYİ, ahlak felsefesinin temel kavramıdır. İyi; insana, çevreye, topluma ve insanlığa yararlı olan olumlu (pozitif) iş, işlem, oluş, oluşturma ve davranışlardır.

Kötü ise; insana, çevreye, topluma ve insanlığa zararlı olan olumsuz (negatif) iş, işleyiş, işlem, oluş, oluşturma ve davranışlardır

***********

Aklını kullanmasını bilmeyen insan yığınları, iç ve dış güçler tarafından, sürekli sömürülür. Dış sömürgenlerle mücadele etmek, iç sömürgenlerle mücadele etmekten daha kolaydır. Atatürk, dış sömürgenleri yendi, sömürüyü bitirdi. Ancak iç sömürgenleri, ağaları, beyleri yok edemedi


********

Doğa veya insanlar tarafından tasarlanmış, yapılmış, ortaya konulmuş varlığa, yapıta, ÜRÜN denir

İnsanın bedeni, doğanın (Allah’ın) ürünüdür. İnsanın düşünsel yapısı, bilgi düzeyi, karakteri, ahlakı ve benzerleri, insanın kendi ürünüdür.

İNSAN ÜRÜNÜNÜN KALİTESİNİ İYİLEŞTİRMELİDİR

************

Ülkemizdeki TV dizilerinde, TV açık oturumlarında ve benzeri kitle iletişim araçlarında, çok yoğun bir şekilde yapay cinsellik ve yoruma dayalı din pompalanmaktadır. Bilincimizi koruyabilmek için, sürekli vesvese ve evham veren bu şartlandırmalardan, oldukça uzak durmamız gerekir

***********

İleri ülkelerin filozof ve bilim insanları, insanlığı bilinçlendirme görevini, güncel bilgi ve bulgularla yerine getirir. Türkiye’de bilinçlendirme, orta çağ filozof ve bilim insanlarının fikirleriyle yapılır. Çağlar öncesinin kalıplarıyla çağdaş sorunları çözmeye çalışmak, abesle iştigaldir

************

AKIL ÇAPI

Varlıkların genişliği ve büyüklüğü, çap birimiyle ölçülür. İnsanlardaki akıl yürütme yeteneği de akıl çapıyla ölçülür. Eğitim, öğretim ve okuma kalitesi yüksek ve çağdaşsa, o ülkenin insanları dünya çapında akıl yürütür. Değilse, ancak yerel çapta akıl yürütür, daha fazlası beklenemez

***********

Atatürk’ün özenle kurduğu ekonomik dengeyi önce Menderes, sonra Demirel, sonra Ecevit, sonra Özal bozdu. Hepsi süper enflasyon yaratarak iktidardan düştüler ve bir daha da tek parti olarak iktidara gelemediler; koalisyonla idare ettiler. Bu kez ne olacak acaba? Bekleyip göreceğiz

***********

Yerine daha iyisi konulamayacaksa, daha iyisi ikame edilemeyecekse, eskisinin korunması akla uygundur. Daha iyisi demek insana, insanlığa, topluma, doğaya eskiye oranla daha yararlı olan demektir. KURAL: Daha iyisini yapmaya muktedir değilsen bozma. Amacın, insanların daha iyi ve daha mutlu yaşamasına olumlu katkı sağlama olmalıdır

*********

‪Layık olmaya, yakışmaya, yaraşırlığa, uygunluğa, yerindeliğe, yeteneğe, yeterliliğe LİYAKAT denir. Bilimsel olmayan doğaçlama sözü ve uydurma saptaması nedeniyle istifa etmek zorunda kalan Harran Üniversitesi rektörünün liyakat esasına göre atanmadığı ortaya çıkmıştır. Atananlar, makama layık olmalıdır

*********

Yer gök, tüm evren bir denge içindedir. Doğal düzen, kendi dengesini dinamik olarak sağlar. Yapay düzenler ise, bozulma (entropi) yasasına tabidir.Türkiye’nin ekonomik dengesi, hatta sosyal dengesi hızlı bir bozulma sürecine girmiştir. Tekrar kurulması, zaman alacaktır. Hayırlısı olsun!

************

‪18.yüzyıldan bu tarafa, insan bedenine eza, cefa, şiddet ve benzeri eziyetler vermek suç sayılmıştır. Başka deyişle, insan bedenine ceza uygulayan kim olursa olsun, nedeni ne olursa olsun cezalandırılır. Türkiye insanına bu gerçek, iyice anlatılmalı, medyada bu doğru sıkça işlenmeli ve vurgulanmalıdır

************

İçinde değişik ırklardan kimseleri bulunduran ülkelere KOZMOPOLİT ÜLKE denir. Kozmopolit ülkeler, Millet kavramıyla bütünleştirilip yönetilemez. Kozmopolit toplumlarda, ancak ULUS kavramıyla bütünlük sağlanabilir. Atatürk, bu gerçeği görmüş ulus ve yurttaş sözcüklerini kullanmıştır

**********

Cinsel açıdan ilgi duyduğu birisiyle karşılaşan uygar bir insanın davranışları, üç aşamadan geçer: (1) Uzun süreli göz teması, (2) Karşılık bulursa, daha yakınına gelme davranışı, (3) Dokunma girişimi. Uygar olmayan kaba insan ise, genellikle rahatsız edici ve kaba davranışlarda bulunur

***********

ÖFKE KONTROLÜNÜN ÖNEMİ

İnsanın, öfkesini dış dünyasına yöneltmesi kadar, kendine yöneltmesi de çok ciddi sorunlara yol açar. Bu durum depresyon, özgüven azalması, bedensel belirti ve benzeri olumsuz sonuçlar doğurur. Öfke artmaya başladığı anda ilk önlem, bir süre sessiz kalmaktır

***********

FACEBOOK PAYLAŞIMI (37)

“İnşallah şehir hastanelerinin müşterisi artacak!” Dünya tarihinde bundan daha saçma bir dua edilmemiştir. Bu saçmaların en saçması dua asla kabul edilmez. Belki şu dua kabul edilebilir: “İnşallah devlet insanların hasta olmasını önleyici tedbirleri alır ve hasta sayısı azalır!”

*********

Hz. Muhammet, Hz. Ali, Hz. Ömer, Atatürk ve diğer büyük önderler, bir tek bile en ufak yalan söylememiştir. Yalancılığın çok nedeni vardır. En önemli nedenlerden birisi de liderin “Eyvah dışlanıyorum!” korkusudur. Yalancılar bile, diğer yalancıya güvenmez. Yalan insanı dinden çıkarır

*********

Sevgiyi en iyi inceleyen alanlarının başında sanat, bilim ve felsefe gelir. Diğer taraftan, insan-toplum-kültür yaşamında da sevgi pazarı, sevgi ekonomisi, sevgi politikası ve sevgi endüstrisi söz konusudur. Kapitalizm, sevgiyi bile satın alınıp tüketilen ürün durumuna getirmiştir

********

Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Haziran 2018 Salı günü biraz önce yaptığı mitinginde eski havasını ve rüzgarını bulmuş gibi konuştu. Haydi hayırlısı!

********

https://www.facebook.com/images/emoji.php/v9/f1e/2/16/1f60a.png
https://www.facebook.com/images/emoji.php/v9/f1e/2/16/1f60a.png

Mevcut Cumhurbaşkanı sözcüsünün soyadı KALIN, Bir cumhurbaşkanı adayının soyadı İNCE. KALIN – İNCE. İNCE GELİNCE KALIN GİDİNCE ya da İNCE GELMEYİNCE KALIN GİTMEYİNCE ya da İNCE GELİNCE KALIN SÖZCÜ olarak KALINCA spikerler şöyle diyecek “İncenin sözcüsü kalın”. Ne zekiyim ama😊😊

**********

Ekonomi biliminin madalyon gibi iki yönü vardır. Bir yüzünde BÜYÜME, ikinci yüzünde BÖLÜŞME vardır. Bir ülkeyi sürdürülemez veya sürdürülebilir olarak büyütebilirsiniz. Türkiye’nin son 4 ayda yüzde 7,4 oranında büyüdüğü ilan edilmiştir. Ancak, bölüşümden hiç söz edilmemiştir. Örneğin, emek sınıfına bir pay gelmemiştir. Neden

*********

Temel müspet bilim kitap ve makalelerini okumadığı halde, doğaçlama söylemlerini mutlak doğru sanan devlet yöneticileri yüzünden 17 Türk devleti yıkılmış ve ülkesi işgal edilmiştir. Örneğin, müspet bilimleri ve o gün geçerli yabancı dilleri iyi öğrenen Fatih, İstanbul’u almıştır. İşe yarar müspet bilgisi ve yabancı dili olmayan padişahlar yurdu işkal ettirmiştir

*********

Cumhurbaşkanı “Ey Avusturya, ey Almanya, ey batı, ey haçlı zihniyeti vb.” seslendikçe, dolar 10 kuruş yükseliyor ve benim mütevazi emekli maaşımdan her seslenişte 100 liralık satın alma gücü eksiliyor. Sesleniş benim ekonomimi bozuyor. Ya Türkiye ekonomisine verdiği zarar ne kadar

********

Paranın 2 temel işlevi vardır: Değişim aracı, tasarruf aracı. Türkiye’de tasarruf, TL ile değil Dolarla yapılıyor. İkincisi, mal ve hizmetlerin fiyatı önce dolarla belirleniyor, sonra TL’YE çevriliyor. Yani, Türk parası temel işlevlerini yitirmiştir. Bu dolara tam bağımlı olmaktır

********

“İşaret parmağınızla birini suçladığınız zaman, diğer 3 parmağınız asıl suçlu olarak kendinizi gösterir.” Çin Atasözü. Sayın Cumhurbaşkanı, içte ve dışta işaret parmağı ile birilerini suçladığı zaman, aslında diğer 3 parmağı, asıl suçlunun kendisi olduğunu gösteriyor. Anlamalıdır

********

50 yıl gece gündüz devlet hizmetinde çalıştıktan sonra,2011’de emekli oldum. Emekli maaşımdan yaptığım tasarrufla her yıl 2 kez yurt dışına çıkıyordum. Yediğim içtiğim, giydiğim kısacası yaşantım aynı. Ancak, bu yıl tek kuruş tasarrufum yok. Kredi kartı kullanmamak için direniyorum

********

Ekonomi tarihinde; en ileri, ileri ve geri, hiçbir ülke otoriter lideri, emirle paranın değerini, dolayısıyla ülkesinin namusunu koruyamamıştır. Paranın değeri ve ülkenin namusu, yalan propaganda ve söylemlerle değil, bilim ışığındaki doğru kararlarla korunur. Döviz fiyatı artacaktır

*********

MŞ SORUSU: Şu anda T. Erdoğan’ın propaganda aracı olarak kullandığı tüm imkanlar, Temel Karamollaoğlu’nun veya Doğu Perincek’in veya Meral Akşener’in veya Selahattin Demirtaş’ın veya Muharrem İnce’nin elinde ve yönetiminde olsaydı seçim de hangisi Cumhurbaşkanı olurdu?

********

Yaşanmamış aşk hikayeleri ve romanları satış, filmleri de gişe rekoru kırar. Muharrem İnce’nin ve Meral Akşener’in mitinglerinin ve TV’LERDE görünmelerinin, bütün engellemelere rağmen beklenmedik sayıda izleyici bulmasının nedeni, “Yaşanmışı tatdık, yaşanmamışı istiyoruz” demek midir?

********

Yaşamak, hiç durmaksızın sürekli flört etmektir. 15-20 yıl önceki flört imkanlarıyla bugünkü flört imkanlarını karşılaştırınız. Bugün dünya ile flört edilmektedir. Dünya, küçücük bir akıllı telefonla avucun içine sığdırılmıştır. Tercüme motorlarının yardımıyla, dünyadaki her bir insanla flört edilir

********

DEMOKRASİNİN tam zıddına MONARŞİ denir. Monarşi, saltanatın bir başka adıdır. Türkçede hakan, hükümdar gibi adlar alan kişinin devlet başkanı olduğu devlet biçimidir. Osmanlı, Irak, Libya, Suriye monarşi ile yönetilmiş ve yıkılmıştır. Bu seçimde, monarşi veya demokrasi oylanacaktır

********

“Demokrasi” ya da “Monarşi” oylamasında hata yapmamak için, İlber Ortaylı’nın “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” adlı kitabını ve Atatürk’ün “NUTUK” şaheserini okuyorum. Atatürk, arkasına çağdaşlığı; R.T.Erdoğan ise, uygarlığı ıskaladığı için yıkılan Osmanlı değerlerini almış görünüyor

*******

Osmanlının yenilmesine ve yıkılmasına neden olan Enver, Talat ve Cemal Paşalar, 30 Ekim 1918’de İstanbul’dan kaçtı. Talat Paşayı 1921’de Berlin’de, Cemal Paşayı 1922’de Tiflis’te Ermeniler, Enver Paşayı da 1922’de Ruslar öldürdü. M.Cengiz, Londra’da sokak satın almış. Kaçacak yahu

*********

Fatih, aldığı toprakları Türkleştirmek için, Karaman’dan insanları göç ettirmiştir. 2008’de doğu ve güneydoğu Anadolu’dan Ege ve Marmara’ya, yaklaşık 4 milyon insan göç etmiş. Çılgın projeleri bırakıp göç veren yerlere fabrika açılmalıdır. Değilse, “Her boşluk doldurulur.” Ya PKK ya da İsrail doldurur. YAZIKTIR

*********

“Aşkın gözü kördür.” Cumhurbaşkanı ve bir dediği ötekini tekzip eden Bahçeli, hemen her TV kanalında şiirler okuyarak, yoksul seçmenlerin duygularından yararlanmaya çalışıyor. Ancak, Ekonominin gözü kapalı değil, her an açıktır. Asgari ücretle ayda 1500, günde 50 tane patates alınıyor

**********

67 yaştan 2010’da emekli edildim. Bağlanan maaşla her yıl, en az 1 kez yurt dışına çıkabiliyordum. Ne eski ne yeni yaşantım hiç değişmedi. Kredi kartıyla geçinmeye mecbur kalmamak için, özel bir üniversitede kadrolu öğretim üyesi atanmak üzereyim. Seçeneğim var. Olmayan ne yapsın

*********

Türkiye’nin şansı, Millet İttifakının seçimden zaferle çıkmasıdır. Değilse, 80 yıllık aydın insan hazinesi, kesin olarak susturulur. Türk çocukları ve gençlerine Orta Çağ değerleri yüklenir. Türkiye, Batı koalisyonunun Mısır, Arabistan, Irak, Suriye, Libya vb gizli sömürgesi olur.

**********

Türkiye 16 yıldır borçlandırılarak, zengin ülkeler için duble yollar, tüneller, köprüler, hava alanları yaptı. Onların araçlarıyla Türkiye’ye mallar akacak, Türkiye’den de onlara paralar gidecektir. Dış güçler, tüm ticaret alt yapılarını Türkiye’ye yaptırmanın mutluluğunu yaşıyor

**********

Türkiye’nin şansı, Millet İttifakının seçimden zaferle çıkmasıdır. Değilse, 80 yıllık aydın insan hazinesi, kesin olarak susturulur. Türk çocukları ve gençlerine Orta Çağ değerleri yüklenir. Türkiye, Batı koalisyonunun Mısır, Arabistan, Irak, Suriye, Libya vb gizli sömürgesi olur

*********

“LİDERLİK YÖNÜYLE DÜNYADAKİ BAŞKANLIUK SİSTEMLERİ”, Prof. Dr. Ali Akdemir-Dr. Gözde Mert, 2018, www.betayayincilik.com  24 Haziran DEMOKRASİ veya MONARŞİ şıkkının oylanacağı seçimde hata yapmamak için, sorunun ayrıntılı incelendiği bu güzel eseri okudum, kararımı verdim. Öneririm

**********

USTA: MÜSLÜM GÜRSES “Çilesiz bir günüm olmadı gitti, mutluluk kapımı çalmadı gitti, böyle yaşamaktan bıktım ben USTA…..ELVEDA USTA!” https://www.youtube.com/watch?v=U0cxwSDUXyM

Oy vermeden önce, özellikle bugün bu güzel müziği kesinlikle dinlemenizi öneririm. Umarım benim gibi siz de etkilenirsiniz

*********

“…%12 enflasyon, %20 işsizlik, 57 milyar dolar cari açık ve 500 milyar dolar dış borç varken, halkımız devam dedi. Bunun bir açıklaması olmalı ve ben çok merak ediyorum …” Bu sorunun yanıtı, “hegel”, TÜLİN BUMİN, 5.baskı. “Köle-Efendi Diyalektiği” dikkatlice okunursa bulunur

***********

Türkiye’nin ziraat fakülteleri; tarla, bahçe ve seralardan sebze, ağaçlardan da zeytin, ceviz, badem ve benzeri meyveleri toplayıp derecelendiren ve ambalajlayan robotlar üretip uygulamaya koyar duruma gelmedikçe, bu fakülteler faydasız masraf birimleri olarak yaşamaya devam ederler

***********

DOĞRU VE YANLIŞ GÜDÜLEME

Millet ittifakı, seçmenin fizyolojik ihtiyaç düzeyinde olduğunu varsayarak, ekonomi odaklı güdülemeye ağırlık vermiş, yanılmıştır. Cumhur ittifakı, seçmenin güvenlik ve ait olma ihtiyaç düzeyinde olduğunu varsayarak, bunlara yönelik güdüleme yapmış, kazanmıştır

*********

Ben ve ben olmayan (Özne ve nesne) ayrımını ilk kez Sokrates yapmıştır. Türkiye yönetimi, seçmen çoğunluğunun verdiği oylarla belirlenir. Son seçimde, tercih ettikleri ittifakın azınlıkta kaldığını görenlerin şaşkınlığı, kendilerini özne Cumhur İttifakını nesne varsaymalarındandır

***********

CHP ve seçmeni, 24 Haziran 2018 seçim sonuçlarına inandıktan sonra, derin bir tükenmişlik sendromu yaşamaktadır. Başarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması, tatmin edilemeyen istekler sonucunda kişinin veya kurumun düştüğü hüsran (elem) durumuna,TÜKENMİŞLİK SENDROMU denir

*********

SOMUT VE SOYUT YAŞAM BİLİMLERİ

Duyularla algılanan yapı ve işleyişleri araştıran ve bilimsel yasalarla ifade eden bilimlere, SOMUT YAŞAM bilimleri denir. Duyular üstü yapı ve işleyişleri, inanç temeline göre açıklayan bilimlere de SOYUT YAŞAM bilimleri denir. A posteriori/apriori

*******

Kıvamlı ürün ve üretim süreçlerini tasarlamak için ürün mühendislerini, süreç mühendislerini, pazarlamacıları, alıcıları, bilgi uzmanlarını, kalite uzmanlarını ve tedarikçileri bir araya getirip tartıştırarak rasyonel tasarım yapılmasını gerçekleştirmeye, EŞ ZAMANLI TASARIM denir.

********

Işığın bir ortamdan geçtikten sonra başka bir ortama geçerken yönünün değişmesine, IŞIĞIN KIRILMASI denir. Benzer biçimde, bir bilim insanının bilimsel çalışma ortamımdan geçtikten sonra saray sofrası ortamına geçerken yönünün değişmesine de, BİLİM İNSANININ YAMUKLAŞMASI denir

***********

Kendisi, çocukları ve yakınları için endişeden, kederden, korkudan, gelecek korkusundan, karamsarlıktan, üzüntüden uzak olma haline, HUZUR denir. Huzur, aslında mutluluktan da önce gelen bir dinginlik kavramıdır.

MŞ SORUSU: Sizce Türkiye’de yaşayan nüfusun % kaçı huzurlu sayılır?

***********

Çatışmayı ve ayrımcılığı körükleyen yoz kültürümüz, çağdaşlarının tam zıddı eğitim sistemimiz ve Yüce İslam dinini neredeyse cinselliğe indirip kadını aşağılayan vaiz ve yobaz söylemleri, çocuklara musallat olan caniler üretir hale gelmiştir. İdam cezası, bataklığı asla kurutamaz

***********

En kötü ve en çaresiz hastalık, akıl eksikliği ya da var olan aklı iyi kullanamama durumudur. Son 150 yılında Osmanlı halkı böyle bir hastalığa yakalanmış, ölen ölmüş kalan sağları Atatürk iyileştirmeye çalışmıştı. 1938 yılından beri aynı hastalık giderek artan oranda yayılmaktadır

**********

TANI YANLIŞSA TEDAVİ DE YANLIŞ OLUR

Çocuk ve kadın istismarlarının cezaları artırmakla önleneceği varsayılmaktadır. Cezalar suçları ve günahları önleseydi, %99’unun Müslüman olduğu ileri sürülen Türkiye’de cezası cehennem olan hırsızlık, vergi kaçakçılığı, kul hakkı yeme, zina ve benzeri günahlar işlenmezdi

*********

Türkiye, daha henüz Sanayi Çağını ve Sanayi Toplumunu gerçekleştirmeye çalışırken, ileri ülkeler Nano Teknoloji ve bilgi Toplumu nimetlerini yaşamaya başlamıştır. Türkiye, neyi ne kadar bilmiyorsa bilmediğinin karesi oranında zarar ettiğinin farkında değil. Eğitim güncellenmelidir

***********

Bozulma (entropi) yasası; fizikteki, istatistikteki, yönetimdeki, teolojideki ve felsefedeki değişimlerin yapı ve işleyişini açıklamıştır. Örneğin, Araf 34. Ayete göre “Eceli gelen her devlet yıkılır.”  Entropi yasasına göre “Başlayan biter.” Her sistemin belirli bir ömrü vardır

**********

İnsan/bilgisayar ara birimlerinin etkileşiminden oluşan, tıpkı doğal gerçeğine benzeyen sanal ortamlar yaratan yapay zeka özel dalına, SANAL GERÇEKLİK denir. Sanal gerçeklikte, üç boyutlu sanal bir dünya elde edilir. Örneğin, pilotlar ve astronotlar sanal gerçeklikle eğitilir

***********

CHP’NİN DURUMU

Diğer partilerin üstün yönlerini esas alarak ya da onların üstün yönlerini taklit ederek iktidar yarışması etkinlikleri yapanlar, kesin üstünlük sağlayamazlar ancak, bir süre daha siyaset alanında yerlerini ya da paylarını korumuş olurlar. Asıl surete tercih edilir

**********

1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sona, hiçbir parti ve parti lideri, 15 yıldan fazla iktidarda kalamamıştır. Yalnızca Ak Parti ve lideri, 16 yıllık iktidarına bir 5 yıl daha eklemeyi başarmıştır. Artık, dava ne ise, o davanın gerçekleşmesinin önünde hiçbir engel kalmamıştır

**********

Gideceği yeri bilmeyen kaptana, nereden eserse essin hiçbir rüzgar fayda sağlamaz. CHP gemisine Kılıçtaroğlu’ndan kaptan, İnce’den rüzgar,  Abdüllatif Şener’den de tayfa olursa, artık gemiyi ara da bul. Ne batar ne çıkar, yerinde fır döner durur. Yolcular yorgun, şaşkın ve umutsuz

**********

ÖLKÇÜ BİRİMLERİ

Uzaklık ne ile ölçülür? Yanıt: Metreyle

Sıcaklık ne ile ölçülür? Yanıt: Dereceyle

Basınç ne ile ölçülür? Yanıt: Barometreyle

Ağırlık ne ile ölçülür? Yanıt: Kilogramla

Değişim ne ile ölçülür? Yanıt: Zamanla

1954’de doğan kişi,2018’de fiziki olarak kaç birim değişir

*********

Genelde Türk insanı kolaycıdır. Zaman alıcı, zor, riskli, yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımların peşinden gitmek yerine, babadan ya da eskide kalma iş işlem ve teknikleri aynen kullanmayı tercih eder. Bu nedenle, salatalık soyma basit aletini bile icat edememiştir

**********

Anlamını anlamadan okunan veya ezberlenen ne varsa tümü, insanın düşünmesini durdurur. Gerek dini olsun gerek milli olsun Türk eğitim sistemi, bu yanlış yaklaşımı sürdürdüğü için, halkın düşünme yeteneğinin gelişmesi önlenmiş ve halk, kendisi yerine düşünenlerin güdümüne girmiştir

**********

“Beni yok etmeyen acı, daha güçlü olmamı sağlar.” Dr. Martin Luther King.

İnsanın çektiği acıların anlamını bulması, ona yaşamının en zor dönemlerinde bile yardımcı olur. İnsan, iyi düşünürse, acılarının arkasında kendine özgü anlam ve değerler bulur. Acı, insanı duyarlı ve nazik yapar

**********

Gazeteci Nevzat Çiçek: “Diğer cemaat ve tarikatlara da operasyon gelebilir.” https://www.haberturk.com/diger-cemaat-ve-tarikatlara-da-operasyon-duzenlenecek-mi-gazeteci-nevzat-cicek-ten-flas-aciklamalar-2060167.

Bu Türkiye’nin bekası için elzemdir

**********

Yüzüne vururlar ayıbını elin,

Hiç kendi suçunu gören olur mu?

Kabahat kız olsa etseler gelin,

Acaba gerdeğe giren olur mu?

NECDET RÜŞTÜ

MŞ:(1)CHP yönetiminde kimse kabahatli değil

(2)FETÖ, cemaat ve tarikatların ülke geleceğini tehdit eder duruma gelmesinde  kimse kabahatli değil

***********

Nesnellikten uzak ezber eğitimin, bilgisi inançlar olan yobazlığın, vahşi kapitalizmin yarattığı yoksulluğun, kazanç ve kariyerde ilerleme sağlayan yağcılığın egemenliği sürdükçe, çok okuyanlar ve özgür bilgi üretme yeteneği olanlar, azınlıkta kalmaya ve hakarete uğramaya mahkumdur

**********

Olumsuz düşünme, tutum ve davranışlarını giderek azaltan insanlar, diğerlerine oranla, mutluluğa ulaşma olasılıklarını artırmış olurlar. Olumlu yönde değişmesi gerektiğine inanan insan, daha sonra bu inanç ve azmini eyleme dökerek, mutluluk yönünde yol almaya başlar, huzuru bulur

**********

Descartes, yaklaşık 10 yılını “var mıyım yok muyum?” diye düşünerek felsefesini geliştirmiş ve “düşünüyorum öyleyse varım” demiştir. VARLIK ve HİÇLİK, iki karşıt kavramdır. Bilgi varlık ise, bilgisizlik hiçliktir. Deneyden geçirilmemiş bilgi, hiç değerindedir. İnançlar, kanıtsızdır.

**********

XIV asırda gelişen Rönesans düşüncesi, Ortaçağın dindarlığına karşı tavır almıştır. İnsan, Allah’ın bilgisini anlayabilecek kadar mükemmeldir. Din adamlarının Allah adına verdiği kanıtsız bilgiler yerine, özgür ve eğitimli kişiler, erdemli vatandaşlar, yetenekli kamu görevlileri yetiştirilmesini savunur

**********

Her olayın, bir değil binlerce nedeni vardır. Olay, nedenlerinin kümülatif (birikimli) etkisiyle olur. Olayların nedenlerine bağlanmasına, BİLİM (İŞLEV) denir. 15 Temmuz 2016 olayı nedenlerine bağlanamamış, FETÖ hareketi diye tek bir neden gösterilerek geçiştirilmiştir.

*********

Başka insanlarla içten bağlantılar kuran kişi, kendi gücünü ve yaşamdan tat alma becerisini geliştirmiş olur. Yakın ilişkide olduğu kişiler sayesinde de, diğer insanlara güç ve neşe verir. Antisosyal kişilik bozukluğu (sosyopat) olan kişiler  yalnız, huzursuz mutsuz ve sevimsizdir

*********

Güzel huyu, kusursuz kişiliği ve diğer üstünlükleri kendine özgü güzelliğinde ahengini bulan bir sevgiliye kavuşmaktan daha güzel başka bir güzellik yoktur. Aşk iyiden iyiye gönülde yerleşince, yürekte kor gibi beslenen sevgi, hareketlerde ve gözlerde ortaya çıkar ,gizlenemez olur

*********

Ne kadar ararsanız arayınız, dünyada ölümün ziyaret etmediği hiçbir ev bulamazsınız. Hangi eve bakarsanız bakınız, tümünden bir çocuğun, eşin, ebeveynin ya da hizmetçinin ölmüş olduğunu görürsünüz. Ölüm yasası, tüm canlılar için geçerlidir. O halde dünyaya tapmak aptallıktır

*************

Bir meraklı arkadaş, aynen şu soruyu sormuş: “Hocam, her gün durmadan yazıyorsunuz, beğenilmek hoşunuza mı gidiyor?”

YANIT: 7 yaşından beri okuyorum. 70 yıllık birikimimi mezara götürmenin günah olduğuna inanıyorum. İzin verin dünyada kalsın.Tabi beğenilmek de çok mutlu oluyor beni

***********

Modern matematik, fizik, kimya, mantık, felsefe, estetik, sanat tarihi, müzik, tiyatro ve diğer alanlarda, 10 dakikacık bile sistemli konuşmaktan aciz olan sözde dindarların Yüce İslam Dini hakkında ahkam kesmeleri, İslam dininin “Haddini Bil” şartını ihlal etiği için çok günahtır

********

Dürüstlük ve yalan ikileminde dürüstlük, her zaman önceliği almıştır. Yalancılar, kendilerini daha iyi hissedebilmek için yalanı pasif, aktif, kara, beyaz gibi türlere ayırma sahtekarlığı yapar. Peygamberler, filozoflar, gerçek devlet ve bilim insanları hiç yalan söylememiştir

**********

Gerçek aşkı besleyen etkenlerin en başta geleni; ötekinin bilerek aldatmayacağına, kandırmayacağına, saklamayacağına, gerçekleri karanlıkta bırakmayacağına duyulan güvendir. Güven bir kez sarsılmaya görsün, gerisi çorap söküğü gibi sona doğru gider

***********

İngilizce to have sahip olmak ve to be var olmaktır. Fransızca verbe avoir sahip olmak ve verbe etre var olmaktır. Türk kültürü, sahip olmayı önemsetirken, var olmayı ihmal eder. İnsan kendisi değilse, sahip olduklarının hiçbir anlamı yoktur. Olsa olsa ancak, malının kölesi olur

************

Ailede, işletmede, siyasi partide, cemaatte ya da evlilikte, kısacası her türlü yaşamında insan kendisi olarak var olabiliyorsa, çakma akıllı veya çakma bilinçli değil; aklı hür, irfanı hür, vicdanı hür, kendine saygılı bir birey olarak yaşar ve kendini gerçekleştirmiş bir birey olarak dünyayı terk eder

***********

Yobaz inadından vaz geçerek doğal sistemlere akıl gözüyle bakarsanız, öfkeyle öldürmeye çalıştığınız bir sivrisineğin, evrenden büyük olduğunu görürsünüz. Sivrisinek, kendisini küçümseyen filin kulağına girip ısırarak, koskoca fili, kafasını taşlara çarptıra çarptıra öldürmüştür

***********

Babası bir dostuna, “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” diyerek, “çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor” demek istemiştir. Orta doğu dünyası, yaklaşık 1400 yıldır İslam dinini tartışır, ancak aynı yerde patinaj yapar durur, Müslümanı huzurlu kılacak yere gelemez

**********

De ki “Hiç, biliyor olanlarla bilmiyor olanlar/bilimden nasipli olanlarla bilimden nasipsiz olanlar eşit olur mu? ZÜMER Ayet 9.

Varlıkların yapı ve işleyişini, araştırma yöntem ve deneyleri kullanarak gerçeğe ya da gerçekliğe bağlayan yasalara, formüllere ve tanımlara BİLİM denir

*********

İnsanların hemen hepsi, sorun çözücü ve yaratıcı düşünürler olarak doğar. Ancak, güncellenmemiş çağ dışı eğitim, insanların büyük bir kısmının yeteneğini köreltir veya dumura uğratır. Eğitimin yüklediği çağ dışı düşünme kalıpları, insanları akıllarını kiraya vermiş duruma düşürür

*********

Allah rahmet eylesin Hukuk hocamız Yusuf Ziya Binatlı, idam cezaları da veren uzunca hakimlik deneyiminden sonra profesör olmuştu. Hemen her ders bize şu öğüdü verirdi: “Evlenince eşlerinizin ailesine saygılı olun, ama sakın aile işlerinize onları karıştırmayın, Mutlu olursunuz.”

***********

İnsan yaşamının en yakın, en güçlü ve en önemli tanığı eşidir. Evliliğin başlaması, bir yastıkta sürüp gitmesi, sevgiye dayanır. Sevgi, gerektiğinde can dahil ne varsa verme isteğidir. Tanık, eşinin kendisini mutlu etmek için hep verici olduğunu dile getiriyorsa yürür, sorun yoktur

***********

Bizim Orhan Pamuk ve diğerlerinin koşarak almaya gittiği çok büyük dolarlı Nobel ödülünü, “Siz benim eserimi anlayıp not verecek donanımda değilsiniz” diyerek ret eden J.P. Sartre, “TV’de kendimi konuşurken görsem bile doğruluğuna asla inanmam” demiştir. Çok doğru bir saptama

**********

Rahmetli büyük annem “Erkek kokusu almış olan bir kızı hiç bekletmeden hemen evlendirin. Erkek kokusu almış bir kere çare bulamazsınız” derdi. Ben büyük annemin sözü doğru mudur değil midir, hala karar verebilmiş değilim

***********

Belirli miktarda bir paranın dönem başındaki değeri, dönem sonundaki değerinden daha büyüktür. Paranın ilk dönem değer ile son dönem değeri arasındaki farka, PARANIN ZAMAN DEĞERİ denir. Örneğin, bugünkü 100 lira, 2 yıl sonraki 100 liradan daha değerlidir. Enflasyon parayı daha hızlı yıpratır

**********

İnsanlar arasında fark gören, aslında zaten insan değildir. Peygamberimiz Hz. Muhammet’e indirilen Yüce Kuran ve O’nun Kuran’ı esas alarak yaptığı uygulamalar, daha öncekiler tarafından yaratılan insanlar arasındaki büyük farkı kaldırma yönünde gelişmiştir. İnsan Hakları, ilahidir

***********

Bugün değeri bilinen paranın belirli bir faiz oranı üzerinden dönem sonundaki değerini hesaplamaya FAİZLENDİRME, dönem sonundaki değeri belli olan paranın bugünkü değerini hesaplamaya da İSKONTOLAMA denir.

************

Sıfırdan başlayarak yeni fikir üretilemez. Yeni bir fikir ileriye sürebilmek için,  konuya ilişkin olarak dünyada bu güne kadar üretilmiş fikirlerin bilinmesi gerekir. Türkler, genellikle dünyayı tanımadıkları için, Amerika’yı yeniden keşfeder, ateşi yeniden bulur duruma düşerler.

*************

İhtiyaç, istek ve arzularınızı saptamak ve karşılamak için, gereğinden fazla zaman harcarsanız ihtiyaç, istek ve arzularınız kendiliğinden biter. Zaman tüm sorunları bir şekilde çözer, ancak her çözüm, çözümlenmesi gereken yeni sorunlar yaratır.İhtiyaç, istek ve arzular sonsuzdur

*********

Herkes, diğerinden biraz daha eşit olmak ister. Başka deyişle, herkes bana karşı değil, herkes kendi yanındadır. Eşit olanlar köle düzeyine iner, daha eşit olanlar da efendilik mertebesine çıkar. İlişkilerin temelinde bu karşıtlık yatar. Köleliği kabul edenin karnını efendisi doyurur

**********

Sevgili Arkadaşlar, Kadıköy’de apartmanın yöneticisiyim. Projeye aykırı inşaat, kat mülkiyeti, dükkan kiracısının ortak kullanım alanlarını ve otoparkları ticari amaçla kullanması davalarında uzman, deneyimli, tuttuğunu koparan bir avukat önerir misiniz lütfen. msahin@anadolu.edu.tr

************

İnsanlara zarar veren, onları inciten sözlere ve davranışlara, kötülük denir. Kötülük yapan insanın kötülüğünü aklayan hiçbir din yoktur. O halde, neden yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu ileri sürülen Türkiye’mizde insanlar birbirine her an, her yerde zarar verir ve incitir?

**********

Hayırlı Cuma ibadeti dilerim. Bugün Cuma vaazının ve Cuma hutbesinin, araç sürücülerinin keyfi korna çalmalarının, özellikle de çalışanları, yaşlıları ve bebekleri tatlı uykularından uyandıran sabahın erken saatlerindeki korna çalmalarının kul hakkı yemek olduğu üzerine olmalıdır

***********

Kendinizin, ailenizin, kurumunuzun ÜSTÜN yönlerini alt alta yazınız. Kendinizin, ailenizin, kurumunuzun ZAYIF yönlerini de  alt alta yazınız. Üstünlükleri devam ettirmeye ve daha da artırmaya, zayıflıkları da üstünlük haline getirmeye çalışırsanız, rekabette üstünlük sağlarsınız

*************

Bu satırların yazarı, bugüne kadar hiçbir dernek, vakıf, örgüt, kulüp, parti ve benzeri resmi veya gayri resmi kuruluşun üyesi olmadığı için, tüm kararlarını kendi özgür iradesiyle vermiş ve özgürlüğün doyumsuz tadını yaşamıştır. Engellemelere rağmen, rızkı hiç daralmamış, sürekli artmıştır

************

Doğada geometrik varlık ve şekil yoktur. İnsan icadı olan geometrik varlıklar yapaydır ve çirkindir. Doğallığı, doğayı sevmeyen insan yoktur. Doğayı en iyi taklit eden kişi en iyi sanatçı, tasarımcı, mühendis ve yöneticidir. Örneğin, kuşu en iyi taklit eden en iyi uçak mühendisidir

************

Bugünkü İstanbul Doğu Roma’nın, Bugünkü Roma Batı Roma’nın başşehridir. Aralarında kültür açısından okyanuslar kadar fark vardır. Önemli farklardan birisi de şudur: Roma’nın hiçbir yerinde tabela görünmez, çığırtkan ve korna sesi duyulmaz, gece hiç kimse yokken bile kırmızı ışıkta beklenir

***********

Güncel yönetim ve organizasyon biliminin örgütlenme ilkelerine göre örgütlenmiş bir siyasi parti üyesinin gücü, doğaçlama yöntemiyle örgütlenmiş 1 milyon insanın gücüne eşittir. AK Parti, birinci örgütlenme türünün, CHP ikinci örgütlenme türünün örneğidir. Son seçimde CHP’nin hali

***********

Oluş, karşıtların savaşıdır. Karşıtlar arasındaki savaş olmasaydı, varlık olmazdı. Evren, iyinin / kötünün; doğrunun / yanlışın; adaletin / adaletsizliğin ve tüm bilinenlerin zıtlığı ve zıtların birbiriyle savaşı ile vardır. Örneğin gün, gece ile gündüzün birbirini kovalamasından olur

*********

Yüce Yaratıcı, insanın yazılımını yapıp yaratırken, birçok güzellik yanında, içine bir de aşkı koymuştur. Aşk olmasaydı, bu güne kadar insanlık biter, son bulurdu. Aşkın her âşıka göre değişen anlamları vardır. Ancak, can dahil ne varsa hepsini verme isteği yoksa, aşk değildir o!

**********

“Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk,

Varlığı görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim!”

Neşet ERTAŞ

MŞ BENZETMESİ:

“Biz Anadolu gençleri binlerce yıldan beri hep şehit olduk,

Yaşamayı hiç görmedik ki, ölümden şikâyet edelim!”

“Biz Anadolu halkı hep yoksulduk, varlık hiç görmedik ki”

***********

Reklamlar ikiye ayrılır: (1) Doğru bilgi vererek tüketiciyi aydınlatan reklamlar, (2) Duyguları harekete geçirerek, tüketicilerde satın alma isteği yaratma amaçlı reklamlar

Doğru bilgi verici reklam ile yalan bilgi verici ve duygu sömürücü reklamı birbirinden ayıramayan tüketicinin kazıklanma ihtimali çok yüksektir

***********

Sevenin sevgiliyi boyuyla, teniyle, saçıyla, tavrıyla, aklıyla ve benzeri üstün özellikleriyle yüceltmesi eksik kalır. Sevgiliyi, tüm kusurlarıyla bir bütünlük içinde görüp sevmek gerekir. En başta kusurlarıyla birlikte sevmeyenlerin, ilerleyen zamanlarda ayrılma olasılığı büyüktür

***********

ALWIN TOFLER’E GÖRE DÜNYAYI TEMELDEN SARSAN ÜÇ DALGA

1.BİRİNCİ DALGA: TARIM ÇAĞI (?-1779)

2.İKİNCİ DALGA: SANAYİ ÇAĞI (1779-1957

3.ÜÇÜNCÜ DALGA: BİLGİ ÇAĞI (1957’de Spunik’in uzaya fırlatılmasından bugüne)

TÜRKİYE, birinci dalgadan ikinci dalgaya geçiş aşamasında bocalamaktadır

**********

İnsanoğlu, doğa karşısındaki acizliğini, KADER olarak nitelendirir. Doğal yasalar, insanoğlunun değişmez kaderidir. Örneğin Yer Çekimi Yasası kaderimizdir. Bu yasayı, değiştirmek isteriz de değiştiremeyiz. Kadere isyan ederek bir gökdelenden atlarsak, kendi kaderimizi yazmış oluruz

********

Kaldırımlar, caddeler, sokaklar, binalar, dükkanlar, lokantalar, sahiller, heykeller, çarşılar, pazarlar ve trafik dahil her ne varsa bütün nesneler, estetik yaşantıya birinci öncelik verilerek tasarlanmış ve yapılmış olsaydı, dünyada İstanbul’dan daha güzel başka şehir olmazdı.

*********

YENİ KAVRAM: YÖNETİM KÖRLÜĞÜ

Kurumların, özellikle devletin yapı ve işleyişindeki hataların, risklerin ve fırsatların algılanamaz duruma gelmesine, YÖNETİM KÖRLÜĞÜ denir

*********

Endişeden, kederden, korkudan, gelecek kaygısından, karamsarlıktan, üzüntüden uzak olma haline HUZUR denir. Huzur, aslında mutluluktan da önce gelen bir dinginlik kavramıdır.

ABD küstahlığı, huzurumuzu daha da çok bozar hale geldi. Umarım bir gün “Ya istiklal ya ölüm” diyebiliriz

*********

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu döviz miktarı, dışarıya sattığı mal, hizmet ve bilgi karşılığı elde ettiği döviz miktarından azsa, ülkede döviz darboğazı var demektir. Bu durum, giderek artan oranda sürüp giderse, yüksek faiz oranıyla dış borç, döviz fiyatı ve dışa bağımlılık artar

********

Taş fikirle yumuşar hamur olur, ancak Orta Çağ değerleri yüklenerek şartlandırılmış taş kafaları fikirle yumuşatmak mümkün değildir. Bu kafalara,uzay çağı fikirlerinin girmesi imkansızdır. Ezber eğitimin şartlandırdığı insanlar, kendilerine benzemeyenlere hakaret ederek tatmin olur

*********

Sürekli tekrarlıyorum: İKTİSAT (EKONOMİ) = TASARRUF

1938’e kadar tasarruf eğilimi çok yüksek, tüketim eğilimi düşüktü. 1950’den sonra tasarruf eğilimi giderek azaldı; Devlet ve toplum borçlanarak çok tüketir oldu. Türkiye, TÜKETİM TOPLUMUNA dönüştü. Kısa dönemde kur daha da artacaktır

*********

MŞ ÖNERİSİ: Size ısrarla laf yetiştirmeye çalışan kişinin gözünün içine bakarak “1’i tanımlar mısınız” diye sorunuz. Kesinlikle tanımlayamaz. O zaman “1’in kare kökü kaç?” diye sorunuz. Bilemezse “Haklısın” deyip tartışmayı hemen kesiniz. Devam ederseniz, düzeyine inmiş olursunuz

********

Zeka, sorun çözme becerisidir. Bilinç; acı, haz, neşe, aşk, öfke, nefret gibi duyguları algılama becerisidir. Akıl ise; iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı, güzeli çirkini, yararlıyı zararlıyı ve diğer ikilemleri karşılaştırma becerisidir. Deha da bunların bir insanda eksiksiz işlemesidir

*********

Her insanın, her toplumun kendine özgü efsaneleri, öyküleri, yaşam biçimleri ve değerleri varken, geçen yüzyılda New York, Londra, Berlin ve Moskova seçkinleri; faşist anlatı, komünist anlatı ve liberal anlatı formüle etti ve dünyaya dayattı. İnsanları, modern köle yaptılar

**********

Değişimin olmadığı ortamlarda zaman yoktur. Örneğin, evrende yıl ve yılbaşı yoktur. İnsan dışındaki canlılar aynı kaldığı için, onlarda da zaman bilinci yoktur. İnsanın kavramlaştırdığı zaman, değişim birimidir. Örneğin MŞ, fizik ve fikri açıdan 75 birim değişmiştir

**********

Genel olarak insanlar kendileri, çevreleri, ülkeleri, dünya ve evren hakkında, sandıklarından çok daha az, azın da azı bilgiye sahiptirler. Yaşamlarını devam ettirebilmek için, başkalarının uzmanlığına muhtaçtırlar. Bu gerçeğe rağmen, kendileri dışındaki insanları küçük görerek böbürlenirler

**********

Biçimlerin, sayıların ve niceliklerin yapılarını, özelliklerini, aralarındaki bağıntıları tümden gelim yöntemi ve akıl yürütme yaklaşım yoluyla inceleyen ve aritmetik, geometri, cebir gibi dallara ayrılan bilim dalına MATEMATİK denir. Matematik otorite kabul etmez. Doğruları kesindir

**********

RENE DESCARTES (DEKART) SEPETİ: içine doğduğumuz aile ve kültür, bilincimize sağlam ve çürük elmalarla doldurmuştur. Bilinç sepetimizden çürük elmaları tek tek bulup atmak, akla aykırıdır. Doğru olan, sepeti ters çevirip hepsini yere dökmek ve varsa doğru bilgiler, onları tekrar sepete koymaktır

**********

Sevgili arkadaşlarım, doğum günümü o kadar güzel dileklerle kutladınız ki, içimde en az 150 yaşına kadar sağlıklı olarak yaşarım gibi bir duygu belirdi. Tüm öğrencilerime, arkadaşlarıma ve dostlarıma tek tek teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunarım

**********

Çocuksun ihtiyaçların karşılanır,

Mutlu olursun ya da karşılanmaz ağlarsın,

Sonra istemeyi, arzuyu öğretirler,

Koşarsın peşinde tutamaz, durursun;

Orta yaş gelir, arkana döner bakarsın,

Yazık olan gençliğine ah edersin!

Yaşlısın artık,

Bırakırsın kendini huzurun hazzını yaşamaya.

*********

İnsanları üretken davranışlara yöneltmeye, motivasyon (güdüleme) denir. İnsanların yaşama sevincini azaltıcı söylem ve eylemlere, zulüm denir. Hak etmeden çıkar elde etmeye yönelik söylem ve eylemlere yalakalık, dalkavukluk ya da kısaca asalaklık denir

*********

Görünen duyu organları yanında, birer de görünmez duyu organları vardır. Örneğin, görünen çeşitli biçim ve renkteki nesnel göze paralel işleyen bir de gönül gözü vardır. Gönül gözüne, Türk insanı, bazen duygusal kalp veya gönül adını da verir. Başka dilde gönül sözcüğü hiç yoktur

********

İktidar hırsının en fazla sivrildiği, yıpratıcı yanlarının en belirgin biçimde ortaya çıktığı ilişkilerin en başında aşk gelir. Taraflardan birisi, eğer isterse diğerini eğer, büker, eritir, muma çevirir ve en sonunda tam hükmü altına alabilir. Tek taraflı aşk, zaten aşk değildir

**********

GERÇEKCİ OLMAYAN İYİMSERLİK ÖRNEKLERİ

Sigara içen, kansere olmayacağına inanır

Araba kullanan kaza yapmayacağına inanır

Nikahlanan ayrılmayacağına inanır

Çalışan işten atılmayacağına inanır

Ucuz mal alan kaliteli olduğuna inanır

Yoğun bakıma giren iyileşeceğine inanır

CHP seçimde birinci parti olacağına inanır

**********

HİÇ DÜŞÜNMEDEN YAPILAN SEÇİM ÖRNEKLERİ

Patlamış mısırlar bayat olsa bile yenir

Tok olunsa bile yemek bedavaysa yenir

Çikolata ikramında markaya bakılmadan bir tane yenir

Otostop yapan güzel bir kadını, erkek sürücü arabasına alır

AK partiden ayrılan Abdüllatif Şener’i CHP milletvekili yapar

**********

İnsanlar kaybetmeye karşıdır. Kişi, çok çeşitli nedenle, şimdiki (halihazır) durumunu muhafaza etmeye çalışır. Bu davranışa, statüko eğilimi denir. Bu eğilim, kolayca istismar edilebilir. Yönetenler, kendilerinin yokluğunda hemen herkesin mevcut statükosunu kaybedebileceğini ima eder

Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde, Anadolu Üniversitesi İİB Fakültesinde, Boğaziçi Üniversitesi İİB Fakültesinde eğitim ve öğretm yaptı. Anadolu Üniversitesinden emekli oldu. Halen İstanbul Arel Üniversitesi öğretim üyesidir.
İnternet sitesi http://mehmet-sahin.com
Yazı oluşturuldu 13

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön